parayı ile cümle

parayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Parayı ve paranın sağladığı gücü sever.Gosta de dinheiro e coisas valiosas.
Parayı iade etmesi için kendisine yirmi dört saat süre tanınır.Foi levado 84 horas para retirar os materiais.
Rest (All-in): Önündeki tüm parayı bahse koymaya denir.Primeiro Axioma menor: Só aposte o que valer a pena.
Torbalarda buldukları parayı geri götürmelerini söyledi.Ele estranha os objetos que encontra na mochila.
Parayı çaldı; böylece erkek arkadaşı Sam Loomis borçlarını ödeyip evlenebilirdi.Ze nam het geld zodat haar vriend Sam Loomis zijn schulden kan afbetalen en ze daarna kunnen trouwen.
Ardından kasaya parayı öder.Daarna betaalt de klant contant bij de kassa.
Lincoln ona parayı önerir ama Kim paranın olduğu çantayı tekmeleyip suya atar.Lincoln biedt hem het geld aan, maar hij schopt de rugzak in het water.
Bu parayı savaş için kullandı.Géén geld voor oorlog!
Verdiğim parayı geri istedim."Ik heb het geld opgehaald.
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.Toch zette Michelangelo zijn plannen door.
Seçimlerde parayı bastıran ağa olur.Bij de stemgeving trillen de stembanden.
Filmleri bastırmak için gerekli parayı toplayana dek orada bekliyorlardı.Er lag kilometers aan film te wachten op de montage.
FFC sayesinde gereken parayı da buldu.Die prestatie wekte de interesse van FC Wil.
Gene de parayı almayı reddeder.Hij heeft altijd ontkend het geld te hebben aangenomen.
Asistan parayı aldı.De assistent nam het geld.
Biz parayı aramızda paylaştık.We hebben het geld onderling verdeeld.
Alıcı parayı vermek istemez.Ubezpieczyciel nie chciał zapłacić.
Parayı verir.Dzięki za pieniądze.
Ardından kasaya parayı öder.Następnie odbiera w banku wypłatę.
Fakat satıcı (parayı alan kişi) böyle bir ödemeyi reddetme hakkına sahiptir.Kupiec nie ma jednak pieniędzy na zapłacenie podatku.
Chigurg ise parayı ele geçirmek istemektedir.JCVD musi zdobyć pieniądze.
Polis geldiğinde Michael parayı alıp gitmiştir.Po ich wyjściu do sali przychodzi Michael.
Huysuz: Parayı ve altını çok sever.Uwielbiają złoto i pieniądze.
Torbalarda buldukları parayı geri götürmelerini söyledi.Zawsze też uprzedzała, by zwrócić kosz w które były zapakowane.
Bu parayı çocukları için almaktadır.Zdecydowała, że te pieniądze będą za jej córki.
Çıkışta parayı iki soyguncuya kaptırır.Już na początku podróży dwóch opryszków kradnie mu wszystkie pieniądze.
Çıkışta parayı iki soyguncuya kaptırır.Han erkänner två bankrån .
Alıcı ise, parayı ödemeden önce ürünü inceleme fırsatı bulmuş olur.På så sätt får kunden möjlighet att kontrollera varan innan man betalar den.
Gene de parayı almayı reddeder.Dessutom vägrar hon att söka jobb.
Böyle bir parayı eşya ve hizmet satın almada kullanabilirler.Detta kan sedan användas för inköp av varor och tjänster.
Lidya'nın insanlık tarihine en büyük katkısı, parayı icat etmiş olmalarıdır.Men snart hinner Liddys förflutna ikapp henne....
Verdiğim parayı geri istedim.Jag betalar bara tillbaka.
Tıkaç kulübü bir sonraki toplantı için bira satın almak için bu parayı kullanıyor.Пробканий клуб використовує ці гроші для придбання пива на наступну зустріч.
Sonny, Tommy'ye parayı ve malı getirmesi için fırsat verir.Сонні вимагає, щоб Томмі повернув «товар» і гроші.
Bu durum dolandırıcıların hırsızlıktan elde ettiği parayı aklamak istemesi de olabilir.Для цього потрібні були гроші, які вони заробляють крадіжками.
Bunun üzerine üç arkadaş, gereken parayı elde etmek için harekete geçerler, aileleri de onlara yardımcı olur.Хтось хоче витягти свою вигоду з того, що відбувається, хтось допомогти.
Gene de parayı almayı reddeder.Той відмовляється повернути гроші негайно.
Bu parayı çocukları için almaktadır.Ці ресурси відбираються у дітей.
Kimseyi de sevmeyen Harpagon, bir tek obsesif derecede parayı sever.Головний герой Гарпагон — дуже скупий багатий чоловік, який не любить нікого й нічого, крім своїх грошей.
Bazı darphaneler sadece belirli bir parayı basardı.Керівники походу змогли зібрати лише частину необхідної суми.
Buna tepki olarak İmparator I. Konstantin ise gümüş parayı istikrarlı altın para ile karşılamıştır.Саме під його впливом генерал де Голль вирішив обміняти доларові резерви на золото.
Birçok işte çalışarak, gerekli olan parayı topalamaya çalıştı.Аби мати більше грошей, займав декілька вигідних посад.
Parayı bana ne zaman iade edeceksin?Коли ти повернеш мені гроші?
Tom parayı Mary'ye verdi.Том передав Мері гроші.
Tom parayı sever.Том любить гроші.
Parayı Tom'a geri vermeliyim.Мені потрібно повернути Томові гроші.
Mary parayı sever.Мері любить гроші.
Mary parayı sever.Мері обожнює гроші.
Bu parayı savaş için kullandı.Už shání peníze na kampaň.
Bu parayı çocukları için almaktadır.Myslíte, že to těm dětem prospěje?
Verdiğim parayı geri istedim.Peníze, kterými platíme.
Gresham yasası, "kötü paranın iyi parayı kovması" yasasıdır.Thomas Gresham to nazval „vytlačování dobrých peněz špatnými“.
Rest (All-in): Önündeki tüm parayı bahse koymaya denir.All in znamená vsadit vše.
Banka, Amerikan Merkez Bankası Banknotları (Federal Reserve Notes) adlı yeni bir parayı dolaşıma sunar.O americké centrální bance pojednává článek Federální rezervní systém.
Parayı verir.Dá jí dolar.
Çıkışta parayı iki soyguncuya kaptırır.Dovnitř vtrhnou dva maskovaní lupiči.
Huysuz: Parayı ve altını çok sever.Je lakomý a miluje peníze a česnek.
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.Dle všeho ji Michelangelo zobrazil podle vzpomínky na svou matku.
Gene de parayı almayı reddeder.A refuza să primești bani.
Gresham yasası, "kötü paranın iyi parayı kovması" yasasıdır.În economie, legea lui Gresham este un principiu monetar care spune că „banii răi alungă banii buni”.
İlgili Sayfalar