paylaşma ile cümle

paylaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Görmüyormusun?♫ ♫Paylaşmak beni mutlu ediyor.Tanrı'yi da mutlu ediyor♫ ♫Mutluyum.المشاركة تجعلني سعيدا تجعل الجنة سعيدة ايضا
Görmüyormusun?♫ ♫Paylaşmak beni mutlu ediyor.Tanrı'yi da mutlu ediyor♫ ♫Mutluyum.♪私はとても幸せです 見てください 幸せです わかりませんか?♪
Güzel şeyler yaratır ve onları toplumla paylaşmaz. Aman Tanrım.وحرمان الناس منها على ما أعتقد
Güzel şeyler yaratır ve onları toplumla paylaşmaz.Creează ceva frumos, apoi... ... interzice accesul publicului, lucru care cred eu că...
Güzel şeyler yaratır ve onları toplumla paylaşmaz.Csodás verseket költ, de aztán... ...megfosztja a közönséget tőlük, ami szerintem...
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.Det var inte som ett telefonsystem där du hade kontrollen över en linje -- du var tvungen att dela paket.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.Eltérően egy telefonvonaltól, ahol a kapcsolatot mi felügyeljük: a csomagokat meg kellett osztanunk másokkal.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.Es war nicht wie in einem Telefonsystem, in dem man Kontrolle hatte man musste Packete teilen
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.Het was niet zoals bij een telefoonsysteem waar je de controle had over een lijn - je moest pakketten delen.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.회선 자체를 제어할 수 있었던 전화시스템과는 달랐습니다. 패킷을 공유해야 했죠.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.Nie było tak, jak w systemie telefonii, gdzie ma się kontrolę nad linią trzeba było współdzielić pakiety.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.No era como un sistema telefónico donde se tenía control de la linea -- debían compartir paquetes.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.Non era come un sistema telefonico dove hai il controllo della linea - dovevi condividere pacchetti.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.Nu era ca și un sistem telefonic în care controlai linia - erai obligat să împarți informația cu alții.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.Se ei ollut kuin puhelinjärjestelmä, jossa hallitaan linjaa -- piti jakaa paketteja.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.Δεν ήταν όπως ένα τηλεφωνικό σύστημα όπου είχατε τον ελέγχο μιας γραμμής: έπρεπε να μοιραστείτε πακέτα.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.Не беше като телефонна система, където човек контролира линията -- тук трябваше да споделяте пакети.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.Не как в телефонной системе, где можно контролировать линию — вы должны были просто пересылать пакеты.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.זה לא היה כמו במערכת טלפונית שהיתה לך שליטה על קו היה עליך לחלוק מנות
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.لم تكن مثل نظام الهاتف حيث لديك تحكم في الخط-- يتوجب عليك تقاسم الحزم.
Hattını kontrol edebileceğiniz bir telefon sistemi gibi değildi: paketleri paylaşmanız gerekiyordu.パケットを共有しなければならなかったのです 今、第2段階では、ページをリンクする考えに立っています
Hayatımın çok özel bir anını ve Rio şehrinin hikayesini paylaşmak istiyorum.제 인생의 매우 특별한 순간과 리우데자네이루의 역사를 공유하고 싶습니다.
Hayatımın çok özel bir anını ve Rio şehrinin hikayesini paylaşmak istiyorum.רגע מאוד מיוחד מהחיים שלי וההיסטוריה של העיר ריו.
Hayatımın çok özel bir anını ve Rio şehrinin hikayesini paylaşmak istiyorum.لحظة مميزة جداً من حياتي و من تاريخ مدينة ريو
Hayatımın çok özel bir anını ve Rio şehrinin hikayesini paylaşmak istiyorum.お話ししたいと思います
Hayatımı paylaşmak ve başka bir ruh ile büyümek istiyorum."Szeretném az életemet megosztani egy másik lélekkel, és együtt növekedni vele.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Aber sie war überglücklich, dies als tatsächlichen Fakt loszuwerden.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Była uszczęśliwiona, że wreszcie mogła wydobyć to z siebie i przedstawić jako realny fakt z życia.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.그녀는 삶 가운데 그 꿈이 실현된다는 것에 전율을 느꼈습니다.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Maar ze was opgewonden om dat als heel echt feit uit haar leven te kunnen vertellen.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Ma era emozionata di poterne parlare come un vero, reale evento della sua vita.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Mais elle était enchantée de sortir d'en parler comme un réel épisode de sa vie.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Možnost mluvit o tom jako o reálném faktu v jejím životě ji rozechvěla.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Nhưng bà vẫn lo sợ tống khứ sự thật đó ra khỏi cuộc đời.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Pero ella estaba encantada de sacarlo como un hecho real, real de su vida.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Şi a fost foarte, foarte încântată să scoată la iveală acest fapt din viaţa ei.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Αλλά ήταν ευτυχής να το αποκαλύψει ως ένα πραγματικό γεγονός της ζωής της.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Но била много развълнувана да получи това като истински, истински факт в живота си.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.Но ей было по-настоящему важно поделиться этим реальным, подлинным фактом ее жизни со зрителями.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.אבל היא הייתה מאושרת להוציא את זה כעובדה אמיתית בחייה.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.و لكنها كانت تشعر بسعادة غامرة لمشاركتها تلك الحقيقة الأساسية في حياتها.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.このシリーズに取り組めたのは 本当にありがたいことでした
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.Abbiamo certamente esperienze nella nostra vita, dove la condivisione è stata irresistibile.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.Avem experiențe în viețile noastre categoric când împărțirea a fost irezistibilă.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.Bizonyára mindannyian tapasztaltuk már saját életünkben, milyen az, ha ellenálhatatlan a megosztás.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.Certamente, já tivemos experiências na vida em que a partilha foi irresistível.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.En nuestra vida alguna vez hemos experimentado la necesidad de compartir.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.우리는 공유를 거부할 수 없을 때를 우리 삶에서 확실히 경험해 왔습니다.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.Nous avons certainement des expériences dans nos vies où le partage a été irrésistible.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.Są takie doświadczenia, które wymagają dzielenia sie.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.Všichni jsme jistě zažili chvíle, kdy se sdílení nedalo odolat.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.We hebben ervaringen in ons leven waarbij delen onweerstaanbaar was.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.Wir haben in unserem Leben Beispiele dafür, wann Sharing unwiderstehlich ist.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.Имало е времена в нашия живот, в които споделянето е било невъзможно да се избегне.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.Конечно, у каждого есть в жизни опыт, когда совместное пользование чем-то было неотразимо.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.יש לנו חוויות מהחיים, שבהם שיתוף הוא בלתי נמנע.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.لقد خبرنا خلال حياتنا حينما يصبح التشارك لا يمكن مقاومته
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.実際にあります それを繰り返し 拡大するには
Hepimiz onu paylasmak zorundayiz.Chúng ta phải cùng chia sẻ nó.
Hepimiz onu paylasmak zorundayiz.Dobbiamo condividerlo.
İlgili Sayfalar