Bazı çocuklar parkta oynuyor.Some kids are playing in the park.
Önceki Cumartesi bizim çocuklarımız gölün yanındaki parkın içinde oynadı.Last Saturday, our kids played in the park near the lake.
Parkta kimse yoktu.No one was in the park.
Geceleri parkta yürüyüşe gitmeyin!Don't go walking in the park at night!
Geceleri parkta yürüme!Don't walk in the park at night!
Okulun arkasındaki araç park yeri hemen hemen boş.The parking lot in the back of the school is almost empty.
Tom arabasını özel araba yolunda tam Mary'nin arabasının arkasına park etti.Tom parked his car in the driveway just behind Mary's car.
Tom kamyonu Mary'nin evinin karşısındaki caddede park etti.Tom parked the truck across the street from Mary's place.
Evimizin dışında park etmiş bir polis arabası var.There is a police car parked outside our house.
Ben iki sıra park ettim.I'm double-parked.
Önümüzdeki birkaç yıl parkta yürüyüş olmayacak.The next few years won't be a walk in the park.
Park kalabalıktı.The park was crowded.
Fabio'nun arabası Elena'nın evinin önünde park edilmiş.Fabio's car is parked in front of Elena's house.
Park etmek yasak!Parking prohibited!
Sinemanın arkasında bir park var.There is a park behind the movie theater.
Oyun parkı demirleri tehlikelidirler.Monkey bars are dangerous.
Arabayı nereye park ettin?Where did you park the car?
Bir park ve bir hastanenin yanı sıra, üç sokak.Three streets, as well as a park and a hospital.
Parkta tenis kortları var.There are tennis courts in this park.
Araba o binanın karşısına park edilmiş.The car's parked opposite that building.
Parkta oynayan bir grup çocuk vardı.There was a group of children playing in the park.
Nereye park edebiliriz?Where can we park?
Buradan iki blok öteye park etmek zorunda kaldım.I had to park two blocks from here.
Yağmur yağsa bile yine de parka gideceğim.I'll still go to the park even if it rains.
Geceleri bu parka gelmeyi seviyorum.I like coming to this park at night.
Arka tarafa park ettim.I parked around back.
Evinizin önündeki sokakta park ettim.I parked on the street in front of your house.
Şehrin merkezinde güzel bir park var.There's a nice park in the center of town.
Tom arabayı Mary'nin evinin arkasına park etti.Tom parked the car behind Mary's house.
Çifte park etmişsiniz.You're double-parked.
Tom arabayı Mary'nin evinin karşısına park etti.Tom parked the car across from Mary's house.
Parkta bir sürü insan gördüm.I saw a lot of people in the park.
Tom'u park alanında gördüm.I saw Tom in the parking lot.
Tom'un arabasını park alanında gördüm.I saw Tom's car in the parking lot.
Tom ve Mary parkta yalnızdı.Tom and Mary were alone in the park.
Benim yerime park ettin.You're parked in my spot.
Bir park bankında genç bir çiftin sarıldığını gördüm.I saw a young couple cuddling on a park bench.
Park içinde bir hayvanat bahçesi var mı?Is there a zoo inside the park?
Lütfen arabanızı otoparka park ediniz.Please park your car in the car park.
O, Merkez Parka yakın lüks bir dairede yaşıyor.He lives in a luxury apartment close to Central Park.
Tom, bir kitap okurken parkta bir bankta oturuyordu.Tom was sitting on a bench in the park, reading a book.
İstersen seninle parka gelirim.I'll go to the park with you if you want me to.
Tom arabasını nereye park ettiğini bana söylemezdi.Tom wouldn't tell me where he parked his car.
Parkta gördüğümün Tom olduğuna eminim.I'm positive it was Tom I saw at the park.
Arabayı park edeceğim ve seninle içeride buluşacağım.I'll park the car and meet you inside.
Tom arabasını nereye park etiğini biliyordu.Tom knew where he had parked his car.
Birçok evsiz insan parklarda yaşıyor.Many homeless people live in parks.
Tom parka gitmek istemedi.Tom didn't want to go to the park.
Tom'un arabayı nereye park ettiğini merak ediyorum.I wonder where Tom parked the car.
Buraya park etmemiz gerekmiyor.We're not supposed to park here.
Buraya park etmemeliyiz.We're not supposed to park here.
Tom Mary ile parka gitti.Tom went to the park with Mary.
Tom'u parka götürüyorum.I'm taking Tom to the park.
Bir parka yakın yaşardım.I used to live near a park.
Tom'u parka götürebilirim.I can take Tom to the park.
Tom park edecek bir yer buldu.Tom found a place to park.
Park neredeyse boştu.The park was almost empty.
Arabayı park edeceğim.I'm going to park the car.
Ben köşede park ettim.I'm parked around the corner.
Oraya park ettim.I'm parked over there.