Oysa yapay uyduların parlaklığı yıldız gibidir.Čí, něčí, ničí se skloňuje jako jarní.
Galaksinin çok parlak bir çekirdeği ve birden fazla toz şeritleri içeren parlak bir diski vardır.Galaxie má poměrně jasné jádro a jasný disk, který obsahuje několik prachových pruhů.
Bu değişenler; Parlak Mavi Değişenler (LBV) veya S Dor yıldızları olarak adlandırılmışlardır.Přídavná jména se skloňují buď podle tvrdých (mladý), nebo podle měkkých (jarní) vzorů.
Tüyler kısa ve parlak olmalıdır.Běžecká obuv by měla být lehká a kvalitní.
Bunun nedeni, oldukça parlak olan Achernar (α Eri) dışında, parlak yıldızının olmayışıdır.Ačkoli jde o rozsáhlé souhvězdí, není v něm mnoho jasných hvězd s výjimkou hvězdy Achernar.
Yan tarafları parlaktır.Mají tenkou stranu.
Nikah töreni pek parlak oldu.Svatba byla jednoduchá.
Sonuç olarak kabaca her 1,1 milyar yılda bir yüzde on oranında parlaklığı artmaktadır.Důsledkem toho se jasnost Slunce zvětšuje asi o 10 % každé 1,1 miliardy let.
İlk sonuçlar pek parlak değildi.První výsledky nevypadaly vůbec slibně.
Güney coğrafi kutbu tepe noktasında ise kutup yıldızı sayılacak parlak bir yıldız yoktur.Blízko jižního pólu se nenalézá žádná jasná hvězda, která by pól zvýraznila.
Gözler parlak ve göz kapakları gelişmiştir.Jednoduché a složené oči jsou vyvinuty.
Camsı parlaklıktadır.Nuda pod lavicí.
Bu yıldız kümesi yaklaşık 500.000 yıldızdan oluşan ve gökyüzünün en parlak nesnelerinden birisidir.Obsahuje asi 500 000 hvězd a patří mezi nejvýraznější kulové hvězdokupy Mléčné dráhy.
En parlak dönemini ise mor efrem döneminde yaşayan okulun bir Yönetmeliğinin olduğu bilinmektedir.Nejznámější z jeho statí je Všechno, co opravdu potřebuju znát, jsem se naučil v mateřské školce.
Yarıçapına göre bilinen en büyük ve kendi türünün en parlak yıldızlarından birisidir.Je považována za největší a jednu z nejsvítivějších známých hvězd.
Parlak tüylerine rağmen ormanlık habitatlarda görülmesi zor olmaktadır.Navzdory jejich nápadnému zbarvení je není jednoduché v lesích spatřit.
Chiang bir gün parlaklaşarak yok olur.A jednoho dne udeří Smet.
NGC 7331, NGC 7331 Grubu'nun en parlak galaksisidir.NGC 7331 je nejjasnějším členem skupiny galaxií NGC 7331, do které patří i NGC 7320.
En parlak örnek Achernar ise de, prototipi kabuklu yıldız Gama Cassiopeiae'dir.Průvodci září výrazně slaběji, než primární hvězda Gama Cassiopeae A.
Nispeten parlak bir gökada olmasına rağmen Messier Kataloğu'nda kaydı bulunmamaktadır.Jde o jednu z nejjasnějších galaxií, která není zahrnuta v Messierově katalogu.
Peynir parlak sarı renkte, kabuğuysa koyu sarı renktedir.Sýr má barvu smetanovou až sýrově světle žlutou.
Parlak ek parça kenar kenarı olarak kullanılır.Světelnost – nesprávně se používá jako poměrný jas.
Genel olarak parlak renklere sahiptir.Obecně mají velmi dobré maskování.
Rengin eklenmesi HDPE'yi opak hale getirecek, ancak parlak değil.Matrix vyčistil i Hex, i když s nechutí.
Fakat bu parlak dönemin ardından eşinden ayrılması sanatçıyı sessiz bir dönem geçirmeye zorladı.Mezitím, pro uklidnění manžela poslala telegram o úspěšné cestě.
Bir gökbilimsel cismin görünen parlaklığı (büyüklük) genellikle bütünleşik bir değer olarak verilir.Zdánlivá magnituda astronomického objektu je obecně dána jako celková hodnota.
Erkek üreme döneminde beyaz omuz (skapüler) tüyleri dışında parlak kara tüylere sahiptir.Na rozdíl od bekasiny otavní má na temeni příčné (ne podélné) pruhy.
Çok parlak bir öğrenciydi.Byla velmi dobrou studentkou.
Iraksal açı ölçümüyle yıldızın uzaklığı da biliniyorsa parlaklığı da belirlenebilir.Když je známá vizuální a absolutní velikost hvězd, je možno určit jejich vzdálenost.
Bu albüm fazla parlak ve sıkı değil.Celé album je nejisté a nepřesvědčivé."
