İşte burada, Ram Sita'yı sürgüne gönderir, pardon. Doğru.シーター...旅でもどう?
İşte burada, Ram Sita'yı sürgüne gönderir, pardon.I wtedy ją wygnał.
İşte burada, Ram Sita'yı sürgüne gönderir, pardon.Realmente é neste momento que ele a expulsa. Desculpem.
İşte burada, Ram Sita'yı sürgüne gönderir, pardon.Szóval most van, hogy elküldi. - Bocs. - Most küldi el.
İşte burada, Ram Sita'yı sürgüne gönderir, pardon.Vlastně to je když ji vykázal. Škoda.
İşte burada, Ram Sita'yı sürgüne gönderir, pardon.ואז הוא גירש אותה, סליחה. הוא גירש אותה. -נכון.
İşte bu yüzden sana meydan okuyorum. Pardon bana ney?Por eso propongo un desafío. - ?Perdón?
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Điều thứ hai xảy ra ở Kosovo, như là -- Tôi cần một ngụm nước, xin lỗi.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Druga rzecz wydarzyła się w Kosowie, przepraszam, wezmę tylko łyczek wody.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Druhá věc, která se stala v Kosovu, což - promiňte, potřebuju trochu vody.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Een tweede ding gebeurde in Kosovo, dat als het ware -- Ik heb even een slokje water nodig, excuses.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Eine zweite Sache geschah im Kosovo, die irgendwie - ich brauche einen Schluck Wasser, verzeihen Sie.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.코소보에서 있었던 두번째 사건은 물 좀 한 모금 마실께요. 죄송합니다.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.La seconda cosa è accaduta in Kosovo, in un certo senso -- devo bere un sorso d'acqua, scusate.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.No Kosovo, aconteceu uma segunda coisa que, de certa forma... — desculpem-me, preciso de água.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Történt egy másik dolog is Koszovóban, amolyan -- elnézést, egy gyors korty vízre van szükségem.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Un al doilea lucru care s-a petrecut în Kosovo... Scuzați-mă, trebuie să beau puțină apă.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Una segunda cosa que ocurrió en Kosovo, que como que; perdonen, necesito un poco agua.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Une deuxième chose a eu lieu au Kosovo, qui a -- pardon, j'ai besoin d'un peu d'eau.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Το δεύτερο που συνέβη στο Κόσοβο, το οποίο -συγγνώμη, να πιω μια γουλιά νερό.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Второе событие, которое произошло в Косово, дало - простите, мне нужно сделать глоток воды.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Второто нещо, което се случи в Косово, което... извинете, само глътка вода...
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.Інша подія трапилася в Косово, яка -- пробачте, мені потрібен ковток води.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.דבר שני שקרה בקוסובו, אשר -- אני צריך לגימה מהירה של מים, סלחו לי.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.أمر ثان وقع في كوسوفو، مما-- أحتاج إلى جرعة ماء المعذرة.
Kosova'da olan ikinci şey ise, pardon hemen bir yudum su içmem gerek affedersiniz.ちょっと水を飲ませて下さい 二つめはコソボで起きました
Kyul! kapı açık pardon, siparişiniz geldi masanın üstüne koy evet ne yapıyorsun. içeri gir. evetHan Kul!
Kyul! kapı açık pardon, siparişiniz geldi masanın üstüne koy evet ne yapıyorsun. içeri gir. evet¡Han Kyu!
LG: Pardon. Ama sonra, tekrar elinize aldığınızda böyle yaparsınız.네? 다시이렇게 만들구요
LG: Pardon. Ama sonra, tekrar elinize aldığınızda böyle yaparsınız.גרין: סליחה. אם כך, כשנקבל אותה חזרה תעשו כך.
LG: Pardon. Ama sonra, tekrar elinize aldığınızda böyle yaparsınız.ال جي: عفوا. لكن بالتالي, عندما تعيدها تفعل هذا.
LG: Pardon. Ama sonra, tekrar elinize aldığınızda böyle yaparsınız.厚くなりすぎたら
LG: Pardon?뭐라고요?
LG: Pardon?Простите?
LG: Pardon?גרין: סליחה?
LG: Pardon?ال جي : عفوا؟
LG: Pardon?覗いてるでしょ
Mor renkle gösterilmiş. Ve sonra-- ah, pardon bir timini var guanini değil.Hodnoty A, T, C nebo G, jsou jako nuly, jedničky, dvojky a trojky.
Neden benimle konuşuyorsun? Pardon.Tại sao lại nói những câu này với tôi.
Oh, hah. Pardon, teknisyenler.Oh, ah ja, tut mir leid, Techniker.
Oh, hah. Pardon, teknisyenler.О, вибачаюсь, техніки.
Onları istemiyorum. Görüşürüz ! - Pardon.Увидимся! — О, извините. — Извините!
-Öyle de olsa en yakışıklıları sensin. Hadi gidelim! Pardon.Nie ważne, Ty jesteś najprzystojniejszy. z nich wszystkich.
-Öyle de olsa en yakışıklıları sensin. Hadi gidelim! Pardon.To nevadí, jsi z nich nejšikovnější.
O zaman 2 günün sonunda-- pardon 0 gün sonraSe desejarmos, continuamos a fazê-lo.
Pardon 10'u atladım.11 곱하기 12.
Pardon 10'u atladım.11 razy 12.
Pardon 10'u atladım.11x12
Pardon 10'u atladım.11x12
Pardon 10'u atladım.11 x 12
Pardon 10'u atladım.11x12.
Pardon 10'u atladım.11 по 12.
Pardon 10'u atladım.Elf mal zwölf.
Pardon 10'u atladım.Oh sorry, ik sloeg de tien over.
Pardon 10'u atladım.Onze fois douze.
Pardon 10'u atladım.Ops.
Pardon 10'u atladım.Tizenegyszer tizenkettő.
Pardon 10'u atladım.Undici volte dodici.
Pardon 10'u atladım.おっと,10を飛ばしてしまいました.
Pardon, 1 gram.32 גרם. סליחה, גרם אחד.