Ana içeriğe geç
Sözlük

parti ile cümle

parti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom ve Mary partiden sonra ortalığı toparladılar.Tom and Mary cleaned up after the party.
Tom ve Mary önümüzdeki cuma akşamı bir hoş geldin partisi verecek.Tom and Mary are having a house-warming party this coming Friday evening.
Tom ve Mary Cuma gecesi bir parti veriyorlar.Tom and Mary are giving a party on Friday night.
Tom ve Mary bir hafta süreyle partiyi erteleme kararı aldı.Tom and Mary agreed to postpone the party for a week.
Tom ve Mary gece yarısından önce partiyi terk etmeyi kararlaştırdılar.Tom and Mary agreed to leave the party before midnight.
Tom Mary'nin partisine katılma davetini kabul etti.Tom accepted the invitation to attend Mary's party.
Mary Tom'un partisi için üç düzine kurabiye pişirdi.Mary baked three dozen cookies for Tom's party.
Tom, Mary ve John Partinin maliyetini paylaştılar.Tom, Mary and John shared the cost of the party.
Tom Mary'yi John'un partisine gitmesi için ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to go to John's party.
Doğum günü partine gidemedim.I couldn't go to your birthday party.
Doğum günü partine gelemedim.I couldn't come to your birthday party.
Ben onun kokteyl partisine gitmeyi planlıyorum.I plan to go to her cocktail party.
Parti çok eğlenceli değildi.The party wasn't much fun.
Parti büyük bir hayal kırıklığıydı.The party was a big disappointment.
Tom'un Mary'nin doğum günü partisine gelmemesi olası görünmüyordu.It seemed unlikely that Tom wouldn't come to Mary's birthday party.
Neredeyse bir parti daha vermemizin zamanı.It's about time for us to have another party.
Biz, partiyi düzenlemek için bir oda kiralamak zorundayız.We have to rent a room to hold the party in.
Bizim partimiz için bir oda kiralamamız gerekir.We have to rent a room for our party.
Bizim parti için bir yer kiralamalıyız.We need to rent a room for our party.
O parti bir felaketti!That party was a disaster!
Joe hariç herkes partiye gitti.Everybody except Joe went to the party.
Onun haricinde başka hiç kimse partiye gelmedi.With the exception of him, nobody else came to the party.
O, partiye gelen tek kişiydi.He was the only one who came to the party.
Niçin Tom'u partiye davet ettin?Why did you invite Tom to the party?
Tom parti için hazırlanmasının Mary'nin kaç saatini aldığını merak etti.Tom wondered how many hours it took Mary to get ready for the party.
Tom parti bile başlamadan önce tamamen sarhoştu.Tom was totally snockered before the party even began.
Tom Mary'nin onun partisine gelmek istediğini duyduğunda gerçekten memnun oldu.Tom was really glad to hear that Mary wanted to come to his party.
Tom Mary'nin onun partisine gelmesini istedi.Tom wanted Mary to come to his party.
Tom Mary'nin giydiğinin resmî bir parti için uygun olmadığını düşünüyordu.Tom thought what Mary was wearing wasn't appropriate for a formal party.
Tom Mary için bir veda partisi yapmamızı önerdi.Tom suggested that we have a farewell party for Mary.
Tom Mary için bir veda partisi vermemizi önerdi.Tom suggested that we have a farewell party for Mary.
Tom partimize gelmeyeceğini söylüyor.Tom says he won't come to our party.
Tom partiyi iptal etmek zorunda kalabilir.Tom may have to cancel the party.
Tom Mary'ye sadece onun partisine katılamayacağını bildirmek istedi.Tom just wanted to let Mary know that he wouldn't be able to attend her party.
Tom bir yılda iki ya da üç kez parti verir.Tom has a party two or three times a year.
Tom partide iyi bir zaman geçirdi.Tom had a good time at the party.
Tom herhangi bir partiye gelen ilk kişi olmayı sevmez.Tom doesn't like being the first one to show up at any party.
Tom birçok partiye davet edilmez.Tom doesn't get invited to many parties.
Tom partide hiç tanıdık yüzler görmedi.Tom didn't see any familiar faces at the party.
Tom sürpriz partiyi bildiğini belli etmedi.Tom didn't let on that he knew about the surprise party.
Tom partide hiç dondurma yemedi.Tom didn't get to eat any ice cream at the party.
Tom partiyi planlayarak iyi bir iş yaptı.Tom did a good job planning the party.
Tom onun partide eğlendiğini Mary'nin yüzüne gülümsemeyle söyleyebildi.Tom could tell by the smile on Mary's face that she had had a good time at the party.
Tom kesinlikle geçen cuma gecesi partiden hoşlanıyor gibi görünüyordu.Tom certainly seemed to enjoy the party last Friday night.
Tom kesinlikle Mary'nin partiye katılmasını istemediğini netleştirdi.Tom certainly made it clear that he didn't want Mary to attend the party.
Tom kesinlikle nasıl parti vereceğini biliyor.Tom certainly knows how to party.
Tom kesinlikle partimizi daha eğlenceli yapmak için yardım etti.Tom certainly helped make our party more fun.
Tom Mary'yi niçin partide olmadığını sormak için aradı.Tom called Mary to ask why she wasn't at the party.
Tom Mary'nin sürpriz bir doğum günü partisi planladığından şüphelenmeye başladı.Tom began to suspect that Mary was planning a surprise birthday party.
Tom'un partiye gitmesinin tek nedeni Mary'nin orada olmasını beklemesiydi.The only reason Tom went to the party was that he expected Mary to be there.
Kartlarını doğru oynarsan, Tom seni partisine davet edebilir.Play your cards right and Tom might invite you to his party.
Mary kesinlikle partide en güzel kızdı.Mary was definitely the prettiest girl at the party.
Sanırım Tom'un partiye yalnız gelmesi mümkün değil.I think it's unlikely that Tom will come to the party alone.
Tom'u ve Mary'yi partime davet etmediğim için kendime sitem edebilirdim.I could kick myself for not inviting Tom and Mary to my party.
Tom istememesine rağmen, Mary'yi partisine davet etmeyecek kadar çok kibardı.Even though Tom didn't want to, he was too polite not to invite Mary to his party.
Büyük bir parti değildi.It wasn't much of a party.
Bu bir parti.That's a party.
Partiye gitmeli miyim?Do I have to go to the party?
Partide sadece altı kişi vardı.There were only six people at the party.
Doğum günü partisine gelemedim.I couldn't come to the birthday party.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod