parayı ile cümle

parayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Parayı İsrail, Finlandiya ve Kaliforniya'ya nakletti.Se ha introducido con éxito en California , Israel y Sudamérica.
Kitabından elde ettiği gelirlerle tekrar dönüş için gerekli parayı topladı.Consiguió reunir los fondos suficientes para su proyecto.
Birçok işte çalışarak, gerekli olan parayı topalamaya çalıştı.Para ello, asume diversos trabajos para recaudar el dinero que necesita.
Parayı almalıydım.Avrei dovuto prendere i soldi.
Parayı ondan geri istediğimde beni duymamış gibi yaptı.Quando gli ho chiesto indietro i soldi ha fatto finta di non sentire.
Tom parayı Mary'den ödünç aldığımı biliyor.Tom sa che ho presto i soldi in prestito da Mary.
Bu bant aşıldığında ise Gresham Yasası işlemeye başlayacaktır, “kötü para, iyi parayı kovacaktır”.L'uso dell'oro si diffonde in conformità alla Legge di Gresham: «la moneta cattiva scaccia quella buona».
Çalmak için onca zahmete girdiği bir depo dolusu parayı yakması da bu sebepten kaynaklanmaktadır.Hai bisogno di un sacco di borse per spostare quei soldi in giro ...
Parayı ve paranın sağladığı gücü sever.Odia gli alberi e adora il denaro e il potere.
Peter bu parayı kullanarak kredi borcunu öder ve eşyalarını geri satın alır.Michael accetta i soldi e ripiana i suoi debiti.
Gene de parayı almayı reddeder.Voi non negherete il denaro.
Yoksa bu kadar parayı harcamamamız gerekir, çünkü ben uzayla ilgilenmiyorum.Quindi sono molto contento che non stiamo spendendo soldi come matti.
Pauline ayrıca kendisinden aldığı parayı iade eder.Dorothy gli affida anche dei suoi soldi da investire.
Lizzie bu parayı kabul etmez.Satriale non ha i soldi.
Çete üyeleri parayı da alıp kaçarlar.Il terzo uomo si impossessa del denaro e fugge.
Küçük kız kardeşi ona Noel için biriktirdiği parayi verir.Sto risparmiando dei soldi per fare un regalo di natale a mamma.
Ed'den parayı alan Tolliver ortadan kaybolur ve Ed dolandırıldığını düşünmeye başlar.Detto questo Arnold esce e Don sembra essere pensieroso..
Jolie ve Pitt bu parayı Jolie/Pitt Yardım Kuruluşuna verdi.La coppia donò il ricavato alla Fondazione Jolie-Pitt.
Adam parayı almadığını iddia etti.Человек заявил, что не брал денег.
Parayı güvenli bir yerde saklayın.Держите деньги в надёжном месте.
Tom parayı bana ödünç vermeyi önerdi.Том предложил мне денег взаймы.
İstersen evin anahtarını vereyim de git, masanın üstüne bıraktığım parayı al?Может быть, тебе дать ещё ключ от квартиры, где деньги лежат?
Ona parayı ödeteceğim.Я заставлю его заплатить деньги.
Parayı bana ver!Дай мне денег.
Demirci parayı istedi.Кузнец требовал оплаты.
Gene de parayı almayı reddeder.Тот отказывается вернуть деньги немедленно.
Lois Peter'dan kızına yeni bir gözlük alabilmek için parayı dolandırıcıdan geri almasını ister.Лоис требует от Питера найти деньги и купить дочери новые очки.
Ash parayı havaya atar.ТВС вымогает деньги.
Sonny, Tommy'ye parayı ve malı getirmesi için fırsat verir.Сонни взбешён и требует от Томми вернуть деньги и товар.
Çıkışta parayı iki soyguncuya kaptırır.Оба бросаются вдогонку за вором.
Peter bu parayı kullanarak kredi borcunu öder ve eşyalarını geri satın alır.Чтобы оплатить покупку, Питер берёт ссуду, закладывая свой дом.
Babası parayı bir gemiye atar.Отец отправил его на плавание.
Yaralanan Garih, cüzdanını çıkarıp bana parayı verdi.Парень уходит, забрав его бумажник.
Verdiğim parayı geri istedim.Деньги были возвращены.
Gerekli olan parayı da dokuz St. Louisli iş adamından buldu.Он убедил девять предпринимателей в Сент-Луисе помочь с финансированием.
Kendi sarayını burada tuttu, kendi ismi ile buyruklar yayınladı ve hatta parayı bile kontrol etmiştir.Там она организовала двор, издавала указы от своего имени и даже чеканила монеты со своим изображением.
Birçok işte çalışarak, gerekli olan parayı topalamaya çalıştı.То есть тратило на свои нужды ровно столько, сколько зарабатывало.
Huysuz: Parayı ve altını çok sever.Очень любит лесть и золото.
Lizzie bu parayı kabul etmez.Моника отказывается принять эти деньги.
Parayı bulan Arezou sonradan gitmekten vazgeçer.Поклонники в любой момент могут прекратить финансирование.
Parayı oyun kullanıcıları, tatlı tohumlar almak için aldıkları Cashlar ile ödemişlerdir.Они получали доход за счёт комиссий, которые платили инвесторы при покупке паев.
Gresham yasası, "kötü paranın iyi parayı kovması" yasasıdır.Григорий Протосеня: «Стоимость денег для нас снижена» (рус.).
Bunun üzerine Fred parayı masanın üstüne bırakır.عندئذ ترك Fred المال على الطاولة.
Gene de parayı almayı reddeder.لازالت ترفض أخذ المال .
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.ومع ذلك سمح مايكل أنجلو للحفاظ على نصيبه من المال.
Buna göre gümüş (kötü para), altını (iyi parayı) dolaşımdan çıkarmıştır.(وبما أنفقوا من أموالهم) في نكاحهن كالمهر والنفقة" انتهى بتصرف يسير.
Vittoria parayı harcayabilmek için zaman bulamayacaktı.Heather لا تملك عمل لجلب المال.
Alıcı parayı vermek istemez.قصد المشتري انما هو الحصول على النقود.
Bu fiyatlar bankanın yabancı parayı alış ve satış rakamlarıdır.إعلان أسعار بيع وشراء العملات الأجنبية.
Parayı verir.من يدفع الثمن.
Bartholomew üç adamın bu paranın peşinde olduğunu, ayrıca ABD hükümetinin de parayı geri istediğini söyler.يريد الرجال المال المفقود، بينما تريد الحكومة الأمريكية استعادته.
Huysuz: Parayı ve altını çok sever.إنّه لحُبّ الخَيْر : لأجل حب المال .
İflas: Elindeki tüm parayı kaybetmektir.Caso contrário, você perde todas as suas moedas.
1998 : Wei Dai "b-money" adlı anonim merkezsiz kripto parayı anlatan bir bildiri yayınladı.Em 1998, Wei Dai publicou a descrição do "Dinheiro B", um sistema eletrônico e anônimo de pagamento.
Fakat bir türlü parayı denkleştirip babasının karşısına çıkamaz.Consegue se firmar, mas nunca mais recuperaria a fortuna de seu pai.
Her yarışmacı bir derneği desteklemekte ve kazandığı parayı o derneğe vermektedir.O sacerdote eleva cada um dos dons para adoração dos fiéis, adora ele mesmo e no fim todos aclamam.
Aksi takdirde parayı alamayacaktır.Mas se não tiver dinheiro não vamos pagar.
Peter bu parayı kullanarak kredi borcunu öder ve eşyalarını geri satın alır.Peter imediatamente paga a dívida e compra sua mobília de volta.
Daha sonra gideceği yere vardığında oradaki üyeden yatırdığı parayı alırdı.Mais tarde, ele volta a colocá-la no local de onde a tinha retirado.
Huysuz: Parayı ve altını çok sever.Looten Plunder: ele adora dinheiro mais que tudo.
İlgili Sayfalar