paylaşma ile cümle
paylaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Burada sizinle biraz daha bilimsel veri paylaşmam gerekiyor.Now I get to share one more little bit of science with you.
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum. Dünya ve Venüs tamamen aynı boyutta.Earth and Venus are exactly the same size.
Çünkü Annem " Aile olmak, bir diğerine ilgi alaka ve paylaşmayı göstermektir,For mom said, "To be family, is to care and share and to look out for one another.
Görmüyormusun?♫ ♫Paylaşmak beni mutlu ediyor.Tanrı'yi da mutlu ediyor♫ ♫Mutluyum. Bana bak mutluyum.Can't you see? ♫ ♫ Sharing makes me happy, makes heaven happy too ♫ ♫ I'm happy.
Lütfen Bu Videoyu Paylaşmama Yardım Edin :)Well, that wraps this one up!
Ve para paylaşmak yerine, bencil oldular.And instead of sharing money, they become selfish.
Japon bir forum ve resim paylaşma sitesiydi.And it was a Japanese forum and imageboard.
Bir tanesi konferansta aklımı başımdan almıştı ve "Bunu paylaşmalıyım" demiştim.These are ones where I went to a conference, and my mind was just blown, and I said,
TEDWomen'da olmaktan, müziğimizi sizinle paylaşmaktan çok onur duyuyoruz.We are so honored to be here at TEDWomen, sharing our music with you.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.I busied myself telling stories and sharing stories and collecting them.
Bu durum esasen bu bilgiyi toparlamaya ve paylaşmaya başladığımızda daha ilginç hale gelecek.And that's when it gets interesting, when we start to crowdsource that information.
Ve onlardan birini bugün sizlerle paylaşmak istiyorum.And one of those I'd like to share with you today.
O gün kendimle ilgili öğrendiğim üç şeyi sizinle paylaşmak istiyorum şimdi.Now I want to share with you three things I learned about myself that day.
Bunu sizinle paylaşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.Thank you for giving me the opportunity to share it with you.
Son birkaç düşüncemi paylaşmama izin verin.So let me share some final thoughts.
Benim hikayem -- paylaşmak istediğim hikaye -- 1991'de başlıyor.My story starts -- the story I want to share -- starts in 1991.
Fikirlerini paylaşmakta ne kadar özgürsün?How free you are to express your ideas?
Bunun paylaşmaya değer olduğunu düşündüm.And I thought that was worth sharing.
Verme ve paylaşma kapasitenizi keşfetmek için veren ve paylaşan kişi olmalısınız.To discover the capacity to give and share, you need to be giving and sharing.
Ve sanatımı paylaşmak istiyorum.And I would like to share my art.
Beni gerçekten heyecanlandıran bir hikayeyi paylaşmama ve onunla kapatmama izin verin.Let me share and close with a story that really got me excited.
Bizler eskiye dayanan bir paylaşma kültüründen geliyoruz.And we come from a long tradition of sharing.
Zipcar dünyadaki en büyük araba paylaşma şirketi.Basically Zipcar is the largest car-sharing company in the world.
Araba paylaşmayı onlar icat etmediler.They did not invent car-sharing.
Böylece araba paylaşmanın sunumunu yaparken çok akıllıca davrandılar.And so they were very clever about the way that they packaged car-sharing.
Hepimizin yaşamında paylaşmanın reddedilemez olduğu durumlar olmuştur.We have experiences in our lives, certainly, when sharing has been irresistible.
O zaman sizlerle değerlerimizi paylaşmama izin verin.So let me share with you our values.
Amerikan halkı ile paylaşmak isteyen bir kişiyim. Benim arzumun kaynağı da Tanrı inancım.I have, the American people.\ My -- my passion probably flows from the fact that I believe in God.
İki kişinin paylaşması için çok küçük.It's too small for two to share.
Yani, bizler maymunuz, ve paylaşmak ve işbirliği yapmak için doğduk.I mean, we're monkeys, and we're born and bred to share and cooperate.
İnsanlardan kum havuzunda uslu bir şekilde paylaşmalarını istemiyorum.I'm not asking people to share nicely in the sandpit.
Bugün sizlerle orijinal bir keşfi paylaşmak istiyorum.Let me share with you today an original discovery.
Birbirlerinin eksiklerini tamamlıyorlar ve fazlalıklarını da paylaşmayı biliyorlar.They fill the missing spots and share what they have too much of.
Şimdi, bu gün için bir isim düşündük ve bunu sizinle paylaşmak isterim.Now, we've thought about a name for this day, and I'd like to share this with you.
Fotoğrafçılığımı paylaşmak için buradayım.I'm here to share my photography.
Sizlerle hayatım hakkında küçük bir şey paylaşmak istiyorum.I'd like to share with you a little bit of me playing my life.
Bu fragmani sizlerle paylasmaktan gurur duyuyorum.I'm very proud to show you the teaser.
Bu Kenya'daydı ve sizinle onu paylaşmak istiyorum.It was in Kenya, and I want to share it with you.
Sizinle bazı sürprizleri ve olağan dışı durumları paylaşmama izin verin.Let me share with you some of the surprises, the heterodoxies.
Bence bunu paylaşmaları, bir köprü kurma açısından müthiş bir armağan.And I think it's such an amazing gift that they would share this as a way of bridging.
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...But it seems like people don't want to hear so much, or listen, or try to have an exchange.
Peki, laboratuvarımdan elde ettiğim bazı deneysel verileri paylaşmama izin verin.So let me share with you some empirical data from my lab.
Bulması ve paylaşması kolayEasy to find and easy to share
Bir hikayem var, sizinle paylaşmak istediğim bir hikaye.I have a story, a story that I would like to share with you.
Tüm aşkımı seninle paylaşmak istiyorum...I want to share all my love with you ...
Deneyimi doğrudan paylaşmak için bir yola ihtiyacım vardı.I needed some way to share the experience directly.
Söylemek istediğim, paylaşmak istediğim bir şeyler var gibi hissediyorum.I feel like I've got something to say and something to share.
Şimdi, duvarlardan bahsetmişken, sizinle Kahire'deki bir duvarın hikayesini paylaşmak istiyorum.Now, speaking of walls, I want to share with you the story of one wall in Cairo.
Metaller elektronlarını vermeyi ya da paylaşmayı severler. .Metals, they like to get rid of their electrons, or not get rid of them, they like to share them.
Sadece bir gökkuşağını paylaşmak istemişti.He just wanted to share a rainbow.
Bir bilgiyi kamuyla paylaşmak, bilgiyi yaymak.Making something known to the public; to promulgate information.
Ve bunun paylaşmaya değer olduğunu düşündüm. <i>(Alkışlar)</i> <b>Çeviri:And I thought that was worth sharing.
Ben bir devlet okulu öğretmeniyim, ve sizlerle müdüremiz ile ilgili bir hikaye paylaşmak istiyorum.I'm a public school teacher, and I just want to share a story of my superintendent.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Well before I go any further, this is something worth sharing.
Paylaşmayı öğrendim.I learned about sharing.
Sizinle kısa bir hikaye paylaşmak isterim.And I would like to share one short vignette.
Şimdi sahneyi çok özel bir insanla paylaşmak istiyorum.Now here, I want to share the stage with someone quite special. Right?
Artık paylaşmak istiyoruz.And now we want to share.
Bunları seninle paylaşmasını istemelisin.You should ask for some of that.
Buraya sizinle bir deneyi paylasmaya geldim Bir izdirabin nasil ortadan kaldirildigiI've come here to share with you an experiment of how to get rid of one form of human suffering.
İlgili Sayfalar