Bu pazara satış yapmaları imkansızdı.لم يكن بوسعهم البيع لتلك الفئة.
Bu pazara satış yapmaları imkansızdı.軽犯罪では
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.(2)Die Kommission unterbreitet dem Europäischen Parlament und dem Ministerrat einen Vorschlag.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Ces mesures sont dissuasives et offrent une protectioneffective dans les États membres.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.De leden van de Europese Investeringsbank zijn de lidstaten.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Enligt denna punktskall ministerrådet besluta i enlighet med artikel I-43.3.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Ministerineuvosto vahvistaa kyseisen jäsenvaltion osallistumisen unionin ulkoasiainministeriä kuultuaan.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Ministerrådet træffer afgørelse efter høring af Europa-Parlamentet og Revisionsretten.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Non possono recare pregiudizio al mercato interno né alla coesione economica, sociale eterritoriale.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Takáto spolupráca nenarušuje vnútornýtrh alebo hospodársku,sociálnu a územnú súdržnosť.
Bu tür bir işbirliği, iç pazara veya ekonomik, sosyal ve bölgesel uyuma zarar vermemelidir.Той изготвя свой вътрешен правилник.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Azt akarja, hogy gyermeke egészséges legyen, hogy ő elmehessen a piacra és ne kelljen otthon maradnia.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Chce, aby boli jej deti zdravé, aby ona mohla ísť na trh a nemusela zostať doma.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Chce by jej dziecko było zdrowe - może jechać na rynek i nie zostaje w domu.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Cô muốn lũ trẻ ở nhà được khoẻ mạnh, để cô có thể đến chợ và không phải ở lì tại nhà.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Hon vill att hennes barn ska vara friska, så att hon kan åka till marknaden och inte måste stanna hemma.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Ia ingin anaknya menjadi sehat, agar ia bisa pergi ke pasar dan tidak perlu berdiam di rumah.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.그녀는 그녀의 자식이 건강하길 바랍니다 그래야 집이아닌 시장에 나갈수 있으니까요
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Quer que o seu menino seja saudável, para poder ir ao mercado e não ter de ficar em casa.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Quiere que su hijo esté sano, para poder ir al mercado y no tener que quedarse en casa.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Sie will, dass ihr Kind gesund ist, damit sie auf den Markt gehen kann und nicht zu Hause bleiben muss.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Vrea sa aiba un copil sanatos, ca sa se poata duce la piata si sa nu fie nevoita sa stea acasa.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Vuole che i figli siano sani, così può andare al mercato e non deve restare a casa.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Ze wil dat haar kind gezond is, zodat ze naar de markt kan gaan en niet thuis hoeft te blijven.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Вона хоче, щоб її дитя було здоровим, аби вона могла виходити на ринок і не мала би залишатись вдома.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Иска детето й да е здраво, за да може да отиде до пазара и да не стои в къщи, за да го наглежда.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.Она хочет, чтоб ребенок был здоров - она сможет ездить на рынок, а не сидеть дома.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.היא רוצה שהילד שלה יהיה בריא, כדי שהיא תוכל ללכת לשוק ולא תהיה חייבת להישאר בבית
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.هي تريد أن يكون طفلها سليما معافى, حتى تستطيع الذهاب إلى السوق و لا تضطر البقاء معه في المنزل.
Çocuğunun sağlıklı olmasını istiyor, böylece pazara gidebilir evde kalmak zorunda olmaz.子供が健康であることを願います 彼女は社会基盤も望んでいます--道路が舗装されていると良いのです、
Dolayısıyla Google Arama, iki taraflı pazara bir örnektir.Entonces, la búsqueda de Google es lo que llamamos un mercado de dos plataformas.
