paylaşmak ile cümle
paylaşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Pastayı eşit olarak paylaşmak zorundasın.You have to share the cake equally.
Üzüntüyü paylaşmak neşeyi paylaşmaktan daha kolaydır.It is easier to sympathize with sorrow than to sympathize with joy.
Ben bir yabancıyla otel odasını paylaşmak istemiyorum.I don't want to share the hotel room with a stranger.
Şimdilik, bu odayı arkadaşım ile paylaşmak zorundayım.For the time being, I must share this room with my friend.
Bir yabancı ile otel odasını paylaşmak zorunda kaldı.He had to share the hotel room with a stranger.
Çocuklara paylaşmak öğretilmeli.Children should be taught to share.
Almanya, Fransa ile bir sınır paylaşmaktadır.Germany shares a border with France.
Tatlımı benimle paylaşmak ister misin?Would you like to share my dessert with me?
Erkek ya da kız kardeşlerinle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldın mı?Did you have to share a bedroom with your brothers or sisters?
Sırrımı seninle paylaşmak isterim.I'd like to share my secret with you.
Tom paylaşmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to share.
Tom bir odayı erkek kardeşiyle paylaşmak zorunda.Tom has to share a room with his brother.
Bu bilgiyi paylaşmak için herhangi bir zorunluluk altında değilsin.You are under no obligation whatsoever to share this information.
O, kız kardeşiyle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldı.She had to share a bedroom with her sister.
O erkek kardeşiyle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldı.He had to share a bedroom with his brother.
Bunu seninle paylaşmak istiyorum.I want to share it with you.
Onu seninle paylaşmak istedim.I wanted to share it with you.
Seninle bir şey paylaşmak istiyorum.I want to share something with you.
Düşüncelerimi seninle paylaşmak istiyorum.I want to share my thoughts with you.
Ben bilgi paylaşmak için birini arıyorum.I am looking for someone to share knowledge with.
Seninle paylaşmak istediğim bir şey var.There's something I want to share with you.
Paylaşmak istemiyorum.I don't want to share.
Odamı Tom'la paylaşmak istemiyorum.I don't want to share my room with Tom.
Onunla bir oda paylaşmaktan rahatsızlık duymam.I don't mind sharing a room with her.
Mary oyuncaklarını arkadaşlarıyla paylaşmak istemiyor.Mary doesn't want to share her toys with her friends.
Paylaşmak ister misin?Would you like to share?
Arkadaşlarınız ve ailenizle bu dilekçeyi paylaşmak için lütfen aşağıdaki mesajı gönderin.Please forward the message below to share this petition with your friends and family.
Bunu paylaşmak zorundayız.We've got to share this.
Onu paylaşmak istiyor musun?Do you want to share it?
Odasını kız kardeşi ile birlikte paylaşmak zorunda kaldı.He had to share his room with his sister.
O, odasını erkek kardeşiyle paylaşmak zorundaydı.She had to share her room with her brother.
Odasını erkek kardeşiyle paylaşmak zorunda kaldı.He had to share his bedroom with his brother.
Bir banyoyu paylaşmak o kadar da kötü değildir.Sharing a bathroom's not so bad.
Sırlarını paylaşmak kolay değil.It's not easy sharing your secrets.
Senin duygularını paylaşmak istiyoruz.We sympathize with you.
Tom daha gençken bir yatak odasını erkek kardeşi ile paylaşmak zorunda kaldı.Tom had to share a bedroom with his brother when he was younger.
Tom bir yabancıyla bir otel odasını paylaşmak zorunda kaldığını söyledi.Tom said he had to share a hotel room with a stranger.
Onu paylaşmak istedim.I wanted to share it.
Bunu paylaşmak istedim.I wanted to share it.
Paylaşmak istediğin bir şey var mı?Is there anything you'd like to share?
Şu an, bu odayı arkadaşımla paylaşmak zorundayım.I have to share this room with my friend at present.
Bir gün bunu torunlarımla paylaşmak istiyorum.I want to share this with my grandchildren one day.
Tom'un kaz ciğeri seninle paylaşmak için sabırsızlanıyorum!I can't wait to share Tom's foie gras with you!
Odamı seninle paylaşmakta hiç problemim yok.I have no problem sharing my room with you.
Paylaşmak için bir yemek getir.Bring a dish to share.
Benimle paylaşmak ister misin?Do you want to share with me?
Fadıl, sorunlarınızı paylaşmak için gideceğiniz kişidir.Fadil is the person you would go to to share your troubles.
Fadıl, Leyla'nın tutkularını paylaşmak için çaba harcıyordu.Fadil was making an effort to share Layla's passions.
Tom, küçük erkek kardeşiyle bir yatak odası paylaşmak zorunda kaldı.Tom had to share a bedroom with his younger brother.
Tom öğle yemeğini Mary ile paylaşmak istemedi.Tom didn't want to share his lunch with Mary.
Tom sırrını paylaşmak istemedi.Tom didn't want to share his secret.
Erkek kardeşinle bir odayı paylaşmak zorunda mıydın?Did you have to share a room with your brother?
Bir odayı paylaşmak zorunda mıydın?Did you have to share a room?
Sami, mirasını Leyla ile paylaşmak istemedi.Sami didn't want to share his inheritance with Layla.
Dondurmamı seninle paylaşmak istemiyorum.I don't want to share my ice cream with you.
Sami bunu Leyla ile paylaşmak istedi.Sami wanted to share this with Layla.
Sami her zaman evini Leyla'yla paylaşmak istiyordu.Sami always wanted to share his space with Layla.
"Yeni sarkilarimi bir an once paylasmak icin sabirsizim"."Yeni sarkilarimi bir an once paylasmak icin sabirsizim".
En kısa zamanda sizinle paylaşmak istiyorum.I want to share it with you as soon as possible.
Okuma listeleri paylaşmak için halka açık gruplar.Public groups to share reading lists.