1997-1998 futbol sezonu Gümüşhane Doğanspor Kulübünün tarihindeki en parlak sezon olmuştur.Stříbrná medaile ze sezóny 1997/98 byla nejlepším umístěním družstva v historii.
Bu parlak dönem 1993-1994 sezonunda sona erdi.Naprostý zlom nastal během ročníku 1993/94.
Siyah rengi ve parlaklığı zifte benzetilmiştir bu nedenle İngilizcede 'Pitchblende' olarak da bilinir.Chutná mírně štiplavě, po pepři, proto je v němčině označována jako Pfifferling.
Yağa bağlı olarak boyaların parlaklığında da farklılıklar görülebilir.Orientačně ho bezpečně nelze odlišit ani podle barvy plamene.
Gayet parlak bir öğrenciydi, ancak yaramazlıkları sebebiyle okul hayatında sıkıntı yaşadı.On byl chytrý a ve škole mu to šlo dobře.
En azından hor biraz da olsa parlak ve önemli katkıda bulunur.Dostalo se mu jen omezené, ale přesto zásadní pomoci od Švédska.
Ancak genel olarak çok parlak bir sezon geçirmedi.Celkově se jednalo o velmi špatnou sezonu.
Sonraki yıllar Osgiliath için çok parlak değildir.Během léta je mycelium neaktivní.
Eta Carinae ve HD 93129A, Samanyolu içindeki en büyük kütleli ve parlak yıldızlardır.HD 93129A je horká hvězda spekrální třídy O nacházející se v mlhovině Carina.
Bu model daha ince, daha hafif, daha küçük, daha estetikti ve ekranları daha parlaktı.Tento stroj byl menší, lehčí a pancéřovaný.
Her gece Annabel Lee'yi hayal eder ve gözlerinin parlaklığını yıldızlarda görür.În fiecare noapte, el o visează pe Annabel Lee și vede strălucirea ochilor ei în stele.
Genel olarak daha sıcak olan yıldızlar daha parlaktır.În general, stelele mai fierbinți sunt mai luminoase.
Bununla birlikte, Ay, Jüpiter veya Venüs kadar parlak görülmez.Cu toate acestea ea nu este la fel de strălucitoare ca Luna, Venus sau Jupiter.
Merkür ve Mars ta bazen Sirius’tan daha parlak görünürler.Mercur și Marte sunt, de asemenea, mai luminoase decât Sirius.
En büyük parlamanın X ışını parlaklığı 1028 erg/sn (1021 W.)'e ulaşabilir.Maximul luminozității celor mai mari erupții poate ajunge la 1028 erg/s (1021 W).
Prosoma parlak siyah.Prosoma este complet neagră.
İlk sonuçlar pek parlak değildi.Începuturile nu au fost ușoare.
Camsı parlaklıktadır.Dulap în perete.
Görünen parlaklığı, 1,59 ile 1,64 kadir aralığında değişmektedir.Magnitudinea ei variază între 1,59 și 1,64.
Güneş gittikçe daha parlaklaşmaktadır, yaşamının başlarında şu ankinden 75% daha az parlaktı.Soarele devine tot mai luminos; mai devreme în evoluția sa, luminozitatea era doar 70% din cea actuală.
Frigya en parlak dönemini Kral Midas'la yaşamıştır.Extinderea cea mai mare a cunoscut-o în timpul domniei regelui Midas.
Fakat NGC 6543'te moleküler hidrojen emisyonu, dış halenin iç kenarında parlak olarak görünür.În cazul nebuloasei NGC 6543, emisia de hidrogen este mai intensă la limita interioară al haloului exterior.
Bundan sonra ise parlaklık hızla azalmaya başlar.Dar între timp încep să scadă din înălțime.
Pek parlak bir öğrenci değildi.Acesta nu era considerat un student briliant.
Aynı zamanda, Samanyolu'daki en parlak yıldızlardan biridir.Este și una dintre cele mai luminoase stele.
Bu takımyıldızın üç parlak yıldızı avcının kuşağını oluşturur.În jurul celor trei stele, alte patru stele strălucitoare compun „corpul” vânătorului.
Sparta'daki yaşam bu dönemde çok parlaktı.Situația din Samara era extrem de dificilă în acea perioadă.
Stavka, 24. Tank Kolordusu'nun parlak başarısını kısa sürede takdir etti.STAVKA a răsplătit rezultatele excepționale ale Corpului al 24-lea de tancuri.
Görünür kadri ya da Dünya perspektifinden görünen parlaklığı 11,13'tür.Steaua are o magnitudine aparentă, sau cât de luminos apare din perspectiva Pământului, de 11,13.
Parlak güneş ışığı, deniz seviyesinde metre kare başına 1 kilovattı aşan parlaklık yaratır.La amiază lumina soarelui produce o iradiere de 1 kilowat pe metrul pătrat la nivelul mării.