Ana içeriğe geç
Sözlük

parti ile cümle

parti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Keşke partime geliyor olsan.I wish you were coming to my party.
Birçok Amerikalı için, iki partili siyasal sistem doğal görünüyor.To many Americans, a two-party political system seems natural.
Onlar bir parti vereceklerini duyurdular.They announced that they were going to have a party.
Partiye devam edelim.Let's get the party going.
Bir parti vermek hoş olurdu.It would be nice to have a party.
Tom partiyi tanımayı diledi.Tom wished he'd known about the party.
Bence Tom'un Mary'yi partiye götürmesi pek olası değil.I think it's highly unlikely that Tom will take Mary to the party.
Evimde 80'in üzerinde insan var. Biz bir parti veriyoruz.There are over 80 people in my house. We're having a party.
"Kim partiye geliyor?" "Birkaç arkadaş ve dört ya da beş meslektaş.""Who will be coming to the party?" "A few friends and four or five colleagues."
Tom için bir doğum günü partisi vermeyi planlıyoruz.We plan to have a birthday party for Tom.
Tom'un amacı Mary'ye partiden bahsetmekti.Tom meant to tell Mary about the party.
Tom başından beri sürpriz parti hakkında biliyordu.Tom knew about the surprise party all along.
Partime geldiğin için çok sevindim. Sen yıllardır benim en iyi arkadaşım oldun.I'm so glad you came to my party. You have been my best friend for years.
Güzel parti dostum. Kuzenlerimi de gelmeleri için davet etmem gerekirdi.Nice party my friend. I should have invited my cousins to come too.
O, oldukça normal bir partiydi.It was a pretty normal party.
Geçen hafta partide Mary'ye rastladım.I ran into Mary at the party last week.
Gerçekten partiye gitmek istedim ama gidemedim.I really wanted to go to the party, but I couldn't.
Partini dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to your party.
Benim partiye gitmek için hiçbir elbisem yok.I have no clothes to go to the party.
Komünist partisi olmadan Yeni Çin olmayacaktı.There would be no New China without the communist party.
Tom her şeyi ayırttı: harika bir parti olacak.Tom booked everything: it will be a wonderful party.
Partime gelebilirsin ama bana bir hediye getirmek zorundasın.You can come to my party, but you have to bring me a gift.
Partide birçok lezzetli atıştırmalıklar vardı.There were many delicious snacks at the party.
Dün Bay Jones için bir veda partisi düzenlendi.Yesterday, a farewell party was held for Mr. Jones.
Bay Smith için bir veda partisi düzenlendi.A farewell party was held for Mr. Smith.
Emekli olan bir yönetici için bir veda partisi düzenlendi.A farewell party was held for the executive who was retiring.
O harika bir partiydi.That was a great party.
Doğum günü partimiz burada olacak.Our birthday party will be here.
Tom ve ben dün gece bir partiye gittik.Tom and I went to a party last night.
Şimdiki ekonomik kriz için cumhuriyetçi parti suçlanacak mı?Is the GOP to blame for the current economic crisis?
Demokrat Partiyi destekler.He supports the Democratic Party.
O, çok eğlenceli parti için ev sahibine teşekkür etti.He thanked the host for the very enjoyable party.
Onun partisi gerçekten eğlenceliydi.Her party was really fun.
Onun partisi gerçekten oldukça eğlenceliydi.Her party was really quite fun.
Onun doğum günü partisine gidemedim.I wasn't able to go to his birthday party.
Onun doğum günü partisine gitmem mümkün olmadı.I was unable to go to his birthday party.
Daniel bir palyaço gibi giyinmiş olarak doğum günü partisine geldi.Daniel came to his birthday party dressed as a clown.
Yemek çok lezzetli değildi ama bunun dışında parti bir başarıydı.The food wasn't very delicious, but otherwise the party was a success.
Parti tamamen korkunçtu.The party was totally awful.
Herkes partiye zamanında geldi.Everyone made it to the party.
Dışarıda bir partimiz vardı.We had a party outside.
Partide herkes onu zerafeti tarafından cezbedildi.Everybody at the party was charmed by her elegance.
Jane ile dün gece partiye geldi.He came to the party last night with Jane.
Mike'den başka herkes partideydi.Everyone but Mike was at the party.
Mike hariç, herkes partideydi.With the exception of Mike, everyone was at the party.
Çalışmak zorunda olduğu için partiye gidemediğini söyledi.He said he wouldn't go to the party because he had to study.
O, partiye gelmedi ama hiç kimse nedenini bilmiyor.She didn't arrive at the party, but nobody knows why.
O partiye gelmedi ama kimse nedenini bilmiyor.She didn't come to the party, but nobody knows why.
Tom üzgündü çünkü partiye davet edilmeyen tek kişiydi.Tom was sad because he was the only one not invited to the party.
Tom Mary'yi golf kulübündeki bir partiye davet etti.Tom invited Mary to a party at the country club.
Tom ve Mary Yılbaşı partisinde tanıştı.Tom and Mary met at a New Year's party.
Tom ve Mary partide sayıları değiştirdiler.Tom and Mary exchanged numbers at the party.
Bu gece bir partiye davet edildim.I'm invited to a party tonight.
Hasta olduğum için partiye katılamadım.I couldn't attend that party because I was sick.
O hasta olduğu için o partiye katılamadı.She couldn't attend that party because she was sick.
Gelecek pazar Bay Oka için bir parti vermeyi planlıyoruz.We plan to have a party for Mr. Oka next Sunday.
Partideki herkes iyi giyimliydi.At the party, everybody was well-dressed.
Partide Bay Kimura diye biriyle tanıştım.I met a Mr. Kimura at the party.
Onunla geçen yıl bir partide tanıştım.I met him last year at a party.
Yağmur yağarsa bahçe partisi düzenlenmez.If it happens to rain, the garden party won't be held.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod