Ana içeriğe geç
Sözlük

pazar ile cümle

pazar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom pazartesileri sevmiyor.Tom doesn't like Mondays.
Onu muhtemelen önümüzdeki pazartesi yapacağım.I'm probably going to do that next Monday.
Sanırım bunu pazartesi gününden önce yapmayı bitirmemiz önemlidir.I think it's important that we finish doing this before Monday.
Pazartesiye kadar onu yapmayacağım.I'm not going to do that until Monday.
Tom her pazartesi akşamı gelir ve benimle müzik çalardı.Tom used to come over every Monday evening and play music with me.
Gelecek pazartesi günü Fransızca olarak konuşma yapmak zorundayım.I have to give a speech in French next Monday.
Sence pazartesi gününe kadar onu yapmayı bitirebilir misin?Do you think you can finish doing that by Monday?
Chuck's Diner pazartesi günleri kapalıdır.Chuck's Diner is closed on Mondays.
Onu pazartesi yapmam gerekiyor.I'm supposed to do that on Monday.
Tom geçen pazartesi akşamı evde değildi.Tom wasn't home last Monday evening.
Tom geçen pazartesi onun üzerinde çalışıyordu.Tom was working on that last Monday.
Geçen pazartesi öğleden sonra meşgul müydün?Were you busy last Monday afternoon?
Annen geçen pazartesi meşgul müydü?Was your mother busy last Monday?
Annen geçen pazartesi yoğun muydu?Was your mother busy last Monday?
Pazartesi günü Boston'da olmayacağım.I won't be in Boston on Monday.
Mağazalar pazar günü kapalıdır.The stores are closed on Sunday.
Tom'un Pazartesi günü bunu yapmak istediğini bilmiyordum.I didn't know Tom wanted to do that on Monday.
Tom pazarlık yaptığı düşünüyor.Tom thinks he got a bargain.
Tom geçen pazartesi akşamı öldü.Tom died last Monday evening.
Hâlâ eskisi gibi her Pazartesi Tom'la çıkıyor musun?Do you still go out with Tom every Monday like you used to?
Onu pazartesiden önce yapmak zorundayım.I have to do that before Monday.
Hala her pazar kiliseye gidiyor musun?Do you still go to church every Sunday?
Her pazartesi Tom ile hâlâ çıkıyor musun?Do you still go out with Tom every Monday?
Gelecek pazartesi Tom ile buluşacağım.I'll meet Tom next Monday.
Önümüzdeki pazartesi Tom'la buluşacağım.I'll meet Tom next Monday.
Pazartesileri boş değil misin?Aren't you free on Mondays?
Pazartesi günleri boş olmuyor musun?Aren't you free on Mondays?
Her pazartesi öğleden sonra Tom ile hâlâ satranç oynuyor musun?Do you still play chess with Tom every Monday afternoon?
Tom her zaman Pazartesi günü burada mı?Is Tom always here on Monday?
Pazartesi günü tenis oynayalım.Let's play tennis on Monday.
Buraya sadece pazartesi günleri gelirim.I only come here on Mondays.
Pazartesi günü seninle gidemem.I can't go with you on Monday.
Pazartesi günü Boston'da olmalıyım.I must be in Boston on Monday.
Tom gelecek pazartesi Boston'dan dönmüş olacak.Tom will be back from Boston next Monday.
Onu asla pazartesi günü yapmam.I never do that on Monday.
Pazartesi günü dönmeyi umuyorum.I hope to be back by Monday.
Pazartesi dönmüş olmayı umuyorum.I hope to be back by Monday.
Pazar günü Tom bir doğum günü pastası yedi.Sunday, Tom ate a birthday cake.
Tom Pazartesi sabahı Boston'dan erken ayrıldı.Tom left Boston early Monday morning.
Tom ve Mary'nin Pazartesi günü çalışması gerektiğini sanmıyorum.I don't think Tom and Mary have to work on Monday.
Tom'un sınıfı geçen pazartesi bir okul gezisine çıktı.Tom's class went on a field trip last Monday.
Tom'un sınıfı geçen pazartesi bir arazi gezisine çıktı.Tom's class went on a field trip last Monday.
Bir sonraki toplantımız önümüzdeki pazartesi olacak.Our next meeting will be next Monday.
Bir sonraki görüşmemiz gelecek pazartesi olacak.Our next meeting will be next Monday.
Bu müze pazartesi günü açık değil.This museum isn't open on Mondays.
Konferans pazartesi başlıyor.The conference starts on Monday.
Yeni işim pazartesi günü başlıyor.My new job starts on Monday.
Yeni işim pazartesi başlıyor.My new job begins on Monday.
Pazartesi Tom'la konuşacağım.I'll talk to Tom on Monday.
Önümüzdeki pazartesi önemli bir toplantıya katılmak için Boston'da olmak zorundayım.I have to be in Boston next Monday to attend an important meeting.
Bakıyorum da kendini pazarlamakta çok iyisin.You are such a self-promoter.
Pazartesi seninle bağlantıya geçerim.I'll get in touch with you on Monday.
Tom pazartesiye kadar beklemeye karar verdi.Tom has decided to wait until Monday.
Tom buraya pazartesi geldi.Tom got here on Monday.
Tom'un Pazartesi günü evde olacağını biliyorum.I know Tom will be home on Monday.
Ne pazarlık!What a bargain!
Pazartesi günü gerçekten soğuktu.It was really cold on Monday.
Tom her zaman Pazartesi günü evdedir.Tom is always home on Monday.
Tom pazartesileri yemek pişirmez.Tom doesn't cook on Mondays.
Pazartesi sabahına kadar bekleyemem.I can't wait until Monday morning.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod