Ana içeriğe geç
Sözlük

park ile cümle

park kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Park şehir merkezinde yer almaktadır.The park is located in the center of the city.
Park şehrin merkezindeydi.The park is in the center of the city.
Sao Paulo'daki büyük bir eğlence parkını ziyaret ettik.We visited a huge amusement park in São Paulo.
O, parkta bir yerdedir.He's somewhere in the park.
Parkta gördüğümüz adam Bay Hill'di.The man we saw in the park was Mr. Hill.
Ueno Park'a giden insanlar yalnızdır.The people going to Ueno Park are lonely.
Niçin buraya park ettin?Why did you park here?
Arabamı başka bir yere park etmiş olmalıyım.I must have parked my car elsewhere.
Arabamı başka yere park etmiş olmalıyım.I must have parked my car elsewhere.
Okulumuz bir parka yakındır.Our school is near a park.
Şehir parkında bir iskelet bulundu.A carcass has been found at the urban park.
Neden parkta yürümek istediğini söylüyorsun?Why are you saying you want to walk in the park?
Çocukken Jurassic Park filmini sevdim.When I was a kid, I loved the film Jurassic Park.
Parkı temizlememize yardım ederek biraz zaman harcayabilir misin?Can you spend a little time helping us clean up the park?
Babam parkta yürüyüş yapıyor.Dad is taking a walk in the park.
Londra'da çok sayıda park var.There are many parks in London.
Parkta oynardık.We were playing in the park.
O bir karavan parkında yaşıyor.She lives in a trailer park.
Tom kamyoneti park ediyor.Tom is parking the van.
Arabamı büro yakınında park ediyorum.I am parking my car near the office.
O paralel park etmede çok iyidir.She's very good at parallel parking.
Park yeri boş.The parking lot is empty.
Sen hiç arabanı bu caddede park ettin mi?Have you ever parked your car on this street?
Sen hiç derslerini bir parkta tekrarladın mı?Have you ever reviewed your lessons in a park?
Burada birkaç park şansı var.There are few parking opportunities here.
Neredeyse her gün çocuklarımı parka getiririm.I bring my children to the park almost every day.
Arabamı buraya park etmek zorundayım.I have to park my car here.
En son ne zaman arabanı buraya park ettin?When was the last time you parked your car here?
Kızlarımı parka getirmeyi severim.I like to bring my daughters to the park.
Kızlarımı parka getirmeyi seviyorumI like to bring my daughters to the park.
O, yeni arabasını sokağa park etmek istemedi.He didn't want to park his new car on the street.
Araba yasa dışı park edilmez.The car is not illegally parked.
O Central Park yakınındaki lüks bir dairede yaşıyor.He lives in a posh apartment near Central Park.
Parkta birçok çocuk var.There are many children in the park.
Bu garajda kaç tane park yeri var?How many parking places are there in this garage?
Onların arabası bizimkine yakın park edilir.Their car is parked near ours.
Tom'un arabasını nasıl böylesine küçük bir yere park etmeyi başardığını merak ediyorum.I wonder how Tom managed to park his car in such a small space.
Yaşlı adam parkta yürüyüş yapıyor.The old man is taking a walk in the park.
Yosemite Ulusal Parkı dünyadaki en güzel yerlerden biridir.The Yosemite national park is one of the most beautiful places on Earth.
Tom park bankında yalnızdı.Tom was alone on the park bench.
Tom Mary'nin park bankında yalnız oturduğunu gördü.Tom saw Mary sitting alone on a park bench.
Tom evin arkasında park etmeyi tercih ediyor.Tom prefers to park behind the house.
Tom, okulun önünde park edilmiş araba olmadığını fark etti.Tom realized there were no cars parked in front of the school.
Onları nereye parkettin?Where did you park them?
Biri Tom'a arabasını nerede park etmesi gerektiğini söyledi mi?Did anyone tell Tom where he should park his car?
Bütün günü parkta geçirdim.I spent the whole day in the park.
Parkın yanındaki küçük kahvehanede hızlı bir öğle yemeğini alalım.Let's grab a quick lunch at that small coffeeshop near the park.
Buraya park edersen araban çekilir.If you park here, your car will get towed.
Park yerinde neredeyse hiç araba yoktu.There were almost no cars in the parking lot.
Parkta çok sıradışı bir şeyler oluyor gibi görünüyor.Something very unusual seems to be happening in the park.
Tom'un kendi başına parkın etrafında dolaşmasına izin veremeyiz.We can't let Tom wander around the park by himself.
Hafta sonlarında evimin önünde park edemezsin.You can't park in front of my house on weekends.
Geceleri parkta dolaşamayız.We can't wander around the park at night.
Parktaki bir yürüyüşün zihnimizi sıkıntılarımızdan alabileceğini düşündüm.I thought a walk in the park might take our minds off our troubles.
Buraya park edebilir misin?Can you park here?
Dün seni parkta gördüm.I saw you in the park yesterday.
Park nerede?Where's the park?
Tom senin park alanını istiyor.Tom wants your parking space.
Tom'un arabasına çok yakın park etmek istemiyorum.I don't want to park too close to Tom's car.
Bu parkta oynardım.I used to play in this park.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
park ile cümle - Sayfa 8 - park kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App