Ana içeriğe geç
Sözlük

park ile cümle

park kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom ona arabamı nereye park etmem gerektiğini sordu.Tom asked him where I should park my car.
Benim dün parkta gördüğüm kesinlikle Tom'du.It was definitely Tom that I saw yesterday in the park.
Tom'un bir park bankında hiç uyuyup uyumadığını merak ediyorum.I wonder if Tom has ever slept on a park bench.
Tom arabasını Mary'nin evinin arkasına park etti.Tom parked his car behind Mary's house.
Tom Mary ile yarın saat ikide parkta buluşmak zorunda.Tom has to meet Mary in the park tomorrow at 2:30.
Tom Mary'yi parkta bir bankta otururken buldu.Tom found Mary sitting on a bench in the park.
Tom parkta Mary'yi terk etti.Tom ditched Mary in the park.
Tom Mary'nin onu eğlence parkına götürmesini rica ettim.Tom asked Mary to give him a ride to the amusement park.
Tam benim yeni spor arabamın arkasında park edilmiş eski bir külüstür vardı.There was an old clunker parked just behind my new sports car.
Tom mümkün olduğu kadar Mary'nin apartmanına yakın parketti.Tom parked as close to Mary's apartment building as he could.
Tom'un arabası dükkânın önünde park edilmişti.Tom's car was parked in front of the convenience store.
Tom kütüphanenin önüne çıktı ve Mary arabayı park ederken bekledi.Tom got out in front of the library and waited while Mary went to park the car.
Tom blokun etrafını dolaştı ve park etmek için bir yer buldu.Tom circled the block looking for a place to park.
Tom bana park civarını gezdirdi.Tom showed me around the park.
Tom bana parkın etrafını gezdirdi.Tom showed me around the park.
Parkta bir sürü kişi var.There are a lot of people in the park.
Parkta çok fazla kişi var.There are too many people in the park.
Bugün öğle yemeğinden sonra planımız parkta yürüyüşe çıkmaktır.After lunch today, our plan is to take a walk in the park.
Tom Mary'nin parkurun etrafında kaç kez koşacağını merak ediyordu.Tom wondered how many times Mary was going to run around the track.
Tom Mary'ye onun yerine park ettiği için kızgındı.Tom was angry at Mary because she parked in his space.
Tom konser salonundan yarım blok öteye parkedebildi.Tom was able to park a half a block away from the concert hall.
Tom çocukları parka götürdü.Tom took the children to the park.
Tom Mary'ye başka bir yerde park etmesini söyledi.Tom told Mary to park somewhere else.
Tom ofis binasının arkasında parketti.Tom parked in the back of his office building.
Tom kütüphanenin önündeki boş alanlardan birine parketti.Tom parked in one of the empty spaces in front of the library.
Tom her zamanki yerine parketti.Tom parked in his usual spot.
Tom etmemesi gerektiğini bilmesine rağmen, arabasını yangın musluğunun önüne parketti.Tom parked his car in front of a fire hydrant even though he knew he shouldn't.
Tom arabasını bir metro park garajında parketti.Tom parked his car in an underground parking garage.
Tom arabasını parketti ve indi.Tom parked his car and got out.
Tom Mary'nin arabasının arkasında parketti.Tom parked behind Mary's car.
Tom evinin arkasına parketti.Tom parked behind his house.
Tom, en azından düzinelerce Mary ile birlikte bu parkta bulundu.Tom has been to this park with Mary at least a dozen times.
Tom'un tam bir deste ödenmemiş park biletleri var.Tom has a whole pile of unpaid parking tickets.
Tom dün öğleden sonra bir park cezası aldı.Tom got a parking ticket yesterday afternoon.
Tom daha sonra parkta karşılaştığı kadının Mary olduğunu anladı.Tom found out later that the woman he met in the park was Mary.
Tom insanların onun evinin önüne park etmelerini sevmiyor.Tom doesn't like it when people park in front of his house.
Tom park edecek bir yer bulamadı.Tom couldn't find a place to park.
Tom bir park yeri bulamadı.Tom couldn't find a parking place.
Tom arabasını nereye parkettiğini tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly where he parked his car.
Tom arabasını park yerinden çıkardı.Tom backed his car out of the parking space.
Polisler park yakınında terkedilmiş bir arabada bir ceset buldu.The police found a dead body in an abandoned car near the park.
Parktaki insanları görüyor musun?Do you see people in the park?
Kent merkezinde güzel bir park var.There's a lovely park in the centre of the town.
Ben parkta Ken'e rastladım.I ran into Ken at the park.
Tom pazar günü öğleden sonra parka gitti.Tom went to the park on Sunday afternoon.
Tom bir eğlence parkına gitti.Tom went to an amusement park.
Tom parkta kuş beslemek istiyor.Tom wants to feed the birds in the park.
Tom parkta bir yürüyüş yaptı.Tom took a walk in the park.
Çocuklarımla parkta yürüyorum.I'm walking in the park with my children.
Her sabah parka gider.He goes to the park every morning.
Ben köpeği parkta hızla koşarken gördüm.I saw the dog running quickly in the park.
Biz fotoğraf çekmek için parka gittik.We've gone to the park to take photos.
Bu parkta alkollü içki içilir mi?Is it OK to drink alcoholic drinks in this park?
Daha sonra, su parkını ziyaret edeceğiz.Later, we'll visit the aquatic park.
Arabam çalındı. O park ettiğim yerde orada değil.My car was stolen. It's not there where I parked it.
Kahvaltıdan önce köpeğini parka götürdü.She took her dog to the park before breakfast.
Bu, arabamı park ettiğim yer değil.This isn't where I parked my car.
Oraya park edilmiş bisiklet benim erkek kardeşimindir.The bike parked over there is my brother's.
Dünyanın ilk parkmetresi 1935 yılında Oklahoma'da kuruldu.The world's first parking meter was installed in Oklahoma City in 1935.
Bay Parker çubuklarla yemeğe çalıştı.Mr. Parker tried eating with chopsticks.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
park ile cümle - Sayfa 7 - park kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App