Ana içeriğe geç
Sözlük

park ile cümle

park kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir park yeri aramak için çok zaman harcadık.We have spent a lot of time searching for a parking space.
Park edecek bir yer bulmam uzun zaman aldı.It took me a long time to find a place to park.
Park edecek bir yer bulmakta zorluk yaşadım.I had trouble finding a place to park.
Sokağın bu tarafında park etmenize izin verilmiyor.You're not allowed to park on this side of the street.
Sami, Kenya'daki bir milli parkı geziyordu.Sami was traveling around a national park in Kenya.
Sami, Parkinson hastalığına yakalandı.Sami ended up getting Parkinson's.
Sami arabasını garaj yoluna park etti.Sami parked his car in the driveway.
Sami bir karavan parkında yaşıyordu.Sami lived in a trailer park.
Sami kulübün park yerinde dolaştı.Sami walked through the club's parking lot.
Sami arabasını karanlık bir park yerine park etti.Sami parked his car in a dark parking lot.
Sami karavan parkına döndü.Sami got back to the trailer park.
Sami karavan parkına geri döndü.Sami went back to the trailer park.
Sami'nin arabası Leyla'nın özel araba yoluna park edildi.Sami's car was parked in Layla's driveway.
Park alanını bulmak Tom'un çok zamanını aldı.It took Tom a lot of time to find a parking space.
Bir parkın yakınında mı yaşıyorsun?Do you live near a park?
Tom, Mary'ye kızmıştı çünkü onun park alanındaydı.Tom was angry with Mary because she was in his parking space.
Ben bir parkın yakınında yaşıyorum.I live near a park.
Tom bir park yeri bulmak için sokaklarda on dakika araç sürdü.Tom drove the streets for ten minutes in search of a parking place.
Tom ve Mary parka giderler.Tom and Mary go to the park.
Tom ve Mary bir milli parka yakın yaşıyorlar.Tom and Mary live close to a national park.
Boston'da birçok park var.There are a lot of parks in Boston.
Tom'un Park Caddesi'nde bir evi olduğunu bilmiyordum.I didn't know that Tom had a house on Park Street.
Parkta eski bir arkadaşa rastladım.I ran into an old friend in the park.
Tom'un arabasını Mary'nin araba yoluna park ettiğini gördüm.I saw Tom's car parked in Mary's driveway.
Sami köşeye park etti.Sami parked around the corner.
Tom parkta yoga yapıyor.Tom is doing yoga in the park.
Mary parkta yoga yapıyor.Mary is doing yoga in the park.
Tom parkta Tai Chi pratiği yapıyor.Tom is practicing Tai Chi in the park.
Tom parkta Tai Chi uyguluyor.Tom is practicing Tai Chi in the park.
Tom'un Mary'nin arabasını nereye park ettiğini bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows where Mary parked her car.
Parkta hiç çocuk yoktu.There were no children in the park.
Tom, Park Caddesi'nde bir daire kiralıyor.Tom rents an apartment on Park Street.
Şimdi parka gidip oyun oynayabilir miyiz?Can we go to the park and play now?
Tom arabasını dükkanın arkasındaki parka park etti.Tom parked his car in the lot behind the store.
Aracınızın park edilmez bir alana park edildiğinin farkında mısınız?Are you aware that your car is parked in a no-parking zone?
Parkta kimi gördün?Who did you see in the park?
Tom, Park Caddesi'ndeki küçük bir evde yaşıyor.Tom lives in a small house on Park Street.
Tom arabasını oraya park etti.Tom parked his car over there.
Tom ve Mary'yi birlikte yürürken gördüğümde Park caddesinde araba kullanıyordum.I was driving down Park Street when I saw Tom and Mary walking together.
Tom bu parkın diğer tarafındaki apartmanda yaşıyor.Tom lives in the apartment building on the other side of this park.
Buraya park edersem sorun olur mu?Is it OK if I park here?
Buraya park etmemin bir sakıncası var mı?Is it all right if I park here?
Buraya yakın bir park var mı?Is there a park near here?
Tom parkta, değil mi?Tom is in the park, isn't he?
Neden parka gidip arkadaşlarınla oynamıyorsun?Why don't you go to the park and play with your friends?
Tom paralel parkta kötüdür.Tom is bad at parallel parking.
Geri dönmek zorundaydım. Yürüyüş parkurunda çok sıcaktı.I had to turn back. It was far too hot on the hiking trail.
Şimdi Park Caddesi'nde yaşıyorum.I'm now living on Park Street.
Arabamı nereye park ettiğimi tam olarak hatırlamıyorum.I don't remember exactly where I parked my car.
Son zamanlarda bir parka gittin mi?Have you gone to a park recently?
Tom, Mary'nin arabasının John'un evinin önünde park ettiğini gördü.Tom saw Mary's car parked in front of John's house.
Dün öğleden sonra Park Caddesi'nde korkunç bir kaza oldu.There was a horrible accident on Park Street yesterday afternoon.
Tom arabasını Mary'ninkinin yanına park etti.Tom parked his car next to Mary's.
Sami, Leyla'nın park yerini biliyordu.Sami knew Layla's parking spot.
Tom parkta dayak yedi.Tom got beat up in the park.
Tom parkta dayak yemiş.Tom got beat up in the park.
Tüm günü parkta geçirdik.We spent all day in the park.
Tom'a arabasını park edebileceği bir yer söyledim.I told Tom where he could park his car.
Tom'a arabasını nereye park edebileceğini söyledim.I told Tom where he could park his car.
Park etmede sıkıntı yaşadım.I had trouble parking.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod