pas ile cümle

pas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom doğum günü pastasındaki mumları söndürdü.Tom blew out the candles on his birthday cake.
Louis Pasteur mikropların en bulaşıcı hastalıklara neden olduklarını keşfetti.Louis Pasteur discovered that germs cause most infectious diseases.
Eski demir boru pas doluydu.The old iron pipe was full of rust.
Mary bir pasta yapmak için malzemeleri karıştırdı.Mary mixed the ingredients to make a cake.
Bütün pastayı yiyecek mi?Will he eat the whole cake?
Son parça tüm pastayı oluşturur.The final piece makes up the whole pie.
Pasaport olmadan yurt dışına seyahat edemezsiniz.You can't travel overseas without a passport.
Ne boyutta pastaya ihtiyacın var?What size cake do you need?
Çamaşırhane paspası nerede?Where is the laundry mat?
Pasaportunu bankaya götürmelisin.You must take your passport to the bank.
Belki paskalyadan sonra bahar gelecek.Maybe after easter, spring will come.
Ben pastanın dörtte birini yedim.I ate a quarter of the cake.
Lütfen bana nüfus cüzdanını ya da pasaportunu göster!Please show me your identity card or passport!
Pasta yapıyordum.I was baking a cake.
Kara Orman pastası doğal bir afrodizyaktır.The Black Forest gateau is a natural aphrodisiac.
ABD'de Pasifik Zaman Dilimi'nde yaşıyorum.I live in the Pacific time zone in the USA.
İyi bir pasta.It is a good cake.
O, İyi bir pasta.It is a good cake.
Son nefesini paslanmış bir ayı kapanında verdi.He met his end in a rusty bear trap.
Ona doğum gününde bir sürpriz yapmak için, ben harika bir pasta hazırladım.In order to give him a surprise on his birthday, I prepared a fantastic cake.
Annem sık sık yoldan geçenlere pastalar verir.My mother often gives pies to passers-by.
Sınırda pasaportumu göstermem istendi.I was asked to show my passport at the border.
O pastayı gerçekten sever.She really likes cake.
Yaptığım pastayı sen yemediysen, o zaman kız kardeşin yedi.If you didn't eat the cake I made, then your sister did.
Bu pastanın neredeyse hepsini yiyen çocuk çok şişman olmalı.The child who ate almost all this cake must be very fat.
O bir doğum günü pastası olmalı!It must be a birthday cake!
Pastırma yazı sırasında Paris dünyevi bir cennettir.Paris during the Indian summer is an earthly heaven.
Yedi kasım'da, onlar Pasifik Okyanusuna ulaştılar.On November seventh, they reached the Pacific Ocean.
Büyükanne lezzetli bir pasta pişirdi.The godmother baked a delicious cake.
Annem doğum günüm için bir pasta yaptı.Mom made a cake for my birthday.
Passportu çok şanslı bir insan.Passportu is a very lucky human.
Benim matematik biraz paslanmış.My math is a little rusty.
Onun partisi için ona bir pasta yaptı.She made him a cake for his party.
Lütfen biraz pasta alın.Please have some pie.
Çocukluğumdan beri bir pastacı olmayı hayal ettim.From childhood I dreamt of being a pastry cook.
Benim bir pasaportum var.I have a passport.
Pasta yapalım.Let's make a cake.
Benim on dördüncü doğum günümde, dondurmalı pasta yedim.On my fourteenth birthday, I ate ice cream cake.
Pasaportunu bankaya getirmelisin.You should bring your passport to the bank.
Aslında kocam bizim düğün pastamızın birazını yediği için şaşırdım.I was surprised because my husband actually ate some of our wedding cake.
Oğlumun yediği bir çeşit ve tek tatlı çikolatalı pastadır.The one and only dessert my son eats is chocolate cake.
Annem pasta yapıyor.Mom is making a cake.
Pasaportunuzdaki fotoğrafa benzemeye başlattığınızda, tatile gitme zamanıdır.When you start to look like the photo in your passport, it's time to go on vacation.
Bir pastayı eşit parçalara ayırma oldukça zordur.Cutting a cake into equal pieces is rather difficult.
Bir parça daha pasta ister misiniz?Would you like another piece of pie?
O pastayı yemesen iyi olur.You'd better not eat that cake!
O pastayı yediysen başın belada!You're in trouble if you ate that cake!
Lütfen pasaportunuzu ve biniş kartınızı görmeme izin verin.Please let me see your passport and boarding pass.
Lütfen biraz pasta yiyin.Please eat some cake.
Japonya'nın illerinden biri olan Şizuoka, Pasifik Okyanusuna bakar.Shizuoka, one of Japan's prefectures, faces the Pacific Ocean.
Tom pasaportunu kaybetmiş gibi görünüyor.Tom seems to have lost his passport.
Tom gelecek ayın on beşinden önce pasaportunu yenilemesi gerekiyor.Tom needs to renew his passport before the fifteenth of next month.
Tom pastayı üç eşit parçaya böldü.Tom divided the pie into three equal parts.
Tom pastayı altı parçaya böldü.Tom cut the pie into six pieces.
Tom paslı bir bıçakla elini kesti.Tom cut his hand with a rusty knife.
Tom pasaport için başvurdu, ancak geri çevrildi.Tom applied for a passport, but was turned down.
Tom onun kız arkadaşının onun için pişirdiği pastayı yemediğini itiraf etti.Tom admitted that he didn't eat the cake that his girlfriend had baked for him.
Tom Mary'ye doğum günü için bir pasta yaptı.Tom made Mary a cake for her party.
Tom paslı bir pala ile Mary'nin bacağını kesti.Tom hacked Mary's leg off with a rusty machete.
Mary pasta hamuru yapmaz, o genellikle hazır-yapılmış alır.Mary doesn't make pie crust. She usually buys it pre-made.

İlgili Sayfalar