Ana içeriğe geç
Sözlük

patates ile cümle

patates kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Fredrick Đại đế của Phổ rất thích người Đức trồng và ăn khoai tây.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Fredrik den Store av Preussen var väldigt angelägen att tyskarna skulle börja äta potatis.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Fryderyk Wielki z Prus bardzo chciał, żeby Niemcy przyjęci ziemniaki i zaczęli je jeść.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.프리드리히 대제는 독일인들이 감자를 농산물로서 또 식자재로서 받아들이기를 매우 간절히 원했습니다.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Pruský panovník Fridrich II. Veliký velmi chtěl, aby Němci přijali a jedli brambory.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Фридрих Великий, король Пруссии, очень хотел, чтобы немцы стали употреблять картофель в пищу.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.Фридрих Велики от Прусия много, много силно желаел германците да усвоят картофите и да ги ядат.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.פרדריק הגדול, מלך פרוסיה, היה מאוד נלהב שהגרמנים יאמצו את תפוח האדמה, ויאכלו אותו.
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi." فريدريك عظيم بروسيا " كان حريصاً جدا جدا على أن تروج البطاطا في ألمانيا وأن تباع وتؤكل هناك
Prusya kralı Büyük Frederik Almanların patatesi benimsemesi ve yemesi konusunda çok hevesliydi.ジャガイモを大いに推奨していました 小麦とジャガイモの
-Siktir, bir piskopos! -Patron patatesle bir CNT damgası yapıyordu.Gospodarica izdeluje CNT štampiljko iz krompirja.
-Siktir, bir piskopos! -Patron patatesle bir CNT damgası yapıyordu.Szefowa podrabiała pieczątkę CNT z ziemniaka.
-Siktir, bir piskopos! -Patron patatesle bir CNT damgası yapıyordu.А шефката беше направила CNT печат от картоф.
Şimdi hemen götür şu siparişleri! Kök mü saldın oraya be patates çuvalı?Hast du da Wurzeln geschlagen oder was?
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Bei jedem Ausatmen wurde mein CO2 zur Nahrung der Süßkartoffeln, die ich anbaute.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Când expiram, CO2-ul meu hrănea cartofii pe care-i creşteam.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.제가 숨을 내쉴때, 제가 뱉은 CO2를 제가 기르던 고구마가 먹었습니다.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Cuando exhalaba, mi CO2 alimentaba las batatas que estaba cultivando.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Dwutlenek węgla w moim oddechu karmił hodowane przeze mnie bataty.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Když jsem vydechla, můj CO2 živil sladké brambory, které jsem pěstovala.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Khi tôi thở ra là lúc tôi cung cấp khí CO2 cho những củ khoai lang mà tôi đang trồng.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Quand j'expirais, mon CO2 nourrissait les patates douces que je cultivais...
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Saat saya mengeluarkan nafas, CO2 itu memberi makan ubi jalar yang saya tanam.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Wanneer ik uitademde, dan voedde mijn CO2 de aardappelen die ik aan het verbouwen was.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Когато издишах, моят въглероден диоксид подхранваше сладките картофи, които отглеждах.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Когда я выдыхала, мой CO2 питал батат, который я выращивала.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.כאשר נשפתי החוצה, הפחמן הדו חמצני שלי האכיל את תפוחי האדמה המתוקים שגידלתי.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.عندما أخرج CO2 من رئتي كنت أقوم بتغذية البطاطا التي كانت في تزايد.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.私の栽培するサツマイモになるのです 我々はサツマイモをものすごくたくさん食べました
Şöyle ki, Spam'e bakanlar patates cipslerinin oldukça lezzetli olduğunu düşünürken;De deelnemers die naar spam kijken, verwachten dat de chips hun goed zal smaken.
Şöyle ki, Spam'e bakanlar patates cipslerinin oldukça lezzetli olduğunu düşünürken;즉, 스팸을 보고 있는 피실험자들은 감자칩이 매우 맛있을 것이라 생각합니다.
Şöyle ki, Spam'e bakanlar patates cipslerinin oldukça lezzetli olduğunu düşünürken;Zejména ti, kteří se dívají na konzervu, si myslí, že brambůrky budou hodně dobré.
Şöyle ki, Spam'e bakanlar patates cipslerinin oldukça lezzetli olduğunu düşünürken;כלומר, אלו שמסתכלים בקופסת הלוף חושבים שהתפוצ'יפס יהיה מאוד טעים;
Şöyle ki, Spam'e bakanlar patates cipslerinin oldukça lezzetli olduğunu düşünürken;تحديداً، هؤلاء الذين ينظرون الى اللحم المعالج يعتقدون أن البطاطس المقلية ستكون شهية جداً.
Şöyle ki, Spam'e bakanlar patates cipslerinin oldukça lezzetli olduğunu düşünürken;ポテトチップスがとてもおいしいだろうと思い ゴディバのチョコを見ている人達は
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?A čo sa stane, keď zjedia tie čipsy?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?Ce se va întâmpla când vor mânca chips-urile?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?Dĩ nhiên, chuyện gì sẽ xảy ra khi họ ăn khoai tây chiên?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?Et, bien sûr, qu'est-ce qui se passe quand ils mangent les chips?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?피실험자들이 실제로 감자칩을 먹으면 어떨까요?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?Maar wat gebeurt er als ze daarna hun chips eten?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?Mi történik, amikor megeszik a burgonyaszirmot?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?Ovviamente, che succede poi quando mangiano le patatine?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?Por supuesto, ¿qué pasa cuando comen las papas fritas?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?Samozřejmě, co se stane, když sníte brambůrek?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?Selvfølgelig, hvad sker der så når de spiser chipsene?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?Was passiert logischerweise, wenn sie Chips essen?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?Φυσικά, τι συμβαίνει όταν τρώνε τα πατατάκια;
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?А какво се случва, когато ядат чипса?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?И конечно -- что происходит, когда они едят чипсы?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?אבל כמובן, מה קורה כשהם אוכלים את התפוצ'יפס?
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?بالطبع، ما سيحدث حينما يأكلون البطاطس المقلية؟
Tabii ki, patates cipsini yediklerinde olan ne?口いっぱいに広がる油 塩 そしてパリパリの-
Tatlım, bana bir patates ve bir bıçak getirir misin?Fanny, draga, prinesi mi krompir in nož.
Tatlım, bana bir patates ve bir bıçak getirir misin?Fanny, drahá, přines mi bramboru a nůž.
Tatlım, bana bir patates ve bir bıçak getirir misin?Fanny, sayang, bawa kemari sebuah kentang dan pisau.
Tatlım, bana bir patates ve bir bıçak getirir misin?Zabawne, moja droga, przynieś mi ziemniaka i nóż.
Tatlım, bana bir patates ve bir bıçak getirir misin?Φέρε μου ένα μαχαίρι και μια πατάτα.
Tatlım, bana bir patates ve bir bıçak getirir misin?Фани, скъпа, донеси ми един картоф и един нож.
Tatlı patates çocuk söyleyecek birşeyi kalmayana kadar yumruklarını ağzına sokuşturdu.Băiatul batată îşi îndesa pumnii în gură până când nu mai avea nimic de spus.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod