parayı ile cümle

parayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1998 : Wei Dai "b-money" adlı anonim merkezsiz kripto parayı anlatan bir bildiri yayınladı.1998年、Wei Dai が b-money という匿名分散電子金融システムの概要を発表した。
Baykuş Ömer'e borç aldığı parayı geri vermesi için iki gün mühlet verir.貸した金を2週間以内に返すようヴィンセントに言う。
Gresham yasası, "kötü paranın iyi parayı kovması" yasasıdır.ラプージュは「悪貨は良貨を駆逐する」のグレシャムの法則を援用して「悪い血は良い血を駆逐する」とも述べた。
Ash parayı havaya atar.サアその金をここへまき出せ。
Verdiğim parayı geri istedim.自分が求める金が手に入った。
Üstelik bu parayı kazanmanın bir hilesi de yoktur.そしてあなたはそのように金を賭ける権利は無い。
Parayı ve paranın sağladığı gücü sever.ゲームとお金儲けが大好き。
Parayı verir.お金を入れる。
Kasım 1922’de, Einstein Nobel Ödülü’nü kazandığını öğrendi ve 1923’te, aldığı parayı Marić’e aktardı.1922年、アインシュタインは自身が11月にノーベル賞を受賞するという連絡を受け、賞金は1923年にミレヴァに譲渡された。
Kamo parayı güvene aldıktan sonra meydanı hemen terk edecekken yolda bir polis vagonuyla karşılaştı.大金を手に入れたカモは、馬車に乗ってすぐさま広場を離れた。
Gresham kanunu geçerliydi ve kötü para iyi parayı kovuyordu.ライヒスバンクも金が出て銀が余るようになっていた。
Bu parayı çocukları için almaktadır.これを子供の総収入とする。
Tıkaç kulübü bir sonraki toplantı için bira satın almak için bu parayı kullanıyor.通过这些罚款收集的钱通常用于在下一次俱乐部会议上购买啤酒。
Tevrat'ta ise parayı geri getirerek iade ederler.小铜答應報復陶德。
Filmleri bastırmak için gerekli parayı toplayana dek orada bekliyorlardı.直到後來才讓電影得到該有的好評。
1998 : Wei Dai "b-money" adlı anonim merkezsiz kripto parayı anlatan bir bildiri yayınladı.1998年,戴维(Wei Dai)发表文章阐述一种匿名的、分布式的电子现金系统,他将其命名为“b-money”。
Aksi takdirde parayı alamayacaktır.否则,钱没少花,还搞不好。
Tıkaç kulübü bir sonraki toplantı için bira satın almak için bu parayı kullanıyor.이 벌금을 통해 징수 된 돈은 일반적으로 차기 클럽 회의에서 맥주를 ​​사는데 사용됩니다.
Parayı ve paranın sağladığı gücü sever.먹는 것과 돈을 매우 좋아한다.
Parayı verir.돈을 기부하십시오.
Gresham yasası, "kötü paranın iyi parayı kovması" yasasıdır.아기스는 “리쿠르고스는 돈의 대차는커녕 화폐 자체를 국가에서 추방했다.
Filmleri bastırmak için gerekli parayı toplayana dek orada bekliyorlardı.그곳에서 돈을 인출해서 함께 영화를 감상할 수 있게 되었다.
Gresham yasası, "kötü paranın iyi parayı kovması" yasasıdır.חוק גרשאם בניסוחו הנפוץ קובע: "כסף רע דוחק כסף טוב".
Tanya bu parayı fahişelik ile elde eder.אתנן הוא השכר הניתן לזונה.
Verdiğim parayı geri istedim.תחזיר לי את הכסף שלי.
Filmleri bastırmak için gerekli parayı toplayana dek orada bekliyorlardı.זמן קצר לאחר שקיבל מימון לעשיית הסרט.
Showalter Jerry'i parayı almak için bir otoparka çağırır.קז׳יה שולחת אותי לקנות סיגריות.
Herodot, Lidyalıların gümüş ve altın madeni parayı ilk defa kullandığını yazar.Според Херодот лидийците първи започват да използват монети от самородна златно-сребърна сплав.
Aksi takdirde parayı alamayacaktır.В противен случай няма да го последва.
