Tom parkta Mary'nin köpeğinin koştuğunu gördü.Tom saw Mary's dog running in the park.
İzinli günlerimi sık sık parkta geçiririm.I often spend my days off in this park.
Ben Tom'a arabamı nerede park etmem gerektiğini sordum.I asked Tom where I should park my car.
Tom Mary'nin Park Caddesinde yaşadığını düşünüyordu.Tom thought Mary lived on Park Street.
Tom bisikletini bisiklet park yerine kilitledi.Tom locked his bike to the bike rack.
Tom Park Caddesi'nde bir ev satın alacak.Tom will buy a house on Park Street.
Şu anda Park Caddesi'nde yaşıyorum.I'm currently living on Park Street.
Keşke Park Caddesinde yaşayabilsem.I wish I could live on Park Street.
Tom parkta koşu yaparken Mary'yi gördü.Tom saw Mary jogging in the park.
Hâlâ Park Caddesi'nde yaşıyorum.I'm still living on Park Street.
Bir park yeri bulamadım.I couldn't find a parking space.
Tom'un kamyoneti oraya park edildi.Tom's van is parked over there.
Tom'un okulu Park Caddesi'nde.Tom's school is on Park Street.
Tom'un arabası oraya park edildi.Tom's car is parked over there.
Park Caddesinde yaşardım.I used to lived on Park Street.
Park Caddesi'nde bir evim var.I have a house on Park Street.
Bu kitabı Park Caddesi'ndeki bir dükkandan aldım.I bought this book at a store on Park Street.
Tom ve Mary'nin Park Caddesi'nde evlerinin olduğunu biliyor muydunuz?Did you know that Tom and Mary both have houses on Park Street?
Tom ve ben dün evimizin yanındaki parkta Mary'yi gördük..Tom and I saw Mary yesterday in the park near our house.
Parkta tanıştığım adam bana onun adının Tom olduğunu söyledi.The man I met in the park told me that his name was Tom.
Tom bana arabamı onun evinin önüne park etmememi istedi.Tom asked me not to park my car in front of his house.
Tom her öğleden sonra çocuklarını parka götürür.Tom takes his children to the park every afternoon.
Park Caddesi'ndeki yeni restoran çok iyi değil.The new restaurant on Park Street isn't very good.
Tom arabamı onun araba yolunda park etmememi istedi.Tom asked me not to park my car in his driveway.
Park Caddesi'ndeki yeni restoran çok iyi.The new restaurant on Park Street is very good.
Tom nereye park etmesi gerektiğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know where he should park.
Tom muhtemelen parkta bir yerde.Tom is probably somewhere in the park.
Tom nereye park etmesi gerektiğini bilmiyor.Tom doesn't know where he should park.
Trafik Park Caddesi'nde gerçekten kötü.Traffic's really bad on Park Street.
Tom'un evi parktan uzak değil.Tom's house isn't far from the park.
Tom parkta yürüyüşe çıktı.Tom went for a walk in the park.
Tom ve ben Park Caddesi'nde yaşıyoruz.Tom and I live on Park Street.
Tom parkta oynuyor.Tom is playing in the park.
Park Caddesi'nde yaşıyoruz.We live on Park Street.
Ben parktayım.I'm in the park.
Bu parkta yüzlerce ağaç kasırgada patladı.Hundreds of trees in this park blew over in the hurricane.
Park caddesine bir ağaç düştü, trafiği tıkadı.A tree has fallen across Park Street, blocking traffic.
Park Street'e gidebilmek için kaç numaralı otobüse bineceğim?What number bus do I take to get to Park Street?
Tom arabasını Mary'nin evinin önüne park etmemiş olmasını dilediğini söyledi.Tom said that he wished he hadn't parked his car in front of Mary's house.
Tom, arabayı nereye park ettiğini hatırlayamadığını söyledi.Tom said that he couldn't remember where he'd parked the car.
Tom, arkadaşlarından bazılarıyla parkta buluştu.Tom met some of his friends in the park.
Tom bu parkta bir yerde.Tom is somewhere in this park.
Tom'un park yeri hangisi?Which parking space is Tom's?
Tom ve ben Park Caddesi'nde bir ev satın alacak kadar zengin değiliz.Tom and I aren't rich enough to buy a house on Park Street.
Nerede park etmem gerektiğini bilmiyorum.I don't know where I should park.
Tom köpekleriyle birlikte parkta.Tom is with his dogs in the park.
Tom'un arabasını onun için park ettim.I parked Tom's car for him.
Tom pazartesi öğleden sonra parka gitti.Tom went to the park on Monday afternoon.
Tom'un neden onunla parkta buluşmamı istediğini bilmiyorum.I don't know why Tom wants me to meet him in the park.
Tom parka gitmemizi önerd.Tom suggested that we go to the park.
Arabanı buraya park etseydin para cezasına çarptırılırdın.If you'd parked your car here, you'd have been fined.
Tom arabasını otoparka park etti.Tom parked his car in the parking garage.
Tom'a arabasını nereye park edeceğini söyle.Tell Tom where to park his car.
Arabamı nereye park edeceğimi söyle.Tell me where to park my car.
Sami, Leyla'nın arabasını birkaç blok ötede park etti.Sami parked Layla's car a few blocks away.
Tom park yakınında yaşıyor.Tom lives near the park.
Tom ve ben birlikte her sabah parkta bir yürüyüşe çıkıyoruz.Tom and I take a walk in the park together every morning.
Yağmur yağsa bile parka gideceğim.I'll go to the park even if it's raining.
Tom bana nerede park etmesi gerektiğini sordu.Tom asked me where he should park.
Arabayı nereye park edebilirim?Where can I park the car?