parayı ile cümle

parayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kazandığı az miktarda parayı da barlarda arkadaşlarıyla içerek harcamaktadır.Preferau să cheltuie puținii bani pe care îi câștigau din concertele în cluburi pe alcool.
Jerry parayı kayınpederinden almaya çalışır ancak başaramaz.Tatăl lui încearcă să-l mituiască pe Scott, dar nu reușește.
Bu parayı çocukları için almaktadır.Vă rugăm sa ne puneti la dispozitie copii ale acestora.
Alıcı ise, parayı ödemeden önce ürünü inceleme fırsatı bulmuş olur.Cumpărătorii nu aveau posibilitatea de a testa marfa înainte de a o cumpăra.
Bunun üzerine üç arkadaş, gereken parayı elde etmek için harekete geçerler, aileleri de onlara yardımcı olur.Iar pentru asta are nevoie de bani, pe care-i poate procura doar cu ajutorul vechilor săi prieteni.
Tanner oyalama gerçekleştirirken Toby başka bir araçlar parayı alır.Frații se despart, iar Toby ia banii folosind o altă mașină, în timp ce Tanner creează o diversiune.
Isabel ise Kolomb'a parayı verip onun ile birlikte bu yolculuğa çıkar.Ia pe frate-meu Galben-de-soare și fă călătoria mai departe cu el.
Polis sadece parayı alacak ve belki de sahibini aramayacaklar bile.Poliția va lua doar banii și poate nici măcar nu vor căuta proprietarul.
Parayı çaldığını inkar etti.El a negat că ar fi furat banii.
Bu parayı paylaşalım.Să împărțim aceşti bani.
Sen bu parayı nasıl aldın?Cum ai făcut aceşti bani?
Parayı ve paranın sağladığı gücü sever.Imádja a pénzt, a hatalmat és a férfiakat.
Bunun üzerine Fred parayı masanın üstüne bırakır.Fred betuszkolja egy fiókba.
Bunların yanı sıra kâğıt kelimesi, kâğıt parayı tanımlamak için de kullanılır.Mindketten tudják, hogy a papír pénz nyomtatására alkalmas.
Huysuz: Parayı ve altını çok sever.Naga nagyon szereti az alkoholt és az aranyat.
Gene de parayı almayı reddeder.Tartózkodni a pénz elfogadásától.
Fakat satıcı (parayı alan kişi) böyle bir ödemeyi reddetme hakkına sahiptir.A kereskedőknek kötelező elfogadni ezt a fizetőeszközt.
Alıcı ise, parayı ödemeden önce ürünü inceleme fırsatı bulmuş olur.Mennyi információt tud már akkor a fogyasztó, mielőtt elmenne megvenni.
İflas: Elindeki tüm parayı kaybetmektir.Daloskönyv: Hogyha nékem sok pénzem lesz.
Parayı reel ekonomiye yatırıp reel ekonomiden kazanma vardır.Virtuális valuta vásárlása valódi valutával.
Mary parayı sever.Mari szereti a pénzt.
Ama babası bu para karşılığında Jin'in kendisiyle çalışması gerektiğini ilave eder parayı verirken.Vastapalvelukseksi Jin joutui tekemään tälle töitä.
Ash parayı havaya atar.Raha heitetään ilmaan.
Birçok işte çalışarak, gerekli olan parayı topalamaya çalıştı.Isolla rahalla hän pyrkii ostamaan tarvitsemansa tuen.
Parayı büktükten sonra, paranın turalarından çıkacak doğru ihtimal bilinmez.Eräänä päivänä äiti huomaa, että kassasta puuttuu rahaa.
Orman dışındaki arazileri parayı verene satmaya hazırlanıyorlar.Tulot rakentamiseen saatiin metsän myynnistä.
Çete üyeleri parayı da alıp kaçarlar.He soittavat poliisit ja varastavat rahat.
Döviz, dar anlamda (çek, poliçe gibi) yabancı parayı temsil eden belgeler.Vastaavasti veloiksi luetaan taseen vastattaviin vieraaksi pääomaksi merkityt erät.
Isabel ise Kolomb'a parayı verip onun ile birlikte bu yolculuğa çıkar.Valtakaudellaan Isabella myönsi Kristoffer Kolumbukselle varat tämän matkaa varten, ja niin löytyi Amerikka.
Kurban, asimetrik şifreli metni ve e-parayı saldırgana gönderir.Το θύμα στέλνει το ασύμμετρο κρυπτογραφικό κείμενο και τα χρήματα στον θύτη.
Verdiğim parayı geri istedim.Να επιστρέφετε όλα όσα δανείζεστε.
Tom üzerindeki tüm parayı soygunculara verdi.Ο Θωμάς έδωσε στους ληστές όλα τα λεφτά που είχε.
Bu parayı savaş için kullandı.Disse penge var med til at finansiere krigen.
FFC sayesinde gereken parayı da buldu.Han har også spillet for Nykøbing FC.
İflas: Elindeki tüm parayı kaybetmektir.Men de mister alle deres penge på grund af svindel.
Gene de parayı almayı reddeder.Hun nekter å ta imot pengene.
Parayı iade etmesi için kendisine yirmi dört saat süre tanınır.Han vant pengene tilbake innen 24 timer.
Verdiğim parayı geri istedim.Videre måtte de tilbakebetale den lønnen de hadde fått.
Jolie ve Pitt bu parayı Jolie/Pitt Yardım Kuruluşuna verdi.Pengene ble donert til Jolie-Pitt Foundation.
Fakat satıcı (parayı alan kişi) böyle bir ödemeyi reddetme hakkına sahiptir.Kjøper betaler et gebyr («premie») for å ha denne rettigheten.
Harland, Will'in yakalanmadan önce parayı sakladığına inanmaktadır.Lecter drepte minst ni personer før han ble arrestert av Will Graham.
Pauline ayrıca kendisinden aldığı parayı iade eder.Han krever også at Ben skal skaffe tilbake alle pengene han tapte.
Rest (All-in): Önündeki tüm parayı bahse koymaya denir.Å gå all in betyr å satse alt.
Tanya bu parayı fahişelik ile elde eder.Klaus tar med jenta på en gratistur.
Alıcı parayı vermek istemez.Penjualnya tidak mau mengembalikan uangnya.
Çoğu yeni zengin milyarlarca nakit parayı taşıdı ve ülke dışına büyük bir sermaye kaçışı gerçekleştirdi.Banyak miliuner kaya baru memindahkan dananya ke luar negeri sehingga melarikan modal besar-besaran.
Parayı iade etmesi için kendisine yirmi dört saat süre tanınır.Raja diberi waktu 24 jam untuk merespon.
Verdiğim parayı geri istedim.Uang yang dia punya minta dibelanjakan.
Jolie ve Pitt bu parayı Jolie/Pitt Yardım Kuruluşuna verdi.Pasangan tersebut menyumbangkan hasilnya ke Jolie-Pitt Foundation.
Bu durum dolandırıcıların hırsızlıktan elde ettiği parayı aklamak istemesi de olabilir.Keadaan ini mencoret kemungkinan adanya pembajakan kapal oleh perompak.
Bunun üzerine fidyeciler parayı son teklif olarak 3 Milyon Dolara indirdiler.Penjualannya meningkat lebih dari US$3 juta untuk tujuan tersebut.
B, bu parayı ödemekle yükümlüdür.Kini, tiba saatnya untuk membayar utang tersebut.
Gresham yasası, "kötü paranın iyi parayı kovması" yasasıdır.Trong kinh tế, định luật Gresham là một nguyên tắc tiền tệ nói rằng "tiền xấu đuổi tiền tốt".
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.Michelangelo luôn bảo vệ sự riêng tư của mình.
Parayı iade etmesi için kendisine yirmi dört saat süre tanınır.Paulus có 24 tiếng đồng hồ để trả lời.
Bu parayı çocukları için almaktadır.Số tiền này sẽ được dùng vào việc chăm sóc trẻ em.
Kazandığı parayı organik kimyaya ilgi çekmek için harcadı.Giải thưởng EMAS khen ngợi nỗ lực về bảo vệ môi trường được thực hiện bởi EMAS.
Birçok işte çalışarak, gerekli olan parayı topalamaya çalıştı.Để thử nghiệm được công việc này, đòi hỏi cần phải có rất nhiều tiền.
Çıkışta parayı iki soyguncuya kaptırır.Sau đó cảnh sát đến bắt hai tên trộm đi.
Tıkaç kulübü bir sonraki toplantı için bira satın almak için bu parayı kullanıyor.通常この罰金は次のクラブ会議でビールを購入する資金となる。
İlgili Sayfalar