Bütün Amerikalılar Wilson'un görüşünü paylaşmadı.Not all Americans shared Wilson's opinion.
Askerler gıdalarını Hintliler ile paylaştı.Soldiers shared their food with the Indians.
Dağıtıcılar olağanüstü bir pay istiyorlar.The distributors are asking for an exceptional margin.
Biz işini paylaşıyoruz.We're sharing your work.
Sürücü kediye çarpmamak için yoldan çıktığında, kıl payı kurtuldu dedi.When the bus swerved to miss a cat, the driver said, "That was a close call."
Bir şemsiyeyi paylaşan iki erkek okul öğrencisi? Bu oldukça nonoş bir durum.Two male school pupils sharing an umbrella? That's quite a queer situation.
Bu parayı paylaşalım.Let's share this money.
Sadece bizimle paylaşacak deneyiminiz olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if you have any experiences you would like to share with us.
Trang onun yatağımı paylaşıp paylaşamayacağını sordu.Trang asked if she could share my bed.
Ben odamı sysko ile paylaştım.I shared my room with sysko.
Tom komşusuyla bir kuyuyu paylaştı.Tom shared a well with his neighbor.
Tom çok sayıda fikri komite ile paylaştı.Tom shared a large number of ideas with the committee.
Tom bir kaplan tarafından öldürülmekten kıl payı kurtuldu.Tom barely escaped being killed by a tiger.
Tom, Mary ve diğer üç arkadaşı ile daireyi paylaştı.Tom shared the apartment with Mary and three other friends.
Tom Mary ile öğle yemeğini paylaştı.Tom shared his lunch with Mary.
Tom genç kız kardeşi Mary ile bir odayı paylaştı.Tom shared a room with his younger sister Mary.
Tom ve Mary onun sorumluluğunu paylaşıyor.Tom and Mary share the responsibility for it.
Tom, Mary ve John Partinin maliyetini paylaştılar.Tom, Mary and John shared the cost of the party.
Niçin paydos etmiyoruz ve eve gitmiyoruz?Why don't we call it a day and go home?
Tom patlamış mısır kovasını Mary ile paylaştı.Tom shared his bucket of popcorn with Mary.
Tom annesinin yulaf ezmeli kurabiye tarifini Mary ile paylaştı.Tom shared his mother's oatmeal cookie recipe with Mary.
Tom bir odayı erkek kardeşi ile paylaştı.Tom shared a room with his brother.
Tom'un kar payı vardı.Tom had a share in the profits.
Tom ölümden kıl payı kurtuldu.Tom had a narrow escape from death.
Tom kıl payı kaçtı.Tom escaped by the skin of his teeth.
Tom ve Mary maliyeti paylaştı.Tom and Mary shared the cost.
Sanırım Tom çevrimiçi çok fazla kişisel bilgi paylaşıyor.I think Tom shares too much personal information online.
Ben onların siyasi konumunu paylaşıyorum.I share their political position.
Şifreni benimle paylaşır mısın?Would you be willing to share your code with me?
Paylaşacak bazı iyi haberlerim var.I have some good news to share.
Tom hesabı Mary ile paylaştı.Tom split the bill with Mary.
Hem Kanada hem de Meksika Amerika Birleşik Devletleri ile bir sınır paylaşıyor.Canada and Mexico both share a border with the USA.
Bu parayı ikimiz arasında paylaşalım.Let's share this money between the two of us.
Tom Mary'nin acısını paylaştı.Tom shared Mary's pain.
Paskalya putperest bir payramdır.Easter is a pagan holiday.
Tom'un bu konuda haklılık payı var.Tom has a point here.
Tom benim acımı paylaştı.Tom has my sympathy.
Biz alıp paylaşırız.We receive and share.
Bu dört genç, metropol bölgesinde bir daireyi paylaşıyorlar.These four youths share an apartment in the metropolitan area.
Mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir.Happiness is real only when shared.
Sırrımı seninle paylaşmak isterim.I'd like to share my secret with you.
Güneş battı, bunun üzerine paydos ettiler.The sun set, so they quit work.
Bir kez daha, kıl payı ölümden kurtuldum.Once again, I was able to escape death.
Saat sekizi çoktan geçmişti bu yüzden paydos ettik.It was already after 8 o'clock, so we called it a day.
Tom ve Mary bir odayı paylaştılar.Tom and Mary shared a room.
Tom paylaşmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to share.
Mutlu ve önemli anlarımızı paylaştık.We shared happy and important moments.
Onlar aynı inançları paylaşıyorlar.They share their same beliefs.
O, çorbasını benimle paylaştı.He shared his soup with me.
Tamamen masum olmadığını biliyorum, sen de suçun birazını paylaş.I know you're not completely innocent, you too, share some of the blame.
Tom paydos etti.Tom called it a day.
Tom bir odayı erkek kardeşiyle paylaşmak zorunda.Tom has to share a room with his brother.
Paylaşımınız için teşekkür ederim.Thank you for sharing!
Biz maymunlardan evrim geçirmedik. Ortak bir atayı paylaşıyoruz.We did not evolve from monkeys. We share a common ancestor.
Kendi payına düşeni yapma vakti geldi.It's about time you did your share of work.
Şirket kâr payını arttırmak için ucuz iş gücü kullanıyor.This company uses cheap labor to increase its profit margins.
O, payını hak ediyor.He deserves his share.
Kadınlar her şeyi paylaşırlar.Women share everything.
Onun fikrini paylaşıyorum.I share his opinion.
Bir rüyayı paylaşıyoruz.We share a dream.