Dolayısıyla Google Arama, iki taraflı pazara bir örnektir.구글 검색 같은 이러한 경우를 '양면시장'이라 부릅니다
E) ‘Esnek mekanizmalar’, pazara dayalı yaklaşımlar tarafından diğer ülkelerdeD ) In den hier angeführten Änderungen der Treibhausgasemissionen sind die
E) ‘Esnek mekanizmalar’, pazara dayalı yaklaşımlar tarafından diğer ülkelerdeE) 'Flexibele mechanismen' is een term die wordt gebruikt om de middelen
E) ‘Esnek mekanizmalar’, pazara dayalı yaklaşımlar tarafından diğer ülkelerdeE ) „Flexibilný mechanizmus“ je termín používaný na zhrnutie prostriedkov
E) ‘Esnek mekanizmalar’, pazara dayalı yaklaşımlar tarafından diğer ülkelerdeE ) Izraz 'prožni mehanizmi' se uporablja za tržne pristope k doseganju
E) ‘Esnek mekanizmalar’, pazara dayalı yaklaşımlar tarafından diğer ülkelerdeE) "Joustomekanismit" on termi, jota käytetään yhteisnimenä kuvaamaan
E) ‘Esnek mekanizmalar’, pazara dayalı yaklaşımlar tarafından diğer ülkelerdeεπιβράδυνση οφείλεται εν μέρει στα μέτρα μετριασμού.
Fakat okula yapılan kamu yatırımına çok müteşekkir böylece sayabiliyor ve pazara ulaştığında kandırılmayacak.Jest też wdzięczna za inwestycje publiczne w nauczanie - dzięki nim umie liczyć i nikt jej nie oszuka.
Fakat okula yapılan kamu yatırımına çok müteşekkir böylece sayabiliyor ve pazara ulaştığında kandırılmayacak.Je velice vděčná za veřejné investice do školství, takže dokáže počítat, a nebude na trhu ošizená.
Fakat okula yapılan kamu yatırımına çok müteşekkir böylece sayabiliyor ve pazara ulaştığında kandırılmayacak.그리고 그녀는 사회가 교육을 위해 투자한다는것에 정말 감사합니다. 숫자를 셀수있으면 시장에서 장사할때 사기를 안당하잔아요.
Fakat okula yapılan kamu yatırımına çok müteşekkir böylece sayabiliyor ve pazara ulaştığında kandırılmayacak.Ugyanakkor nagyon hálás a közoktatásért, mert tud számolni és nem csapják be amikor a piacra ér.
Fakat okula yapılan kamu yatırımına çok müteşekkir böylece sayabiliyor ve pazara ulaştığında kandırılmayacak.Она благодарна инвестициям в образование - ведь она уже умеет считать, и на рынке ее не обманут.
Fakat okula yapılan kamu yatırımına çok müteşekkir böylece sayabiliyor ve pazara ulaştığında kandırılmayacak.אבל היא אסירת תודה להשקעה הציבורית בבתי הספר כך שהיא יכולה לספור, ולא תהיה מרומה כשהיא תגיע לשוק
Fakat okula yapılan kamu yatırımına çok müteşekkir böylece sayabiliyor ve pazara ulaştığında kandırılmayacak.و لكنها أيضا شاكرة للإستثمار الشعبي في التعليم فهي تستطيع العد, ولن يتم خداعها وهي في السوق
Fakat okula yapılan kamu yatırımına çok müteşekkir böylece sayabiliyor ve pazara ulaştığında kandırılmayacak.数を数えられるようになりました、市場に行ってもだまされることはないでしょう。 彼女は市場に出られて、家にいる必要がないよう
Hammadeleri pazara ulaştırmak.C'est à propos de l'offre et de la disponibilité.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.Damals ging es um Angebot und Verfügbarkeit.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.Este vorba despre aprovizionare și disponibilitate.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.Esto se trata de provisiones y disponibilidad.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.Ez az ellátásról és az elérhetőségről szól.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.Het gaat over aanbod en beschikbaarheid.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.여기서 핵심은 공급과 확보 가능성입니다.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.Najważniejsze są podaż i dostępność.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.Si tratta di rifornimento e disponibilità.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.Tập trung vào cung cấp và tính có sẵn.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.Έχει να κάνει με την προμήθεια και τη διαθεσιμότητα.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.Дело в предложении, наличии и доступности.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.Става дума за предлагане и наличност.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.מדובר בהיצע וזמינות,