Ana içeriğe geç
Sözlük

parmaklar ile cümle

parmaklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Uyuşturucu müptelaları, kolları ve bacakları çöktüğü zaman, ayak parmaklarında damar bulurlarmış.つま先の静脈を探しだします。タールサンドや
Uzun taping parmaklardaki yerine görünüyordu rafineJag tror att han sa att han var en skrivare går västerut leta efter ett jobb som
Uzun taping parmaklardaki yerine görünüyordu rafine긴 녹음의 손가락에 다소 듯 세련된
Uzun taping parmaklardaki yerine görünüyordu rafineבאצבעות ארוכות, נראה יותר מקליטה מעודן
Uzun taping parmaklardaki yerine görünüyordu rafineفي أصابع طويلة بدا يوصل بدلا مكرر
Uzun taping parmaklardaki yerine görünüyordu rafine私が言う信じなければならないと私は猛吹雪だ 何彼のビジネスだった
Ve ben onları duvara cetvel dayayıp, parmaklarıyla ölçüp, yüksekliğini tahmi edeceklerini bekliyordum.Arra számítottam, hogy majd vonalzóval és az ujjaik segítségével próbálják megmérni a magasságot.
Ve ben onları duvara cetvel dayayıp, parmaklarıyla ölçüp, yüksekliğini tahmi edeceklerini bekliyordum.I spodziewałem się, że przyłożą linijkę do ściany, oszacują wielkość palcem i podadzą przybliżoną wysokość.
Ve ben onları duvara cetvel dayayıp, parmaklarıyla ölçüp, yüksekliğini tahmi edeceklerini bekliyordum.그때 저는 아이들이 빌딩 옆에 자를 대놓고, 손을 잰 뒤에 그걸 가지고 높이를 측정 할거라고 예측했습니다
Ve ben onları duvara cetvel dayayıp, parmaklarıyla ölçüp, yüksekliğini tahmi edeceklerini bekliyordum.Og jeg forventede at de ville sætte en lineal ved siden af væggen, tage mål med fingrene, og vurdere højden.
Ve ben onları duvara cetvel dayayıp, parmaklarıyla ölçüp, yüksekliğini tahmi edeceklerini bekliyordum.Şi mă aşteptam să pună o riglă lângă perete, să-l măsoare cu un deget, şi să estimeze înălţimea.
Ve ben onları duvara cetvel dayayıp, parmaklarıyla ölçüp, yüksekliğini tahmi edeceklerini bekliyordum.Y yo esperaba que ellos pusieran un metro a lado de la pared para medir y calcular la altura del edificio.
Ve ben onları duvara cetvel dayayıp, parmaklarıyla ölçüp, yüksekliğini tahmi edeceklerini bekliyordum.Я ожидал, что они начнут измерять линейкой по стене, прикидывать размер пальцами, определяя высоту.
Ve ben onları duvara cetvel dayayıp, parmaklarıyla ölçüp, yüksekliğini tahmi edeceklerini bekliyordum.וצפיתי מהם לשים את הסרגל על הקיר, למדוד עם האצבע, ולתת אומדן של הגובה.
Ve ben onları duvara cetvel dayayıp, parmaklarıyla ölçüp, yüksekliğini tahmi edeceklerini bekliyordum.و كما توقعت منهم أن يضعوا مسطرةً على جانب الحائط يقدروا الطول بالإصبع , و يقوموا بتقدير للطول
Ve ben onları duvara cetvel dayayıp, parmaklarıyla ölçüp, yüksekliğini tahmi edeceklerini bekliyordum.建物の高さを推定することを期待していました しかし年の割には体がとても小さな男の子が
Ve bir de, sağ elinin parmaklarında dermatit var.A w końcu, ma zapalenie skóry na palcach prawej ręki.
Ve bir de, sağ elinin parmaklarında dermatit var."E finalmente, ela tem uma dermatite nos dedos da mão direita,
Ve bir de, sağ elinin parmaklarında dermatit var.마지막으로, 그녀의 오른손 손가락에는 피부염이 있었는데,
Ve bir de, sağ elinin parmaklarında dermatit var.Och slutligen har hon dermatit på fingrarna på hennes högra hand, en dermatit som enbart
Ve bir de, sağ elinin parmaklarında dermatit var.Schließlich hat sie Dermatitis an den Fingern ihrer rechten Hand, eine Dermatitis, die es nur bei den
Ve bir de, sağ elinin parmaklarında dermatit var.Şi în sfârşit, ea are o dermatită la degetele de la mâna dreaptă, o dermatită care este unică
Ve bir de, sağ elinin parmaklarında dermatit var.S végül láthatják a bőrgyulladást a jobb keze ujjain.
