Tom ve Mary parka gittiler.Tom and Mary went to the park.
Tom ve Mary beraber parka gittiler.Tom and Mary went to the park together.
O sabah parkta Tom'u gördüm.I saw Tom in the park that morning.
Tom hala Park Caddesi'nde yaşıyor.Tom is still living on Park Street.
Tom hala Park Caddesi'nde oturuyor.Tom is still living on Park Street.
Ben hâlâ çok iyi paralel park yapamıyorum.I still can't parallel park very well.
Hâlâ park caddesinde yaşıyorum.I still live on Park Street.
Akşam parkta Minda ile tanıştı.In the evening he met Minda in the park.
O parkta bir bankta uyudu.In the park he slept on a bench.
Kasabada hiç park var mı?Are there any parks in the town?
Parkta yürümeyi seviyorum.I like to walk in the park.
Hem Tom hem de ben Park Caddesi'nde yaşıyoruz.Both Tom and I live on Park Street.
Tom'un seni bu sabah parkta gördüğünü bilmiyor muydun?Didn't you know that Tom saw you in the park this morning?
Tom muhtemelen park ettiği yerin polis arabaları için ayrıldığını bilmiyor.Tom probably doesn't know that where he parked is reserved for police cars.
Tom ve ben, ikimiz de parkta köpeklerimizi gezerken tanıştık.Tom and I met while we were both walking our dogs in the park.
Tom'un Park Sokağı'nda evi olduğunu bilmiyor muydun?Didn't you know that Tom had a house on Park Street?
Annem ve babam Park Caddesi üzerinde küçük bir restorana sahiptir.My parents own a small restaurant on Park Street.
Tom'un Park Caddesi'nde bir ev satın aldığını biliyor muydun?Did you know Tom bought a house on Park Street?
Tom, orada park etmemesi gerektiğini bilmiyor.Tom doesn't know he's not supposed to park there.
Tom'un, Park Caddesi'nde bir evi vardı.Tom used to have a house on Park Street.
Tom hâlâ Park Caddesinde yaşıyor mu?Is Tom still living on Park Street?
Tom parkta bir bankta oturuyordu.Tom was sitting on a bench in the park.
Arabam Tom'unkinin yanında park etti.My car is parked next to Tom's.
Parka gitmek istemiyorum.I don't want to go to the park.
Bu sabah parkta Tom ve Mary'yi gördüm.This morning I saw Tom and Mary in the park.
Tom dün parkta Mary'yi gördüğünü söyledi.Tom said he saw Mary in the park yesterday.
Evim Park Caddesi üzerindedir.My house is on Park Street.
Tom'un evi Park Caddesindedir.Tom's house is on Park Street.
Arabam oraya park etti.My car's parked over there.
Tom, Mary'nin arabayı nereye park ettiğini bilmiyordu.Tom didn't know where Mary parked the car.
Tom, Mary'ye arabayı nereye park ettiğini sordu.Tom asked Mary where she'd parked the car.
Arabam önde parketti.My car's parked out front.
Tom, Mary'ye arabayı nerede park ettiğini sordu.Tom asked Mary where she parked the car.
Tom'un Park Caddesi'nde bir barı var.Tom has a bar on Park Street.
Arabanızı burada park etmeyin.Don't park your car here.
Tom'un arabası Mary'ninkinin yanında park edilir.Tom's car is parked next to Mary's.
Tom, parkta Mary'yi gördüğünü söylüyor.Tom says he saw Mary in the park.
Park Caddesi'nde bir ev satın almak istiyorum.I'd like to buy a house on Park Street.
Park etmek için bir yer bulamadım.I wasn't able to find a place to park.
Dün Tom'u parkta gördük.We saw Tom in the park yesterday.
Bazen parkta yürüyüşe çıkıyorum.I sometimes take a walk in the park.
Yanlış park yerinde park ettim.I parked in the wrong parking space.
Benim de Park Caddesinde bir evim var.I also have a house on Park Street.
Parkta üç çocuk gördüm.I saw three children in the park.
Mary'nin arabayı nerede park ettiğini Tom'un bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows where Mary parked the car.
Mary alışveriş yaparken Tom parkta bekledi.Tom waited in the park while Mary was shopping.
Mary alışveriş yaparken Tom parka gitti.Tom went to the park while Mary was shopping.
Tom, Mary'nin Park Caddesindeki şu yeni restoranda yemek yemek istediğini söylüyor.Tom says that Mary wants to eat at that new restaurant on Park Street.
Tom, Park Caddesindeki o eski restoranı satın almayı düşünüyor.Tom is thinking about buying that old restaurant on Park Street.
Tom'a Park Caddesi'nde yaşamak istediğimi söyledim.I told Tom that I wanted to live on Park Street.
Tom, arabasını bir yangın musluğunun önünde park etti.Tom parked his car in front of a fire hydrant.
Parkta Tom'la karşılaşacağımı hiç düşünmedim.I never thought I'd run into Tom in the park.
Tom, Mary'nin parkta tek başına oturduğunu gördü.Tom saw Mary sitting by herself in the park.
Tom, Mary'ye arabasını nerede park etmesi gerektiğini sordu.Tom asked Mary where he should park his car.
Tom Mary'nin parkta gördüğü tek çocuktu.Tom was the only boy Mary saw in the park.
Tom Mary'den onunla parka gitmesini istedi.Tom asked Mary to go to the park with him.
Arabamı nerede park edebileceğimi söyler misiniz?Could you tell me where I can park my car?
Park Caddesi'nde iyi bir restoran var.There's a good restaurant on Park Street.
Bir park bankında oturdum ve Tom'u bekledim.I sat on a park bench and waited for Tom.
Bir park bankında oturdum ve Fransızca çalıştım.I sat on a park bench and studied French.