paylaşma ile cümle
paylaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.A mając w nim udział, współdzielimy odpowiedzialność.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.Deelnemen aan de wereld gaat echt over verantwoordelijkheid delen.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.세계 안에서 역할을 갖는다 라는 것은 책임을 나누는 일이죠.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.Partecipare nel mondo significa soprattutto condividere responsabilità.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.Participar en el mundo es realmente compartir la responsabilidad
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.Participar no mundo é partilhar responsabilidade.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.Pokud získáme podíl na světě, určitě pak sdílíme určitou zodpovědnost.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.Prendre part au monde est vraiment à propos de partager la responsabilité.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.Tham gia vào thế giới là chia sẻ trách nhiệm.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.Und Teilnahme an der Welt geht darum, Verantwortung zu teilen.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.Бути частиною цього світу насправді означає розділяти відповідальність.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.Да участваш в света всъщност означава да споделяш отговорност.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.Принятие участия в жизни — это разделение ответственности.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.ולהיות חלק מהעולם משמעו לחלוק באחריות.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.أخذ دور في العالم هو في الحقيقة متعلق بتقاسم المسئولية.
Dünyada yerini almak, tecrübeni sorumlu bir şekilde paylaşmaktır.したがって この意味において 芸術とは
Dunya uzerindeki yasamin muhtesem bir hikayesi. Bu fragmani sizlerle paylasmaktan gurur duyuyorum.Успяхме да се адаптираме.
Dünyayi tipki insanlar gibi evrimlesen baska milyonlarca canliyla paylasmaktadir.Wir alle entfalten uns hier gemeinsam.
Dünyayi tipki insanlar gibi evrimlesen baska milyonlarca canliyla paylasmaktadir.,חולק את העולם עם מליוני יצורים חיים אחרים .בעוד כולנו מתפתחים כאן יחד
Dünyayı tıpkı insanlar gibi evrimleşen başka milyonlarca canlıyla paylaşmaktadır.Comparten el mundo con otros millones de especies, Ya que todos vivimos juntos.
Dünyayı tıpkı insanlar gibi evrimleşen başka milyonlarca canlıyla paylaşmaktadır.Wir alle entfalten uns hier gemeinsam.
Dünyayı tıpkı insanlar gibi evrimleşen başka milyonlarca canlıyla paylaşmaktadır.Zatem ludzie nie są jedynym gatunkiem zamieszkującym planetę dzieląc ją z milionami innych stworzeń
Dünyayı tıpkı insanlar gibi evrimleşen başka milyonlarca canlıyla paylaşmaktadır.חולק את העולם עם מליוני יצורים חיים אחרים, בעוד כולנו מתפתחים כאן יחד.
ED: Bu sözü sizinle paylaşmak için can atıyordum.ED : 저는 여러분들과 격언을 나눌 시간을 기다려왔습니다.
ED: Bu sözü sizinle paylaşmak için can atıyordum.Nie mogłem się doczekać podzielenia się z wami tym cytatem.
ED: Bu sözü sizinle paylaşmak için can atıyordum.Tôi luôn mong đợi được chia sẻ câu trích dẫn đó với các bạn.
ED: Bu sözü sizinle paylaşmak için can atıyordum.איימס דימטריוס: ציפיתי לשתף אתכם בציטוט הזה.
ED: Bu sözü sizinle paylaşmak için can atıyordum.أ د:لقدد كنت اتطلع الى مشاركة هذا الاقتباس معكم
ED: Bu sözü sizinle paylaşmak için can atıyordum.なぜなら、それが私たちが行き着くべきところだからです
Eğer bir atom elektron almaya çok daha istekliyse, onun paylaşmak yerine, elektron aldığını kabul ederiz.Якщо один елемент перетягує до себе електрон заради ступенів окиснення, ми вважаємо, що він відібрав електрон.
Eğer bir atom elektron almaya çok daha istekliyse, onun paylaşmak yerine, elektron aldığını kabul ederiz.אם בחור אחד הוא סוג של hogging אלקטרונים נוספים, עבור
Eğer bir atom elektron almaya çok daha istekliyse, onun paylaşmak yerine, elektron aldığını kabul ederiz.إذا كان شخص واحد نوع من القص الإلكترون أكثر،
Eğer bir Moai'ye dâhilseniz, piyangodan kazandığınız serveti paylaşmanız beklenir.Dan jika Anda tergabung dalam Moai
Eğer bir Moai'ye dâhilseniz, piyangodan kazandığınız serveti paylaşmanız beklenir.좋은일이 생겼을때는 이들 친구들과 함께 즐거움을 나눌 것이고,
Eğer bir Moai'ye dâhilseniz, piyangodan kazandığınız serveti paylaşmanız beklenir.Y si estás en un "Moai"
Eğer bir Moai'ye dâhilseniz, piyangodan kazandığınız serveti paylaşmanız beklenir.מצפים ממך להתחלק בפרס אם אתה בר מזל,
Eğer bir Moai'ye dâhilseniz, piyangodan kazandığınız serveti paylaşmanız beklenir.فأنه من المتوقع أن تتقاسم هذه الميزة اذا كنت محظوظا ,
Eğer bir Moai'ye dâhilseniz, piyangodan kazandığınız serveti paylaşmanız beklenir.状況が悪い時や
Eğer bu hidrojen atomu bu iki elektronu da verirse, bu yeşil olanı oksijenle paylaşmalıdır.Bueno, si este hidrógeno puede pretender que ambas electrones, tiene que compartir este verde con el oxígeno.
Eğer bu hidrojen atomu bu iki elektronu da verirse, bu yeşil olanı oksijenle paylaşmalıdır.Cóż, jeśli wodór chce mieć dwa elektrony, musi pożyczyć jeden od atomu tlenu.
Eğer bu hidrojen atomu bu iki elektronu da verirse, bu yeşil olanı oksijenle paylaşmalıdır.글쌔, 이 수소는 이 두개의 전자들을 가지고 있는 것과 같고 산소의 이 초록색 전자를 공유하는 것입니다.
Eğer bu hidrojen atomu bu iki elektronu da verirse, bu yeşil olanı oksijenle paylaşmalıdır.Takže vodík může předstírat, že má oba tyto elektrony, ale musí se o ně přitom podělit s kyslíkem.
Eğer bu hidrojen atomu bu iki elektronu da verirse, bu yeşil olanı oksijenle paylaşmalıdır.Виглядає, що ніби як водень має два електрони, одним із яких - зеленим - він може поділитися з киснем.
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,A jedl-li jsem skyvu svou sám, a nejedl-li i sirotek z ní?
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,a jedol som sám svoju skyvu, a nejedla z nej i sirota -
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,ali če sem jedel grižljaj svoj sam in ni tudi jedla od njega sirota
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,als ik arme wezen voedsel heb geweigerd
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,Belum pernah kubiarkan yatim piatu kelaparan, sedangkan aku sendiri cukup makanan
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,dacă mi-am mîncat singur pînea, fără ca orfanul să-şi fi avut şi el partea lui din ea,
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,És ha falatomat egymagam ettem meg, és az árva abból nem evett;
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,Hab ich meinen Bissen allein gegessen, und hat nicht der Waise auch davon gegessen?
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,Har jag ätit mitt brödstycke allena, utan att den faderlöse och har fått äta därav?
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,Har jeg ett mitt brød alene, så den farløse ikke fikk ete av det?
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,Jeźliżem jadł sztuczkę swoję sam, a nie jadała i sierota z niej;
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,나만 홀로 식물을 먹고 고아에게 먹이지 아니하였던가
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,mai da solo ho mangiato il mio tozzo di pane, senza che ne mangiasse l'orfano
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,Nếu tôi có ăn bánh tôi một mình, Và kẻ mồ côi chẳng có được ăn với;
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,Nếu tôi có_ăn bánh tôi một_mình , Và kẻ mồ_côi chẳng có được ăn với ;
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,Olenko syönyt leipäpalani yksinäni, orvonkin saamatta syödä siitä?
Ekmeğimi yalnız yedim, Öksüzle paylaşmadımsa,ou se tenho comido sozinho o meu bocado, e não tem comido dele o órfão também
İlgili Sayfalar