Ve bir de, sağ elinin parmaklarında dermatit var.Tenslotte heeft ze een soort dermatitis op de vingers van haar rechterhand.
Ve bir de, sağ elinin parmaklarında dermatit var.ולבסוף, יש לה דלקת עור על אצבעות יד ימינה,
Ve bir de, sağ elinin parmaklarında dermatit var.وأخيراً، لديها إلتهاب جلدي على اصابع يدها اليمنى,
Ve bir de, sağ elinin parmaklarında dermatit var.皮膚炎が見られる この皮膚炎はバーンティスランドの
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.E durante todo esse tempo, entornava açúcar em cima da mesa, e brincava com ele, com os dedos.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.E per tutto questo tempo, ho versato zucchero sul tavolo e ci ho giocato con le dita.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Et pendant tout ce temps, j'ai fait tomber du sucre sur la table et joué dedans avec mes doigts.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Gedurende diezelfde tijd heb ik suiker op tafel geknoeid en er zo'n beetje mee zitten spelen.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.I przez tyleż czasu rozsypuję cukier na stole i po prostu się nim bawię.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.또 그렇게 해온 시간 동안 전 항상 식탁 위해 설탕을 쏟곤 했고, 손가락으로 설탕에 장난을 쳤죠.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Și în tot acest timp împrăștiam zahăr pe masă și mă jucam doar cu degetele prin el.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Und genauso lange schütte ich schon Zucker auf den Tisch und spiele mit meinen Fingern darin herum.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Và suốt thời gian đó, tôi luôn làm vãi đường ra bàn và thường dùng ngón tay nghịch chúng.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Y todo ese tiempo he estado derramando azúcar en la mesa y jugando, en cierta forma, con ella entre mis dedos.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Και εξίσου συχνά, λερώνω το τραπέζι με ζάχαρη και παίζω χρησιμοποιώντας τα δάχτυλά μου.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.В течение всего этого периода я рассыпала сахарный песок на стол и просто играла с ним пальцами.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.И за същия период от време съм разливала захар по масата, с която си играя с пръстите си.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.І все моє життя в мене розсипався цукор по столу, і я просто гралася з ним пальцями.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.ולאורך אותה תקופת זמן, שפכתי סוכר על השולחן ושיחקתי עם זה ככה, באצבעות שלי.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.وبالمقدار نفسه من الوقت كنت اسكب السكر على الطاولة وكنت اللعب به بأصابعي
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.テーブルに砂糖をこぼしては 指でなぞって遊んでいたということでもあります そして後になって この技法を使って
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.E disse di aver visto una vera e propria radiografia delle sue dita proprio perché la luce era così forte.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.És azt mondta, hogy látta a saját ujjai röntgenfelvételét, mert annyira világos volt a fény.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.Et il a dit qu'il pouvait voir une radiographie de ses doigts tant la lumière était brillante.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.Hij zei dat hij een röntgenbeeld van zijn vingers kon zien vanwege het felle licht.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.그리고 아버진 진짜로 당신 손가락의 엑스레이 영상을 볼 수 있었다고 했습니다. 빛이 너무나 밝았기 때문인거죠.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.Powiedział że właściwie widział prześwietlenie swoich palców bo światło było tak jasne.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.Und er sagte, dass er dabei sogar ein Röntgenbild seiner Finger sehen konnte, weil das Licht so hell war.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.Và ông nói ông còn có thể nhìn xuyên qua mấy ngón tay như tia X-quang vì ánh sáng qúa mạnh.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.V skutočnosti vtedy videl svoje ruky tak, akoby sa díval na ich röntgenové snímky. Svetlo bolo až také jasné.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.Y dijo que pudo ver una imagen de rayos-x de sus dedos porque la luz era muy brillante.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.И тогда, рассказывал он, он увидел свои пальцы как на рентгеновском снимке - таким ярким был свет.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.Каза, че е видял рентгенова снимка на пръстите си, толкова ярка била светлината.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.והוא אמר שהוא למעשה יכול היה לראות [צילום] רנטגן של אצבעותיו מאחר שהאור היה כה בהיר.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.و قال انه كان بمقدروه رؤية اشعة اكس لاصابعه لان الضوء كان جد مشع.
Ve dedi ki aslında parmaklarının x-ray'ini görebiliyormuş çünkü ışık o kadar parlakmış.指がレントゲン写真のように 見えたと言っていました 原子爆弾の爆発をじかに見たことで
Ve insanları laboratuvara getirip, parmaklarını mengeneye koyardım, sonra biraz daha sıkıştırırdım.Aduceam oameni în laborator şi le puneam degetul în menghină şi îl strângeam puţin.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod