Bunu pazartesiye kadar bitiremeyiz.We can't finish this by Monday.
Pazartesi günü onu yapacağım.I'm going to do that on Monday.
Gelecek pazartesiye kadar burada olacağım.I'll be here until next Monday.
Onu bazen pazartesi günleri yaparım.I sometimes do that on Mondays.
Pazartesi piyanomu akort ettim.I had my piano tuned on Monday.
Tom'un pazartesileri evde olduğunu düşünmüyorum.I don't think Tom is home on Mondays.
Pazartesi çalışmama gerek yok.I don't need to work on Monday.
Tom'un pazartesi günü evde olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom was home on Monday.
Tom pazartesi akşamı bir parti veriyor.Tom is having a party Monday evening.
Pazartesileri hiçbir şey yapmam.I don't do anything on Mondays.
Tom'un ne derse desin pazartesiye kadar kalmayı planlıyorum.I plan to stay until Monday no matter what Tom says.
Pazartesi neredeyse hiç çalışmam.I almost never work on Monday.
Geçen pazartesi nereye gittin?Where did you go last Monday?
Bu dükkan pazartesi açık mı?Is this store open on Monday?
Onu genelde pazartesileri yaparım.I usually do that on Mondays.
Geçen pazartesi evde kaldım.I stayed at home last Monday.
Tom pazartesi öğleden sonra parka gitti.Tom went to the park on Monday afternoon.
Tom geçen yıl her pazartesi yüzmeye gitti.Tom went swimming every Monday last year.
Tom, pazartesi hariç her gün yaklaşık 2.30'da eve gelir.Tom gets home at about 2:30 every day except Monday.
Pazartesi günü işe gitmem.I don't go to work on Monday.
Gelecek pazartesi yürüyüşe çıkabilir miyiz?Can we go hiking next Monday?
Tom her pazartesi gecesiı arkadaşlarıyla poker oynar.Tom plays poker with his friends every Monday night.
Haftaya pazartesi evde olmayacağım.I won't be home next Monday.
Gelecek pazartesi evde olmayacağım.I won't be home next Monday.
Önümüzdeki pazartesi evde olmayacağım.I won't be home next Monday.
Bir sonraki pazartesi evde olmayacağım.I won't be home next Monday.
Pazartesi günleri onu nadiren yaparım.I seldom do that on Mondays.
Pazartesi hapisten çıktım.I got out of jail on Monday.
Tom asla pazartesi günü çalışmaz.Tom never works on Monday.
Bunu pazartesi günleri sık sık yaparım.I often do that on Mondays.
Tom asla Pazartesi günü yemek yapmaz.Tom never cooks on Monday.
Seninle pazartesi buluşabiliriz.I can't meet you on Monday.
Seninle pazartesi görüşebiliriz.I can't meet you on Monday.
Hayvanat bahçesi pazartesi açık mı?Is the zoo open on Monday?
Tom pazartesi gecesi Mary'nin çocuklarına bakıcılık yaptı.Tom babysat Mary's children Monday night.
Pazartesi gecesi meşgul müsün?Are you busy Monday night?
Pazartesi ne yapıyorsun?What do you do on Monday?
Haftaya pazartesi görüşürüz.I'll see you next Monday.
Önümüzdeki pazartesi görüşürüz.I'll see you next Monday.
Bir dahaki pazartesi görüşürüz.I'll see you next Monday.
Pazartesi çalışmak zorundayım.I have to work on Monday.
Geçen pazartesi Tom'la bir randevum vardı.I had a date with Tom last Monday.
Geçen pazartesi Tom'la bir buluşmam vardı.I had a date with Tom last Monday.
Pazartesi günü bir randevum var.I have a date on Monday.
Pazartesi bir buluşmam var.I have a date on Monday.
Onlar pazartesi günü açık mı?Are they open on Monday?
Tom'un pazartesi günü evde olacağını sanmıyorum.I don't think Tom will be home on Monday.
Pazartesi burada olacağım.I'll be here on Monday.
Pazartesi izinli misin?Do you have Monday off?
Pazartesi günü açık mısınız?Are you open on Monday?
Pazartesi boş musun?Are you free on Monday?
Tom geçen pazartesi Boston'a geldi.Tom arrived in Boston last Monday.
Gelecek pazartesiye ne dersin?How about next Monday?
Tom'un pazartesi günü bir iş görüşmesi vardı.Tom had a job interview on Monday.
Tom ve Mary pazartesi akşamı bir ziyafet veriyor.Tom and Mary are having a dinner party Monday evening.
Pazartesi günü gidemem.I can't go on Monday.
Tom'un pazartesi günü bir iş görüşmesi var.Tom has a job interview on Monday.
Tom pazartesi günleri geç saatlere kadar çalışmaktan nefret eder.Tom hates to work late on Mondays.
Pazartesi Tom'un otuzuncu doğum günüydü.Monday would've been Tom's thirtieth birthday.
Pazartesi öğleden önce bunu yapmayı bitirmeyi başaramayacağım gibi görünmüyor.It doesn't look like I'm going to be able to finish doing that before Monday afternoon.