Kendi sarayını burada tuttu, kendi ismi ile buyruklar yayınladı ve hatta parayı bile kontrol etmiştir.Там тя организира собствен двор и дори издава декрети от свое име, сече и монети със своя образ.
Parayı verir.Ще платим всичко.
Kazandığı az miktarda parayı da barlarda arkadaşlarıyla içerek harcamaktadır.Спечелените пари изпива с приятели.
O Nobel Ödülü parayı kullanarak, savaş tahvilleri satın aldılar.Купува военни облигации, използвайки парите си от Нобеловата награда.
Fakat satıcı (parayı alan kişi) böyle bir ödemeyi reddetme hakkına sahiptir.Купувачът плаща премия на продавача за това си право.
Gene de parayı almayı reddeder.Тя отказва да финансира проекта.
Fakat, gangsterin hile yaptığını iddia ederek bu parayı vermeyi reddeder.Но ние отказваме да повярваме, че банката на справедливост е фалирала.
Tom parayı çaldı.Том открадна парите.
Big Dave parayı belirtilen yere bırakır ve Ed'in parayı alışını görmez.Big Dave dostavlja novac bez da je vidio kako ga je Ed pokupio.
Ed'den parayı alan Tolliver ortadan kaybolur ve Ed dolandırıldığını düşünmeye başlar.Ed odnosi novac Tolliveru, koji nakon toga nestaje, ostavivši Eda u uvjerenju da je prevaren.
Ardından kasaya parayı öder.Nakon toga pljačkaš odlazi s novcem iz blagajne.
Baykuş Ömer'e borç aldığı parayı geri vermesi için iki gün mühlet verir.Benedict daje ekipi dva tjedna da vrate novac, tj.
Bu parayı çocukları için almaktadır.Táto služba je platená rodičmi.
Huysuz: Parayı ve altını çok sever.Je známy aj tým, že má veľmi rád peniaze.
Sonunda bu parayı yönetmek için kurulan kurum İskoçya Kraliyet Bankası olmuştur.Prvou významnou stavbou v tejto časti mesta bola centrála Royal Bank of Scotland.
Çetin, Arif'le parayı yemeye başlar.Na to Ypstein začne koketovať s Franzi.
Fakat Mrs. Peachum Macheath hapise geri girmeden bu parayı ödemiyeceğini söyler.Michal Handzuš sa vyjadril, že nevie, či bude po skončení trestu pokračovať ešte v kariére.
Alıcı parayı vermek istemez.Podložniki mu denarja niso hoteli dati.
Bu parayı çocukları için almaktadır.Zbirata tudi denar za otroke.
Madeni parayı 5 defa havaya atarsak mümkün olan bir sonuç 5 tane 'yazı' gelmesidir.Če vržemo kovanec dvakrat, imamo štiri možne izzida poskusa.
Huysuz: Parayı ve altını çok sever.Obožuje denar, še celo kopa se v denarju.
Yoksa bu kadar parayı harcamamamız gerekir, çünkü ben uzayla ilgilenmiyorum.Nesmemo preveč časa porabiti, da skrbimo za stvari, saj potem ni dovolj časa, da bi skrbeli za dušo.
Nakit akışı beyanı gelir beyanından farklıdır zira alacaklardan ziyade sadece eldeki nakit parayı bildirir.Sužinoti, kiek yra piniginėje pinigų, tereikia juos suskaičiuoti.
Elindeki parayı çabucak harcayan sanatçı yoksul düşmüştür.Tačiau jo palikuonys sukauptas lėšas greit iššvaistė.
Bu parayı çocukları için almaktadır.Įdiek juos savo vaikams.
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.Visą tapybos kūrinį Mikelandželas atliko pats vienas.
Parayı bankaya yatırın.Padėkite pinigus į banką.
Parayı istemedim.Aš nenorėjau pinigų.
Bazı darphaneler sadece belirli bir parayı basardı.Ainult kodukudumine andis endiselt mõningast kasumit.
1$ kredi kullanan bu yeni müşteri de parayı cüzdanına koydu.ثم يقترضها شخص ما ويضعها بين يديه.
3. yılda, 2. yılda borçlandığım 121 doların üstüne onun %10'u olan parayı ödemek zorunda kalacağım.プラス三年目に入る際借りた121ドルの10%を 支払わなくてはならなくなります。 これもまた同じことですね、ここを括弧でくくって、、
İlgili Sayfalar