Ana içeriğe geç
Sözlük

parlak ile cümle

parlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Aynı zamanda, Samanyolu'daki en parlak yıldızlardan biridir.Je to ale zároveň jedna z našich najvzdialenejších guľových hviezdokôp.
Genel olarak daha sıcak olan yıldızlar daha parlaktır.V splošnem so bolj vroče zvezde svetlejše.
Tarantula Bulutsusu'nun görünen parlaklığı 8 kadirdir.Navidezni sij meglice Tarantele je 8. magnitude.
Maurice'nin kariyeri parlaktı.Karlov prihod je bil dobro pripravljen.
18.yy. sonuna doğru Charles Messier en parlak 109 bulutsuyu içeren bir katalog derledi.Proti koncu 18. stoletja je Messier izdelal katalog, ki je vseboval 109 najsvetlejših meglic.
En parlak yıldızlar birinci derece, güçlükle görülebilen yıldızlar ise altıncı dereceydi.Šesti razred je najtežje viden, prvi pa najsvetlejši.
Gövdesi parlak gümüştendir.Izjema je živo srebro.
Bu durumlar beraber göze alınınca neden günsel yaşantımızda bu parlak noktayı görmediğimizi açıklıyor.Ti pogoji skupaj pojasnijo zakaj se svetle pege v vsakdanjem življenju ne sreča.
1563'te iki parlak gezegen Jupiter ile Satürn'ün kavuşumlarından biri gerçekleşti.Že leta 1563 je bila napaka za konjunkcijo Jupitra in Saturna cel mesec.
Görünümü, cam parlaklığındadır.Steklo je na videz povsem prosojno.
Örneğin gökyüzündeki en parlak yıldız olan Sirius -1,42 kadirdendir.Sirij (Alfa) je z magnitudo -1,4 najsvetlejša zvezda na nebu.
Yaprakları parlak koyu yeşildir.Barva listov je temno zelena.
Yaşamlarının sonuna doğru gittikçe parlaklıklarını kaybeder ve kara cüce hâline dönerler.Na koncu svojih življenj počasi opešajo, se sesedejo in postanejo črne pritlikavke.
Atbaşı Bulutsusu'nun altında yer alan parlak noktalar, henüz oluşum aşamasındaki genç yıldızlardır.Svetle pege v meglici so mlade zvezde, ki ravnokar nastajajo.
Çoğu parlak yıldızın tersine, ζ Ophiuchi özel bir ada sahip değildir.V nasprotju z večino velikih rek izvirnica Misisipija ni ravno velika.
Bacaklar prosomadan daha parlak, bazen yeşilimsidir.Listi so pogosto širši kot daljši ter bolj zeleni od listov navadne ajde.
Görünür parlaklığı 11,33 kadir olan yıldız, bu nedenle çıplak gözle görülemez.Z navideznim sijem 11,7 se zvezde s prostimi očmi ne da videti.
Parlak renkli tüylerinin yanı sıra renkli ve çok büyük gagaları ile dikkati çekerler.Od nje se loči še po širših in daljših perutih ter barvi.
Ancak 2. Bundesliga kariyeri çok parlak geçmedi.Kralji II. dinastije niso bili posebej pomembni.
Kupulanın içerisinde 3 tane yarım küre biçiminde parlak kızıl kahverengi tohum bulunur.V sadežu so po tri svetlo rjava ploščata semena.
Etkin sıcaklık ve bolometrik parlaklık, yıldızın kimyasal bileşimine bağlıdır.Tiek efektinė temperatūra, tiek bolometrinis šviesis priklauso nuo žvaigždės cheminės sudėties.
1990'lı yıllar takım için pek parlak geçmedi.Tačiau aštuntajame dešimtmetyje komandos pasiekimai buvo nežymūs.
Bütün Crash zilleri parlak ciladır.Visi perukai yra šviesūs.
Futbol kariyerinin en parlak dönemini bu takımla yaşadı.Jis tapo rezultatyviausiu visų laikų šio klubo futbolininku.
NGC 1068'den sonra en parlak ikinci seyfert gökadasıdır.Objektas dar žymimas NGC 1068 numeriu.
Büyük Köpek takımyıldızı, gece gökyüzündeki en parlak yıldız olan Sirius'u içerir.Žvaigždynas žinomas nuo seniausių laikų, jame spindi ryškiausia naktinio dangaus žvaigždė Sirijus.
Sıradan pasaport - Parlak mavi kapaklıdır.Hope – didelis mėlynas briliantas.
Yaşamlarının sonuna doğru gittikçe parlaklıklarını kaybeder ve kara cüce hâline dönerler.Savo gyvavimo pabaigoje jos paprasčiausiai mažėja ir mažėja virsdamos juodosiomis nykštukėmis.
Savaştan sonra Polonya Yüksek Piyade Okulu'nu, sonra da Genelkurmay akademisini parlak derecelerle bitiridi.Po karo baigė Aukštąją pėstininkų mokyklą ir Lenkijos kariuomenės Generalinio štabo akademiją.
Asetilen aşırı parlak beyaz bir ışık üretiyordu.Objektas turėjo ryškiai baltą šviečiantį paviršių.
Yarıçapına göre bilinen en büyük ve kendi türünün en parlak yıldızlarından birisidir.Tai yra didžiausia ir viena iš šviesiausių žinomų žvaigždžių.
İri, parlak kırmızı gözleri vardır.Didelės apvalios ir ryškios akys.
Ay'ın en belirgin yönü parlak ve karanlık bölgeleri arasındaki kontrast farkıdır.Svarbus skirtumas tarp Šviesiosios ir Tamsiosios pusių.
Bu yükselen parlaklıkla baş edebilmek için, sürekli yaşanabilir bölge konsepti ortaya atılmıştır.Jei pavyktų tai įrodyti, šiandieninė gyvybės zonos koncepcija turėtų būti atmesta.
Parlak, metalik beyaz renklidir.Tai kietas, baltas, blizgantis metalas.
Ekran 16 milyon renk (TFT), renkler parlakdır.Laikraštis – 16 puslapių, jie visi – spalvoti.
Hepsi dördüncü nesilden daha parlak ve daha parlak bir finişe sahiptir.Yra speciali, greitesnė, 64-bitų versija.
Her zaman parlak renkli kravat takıyorsun.Tu visą laiką dėvi ryškiaspalvį kaklaraištį.
Tom genellikle çok parlak olmasa bile güneş gözlüğü takıyor.Tomas dažniausiai dėvi akinius nuo saulės, netgi jei ir Saulė nešviečia labai ryškiai.
18.yy. sonuna doğru Charles Messier en parlak 109 bulutsuyu içeren bir katalog derledi.18. sajandi lõpus moodustas Charles Messier kataloogi, mis sisaldas 109 heledaimat udukogu.
Bilinen en parlak kuasarlar her yıl 1000 güneş kütlesine eşit madde yutar.Heledaimad teadaolevad kvasarid „õgivad“ 1000 päikese massi väärtuses ainet aastas.
Ancak parlaklığı azalır.Kas Piirissaar ikkagi kahaneb?
Gökyüzünden görünen en parlak kuasar, Virgo takım yıldızındaki 3C 273’tür.Maa pealt vaadeldavas taevas on heledaimaks kvasariks 3C 273, mis asub Neitsi tähtkujus.
Bu çizgiler, sürekli tayftan daha parlaktırlar, bu yüzden bunlara emisyon çizgileri denir.Need jooned on üldisest spektrist eredamad, mistõttu kutsutakse neid emissioonijoonteks.
Gözleri yıldızlar gibi parlak olup başında parlak bir sorguç bulunmaktadır.Tema silmad olid hallid kui selge õhtu ning neist hiilgas tähevalguse sarnane sära.
Tarantula Bulutsusu'nun görünen parlaklığı 8 kadirdir.Taranteludu näiv tähesuurus on 8.
Kaynaklara göre süpernova 1574 yılına kadar parlak bir şekilde çıplak gözle gözlemlenmeye devam etti.Supernoova jäi endiselt palja silmaga nähtavaks kuni 1574. aastani, millal ta järk-järgult kadus.
Sonuç olarak kabaca her 1,1 milyar yılda bir yüzde on oranında parlaklığı artmaktadır.Selle tulemusena muutub Päike iga 1,1 mld aasta kohta 10% heledamaks.
Üstnovalar o kadar parlaktır ki kısa süre içinde bulunduğu gökadanın tamamından daha parlaktır.Supernoovad on niivõrd heledad, et võivad lühiajaliselt olla heledamad kui kogu nende kodugalaktika.
Sağ taraftaki gökadanın hemen üzerindeki iki parlak yıldız, aslında bizim gökadamız içerisindedir.Kaks väikest Hase jõe parempoolset lisajõge voolavad läbi valla.
Burak son derece parlak bir kariyer yarattı kendine.Viimasel neist kujunes muljetavaldav karjäär.
Tethys'in yüzeyi çok parlaktır.Bathursti rannajoon on väga liigestunud.
Şehir en parlak dönemini 1136-1478 arasındaki Novgorod Cumhuriyeti'yken yaşamıştır.Novgorodi vabariik oli ajavahemikul 1136–1478 tänapäeva Loode-Venemaal eksisteerinud riik.
1980-1983 yılları arasında üç sezon 2.Kademe'de mücadele ederek tarihinin en parlak dönemini yaşadı.Kuid 1982. ja 1983. aastal oldi sunnitud leppima ühtede halvimate kohtadega ajaloos.
Parlak ve kuru olan ruhun en iyi ve en bilgedir.(393) "Kuiv sära on kõige parem ja kõige targem hing."
Bu noktaya çok yakın olan orta parlaklıkta bir yıldız vardır.Selle keskel oli särav täht.
Gerçek güveler, evlerde yaşayan küçük parlak böceklerdir.Õied on kollakasrohelised, väikesed, asuvad kerajates sarikjates õisikutes.
Örneğin: Parlak ve canlı renklidirler: Yanlış.Rahvusmaastik: Puhtu ja Laelatu.
Değişen Yıldız, parlaklıkları zaman içinde değişen yıldızlardır.Muutlikuks täheks nimetatakse tähte, mille heledus ajas muutub.
Çiçekleri âdetâ gökteki yıldızların parlaklığını aksettiriyor.Juhan Liivi saatus tähtedes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod