parasız ile cümle

parasız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom beş parasız olabilir.Tom could be broke.
Tom'un gerçekten beş parasız olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom is really broke.
Tom'un beş parasız olduğunu düşünüyor musun?Do you think Tom is broke?
Tom bana parasız görünmüyordu.Tom didn't look broke to me.
Tom Mary'nin beş parasız olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary was broke.
Tom çok parasız olduğunu söyledi.Tom said that he was very broke.
Tom bana Mary!nin beş parasız olduğunu söyledi.Tom told me Mary was broke.
Onu parasız yaptım.I did that for free.
Onu Tom için parasız yaptım.I did that for Tom for free.
Mekan parasız değil.The place isn't free.
Tom beş parasız, değil mi?Tom is broke, isn't he?
Tom neredeyse beş parasız, değil mi?Tom is almost broke, isn't he?
Neden oturmuyorsun? Bu yer parasız.Why don't you sit down? The place is free.
İlk üç gün köprü geçişi parasız idi.For the first three days, crossing the bridge was free.
Moralleri bozulan ve parasız kalan Normanlar kıyıya dönüp, İtalya'ya yelken açtılar.The demoralised and unpaid Norman army returned to the coast and sailed back to Italy.
Parasız ve unutulmuş bir şekilde birkaç ay sonra ölür.Penniless and forgotten, he died several months later.
Parasızlık nedeniyle sık sık tren altında seyahat etti ve uyudu.Due to his lack of money, he frequently traveled underneath trains and slept in hobo camps.
Ama işsiz ve beş parasızdır.She is unemployed and penniless.
Zaten ömrümce parasız yatılı okudum.I slept without a pillow for many months.
Annesi parasızlıktan ölmüştür.He died completely impoverished.
Bilgi, viyola eserleri ve açıklamalar, videolar, parasız notalar, MIDI dosyaları, RSS update.Information, description of works, videos, free sheet music, MIDI files, RSS update.
Hobo, göçmen işçi ya da evsiz avare gezen beş parasız kimse.A hobo is a migratory worker or homeless vagabond, often penniless.
2 Mart - Parasız yatılı Köy Muallim Mektepleri'nin kurulması kabul edildi.9 February: Million square feed academic free zone Dubai Knowledge Village announced.
Kendi ifadesiyle döndüğünde durumu "hasta, üzgün ve parasız" idi.Wearing said, "The piece is about authority, restraint, and control."
Günümüzde 8-14 yaş arası öğretim zorunlu ve parasızdır.The high school is attended between the years of 14 and 18 and is compulsory.
Ve her ikisi de parasızdır.Both are toll free.
Tesla'nın şirketini terk edip mucidi parasız bıraktılar yeni bir hizmet şirketi kurdular.They formed a new utility company, abandoning Tesla's company and leaving the inventor penniless.
Parasız hallederiz.I'll make her do it for free.
Ailemiz için önemli olan parasız olalım veya olmayalım kahvaltı idi.The bellwether for whether our family was broke or not was breakfast.
Beş parasız kalırsan benimle evlenmeyeceğini söylemiştin.Didn't you say you wouldn't marry me if you ended up with nothing?
V'nin bir emeklilik projesi olarak Bu ise hic parasiz basladiHe started this with no money.
Parasız yapabileceğin hiçbir şey yoktur.Before money, there's nothing you can't do.
Her zaman parasızdı.He was broke all of the time.
Beş parasız kalırsam seninle evlenemem.If I end up with nothing, I won't marry you.
Beş parasız kalsan da sorun değil. Yap hemen.I like you even if you have nothing, so do it now.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Dirt poor, living in the home with my parents, I couldn't afford to.
Beş parasız, ailemle yaşayan ben yine "hayır" dedim.Dirt poor, no money, living with my parents, I again said, "No."
Bir kilise faresi kadar parasiz biraktigi icin birisine tesekkurler!Thanks to a certain person, I'm poor as a church mouse.
İşte, tutkunun peşinden git ve beş parasız kal, di mi?You know, follow your dreams and go broke, right?
RAB diyor ki, ‹‹Karşılıksız satılmıştınız, Parasız kurtulacaksınız.››For thus says Yahweh, "You were sold for nothing; and you shall be redeemed without money."
SETimes'a konuşan Kuniç, "Yol eksikliğinin sorumlusu, hem parasızlık hem de siyaset."In addition to the lack of money, politics is also to blame for the lack of roads.
Bu kurum, ihtiyaç sahiplerine parasız olarak doktor ve ilaç sağlar.This institution provides doctors and medicines free of charge to those in need.
Aralık 1939'da Djerassi ve annesi neredeyse beş parasız bir şekilde Amerika'ya ulaştı.In December 1939, Djerassi arrived with his mother in the United States, nearly penniless.
'Beş parasızım ve paraya ihtiyacım var' durumu değil.It's not some 'I'm broke and I need the money' situation.
Ülkede halk eğitimi her iki cinsiyet için de parasız ve ilköğretim zorunlu hale geldi.Public education in the country became free and primary education compulsory for both sexes.
İkisi de işsiz ve parasızlardır.They are both out of work and money.
Parasız dünyayı düşünebiliyor musunuz?Können Sie sich die Welt ohne Geld vorstellen?
Parasız ve unutulmuş bir şekilde birkaç ay sonra ölür.Mittellos und vergessen starb er einige Monate später.
Eğitim; 12 yaşına kadar parasız ve zorunludur.Die Schule ist bis zum Alter von 16 Jahren verpflichtend und kostenlos.
İlk üç gün köprü geçişi parasız idi.Während der letzten drei Tage fuhren die Züge kostenlos.
Parasızdır ve neredeyse her zaman küçümsenir.Er ist allerdings ziemlich ungeschickt und vermasselt meistens alles.
Mülkiye artık her yıl 30 öğrencinin sınavla kabul edildiği parasız bir öğrenim kurumu idi.Andere steuerpflichtige Einkünfte hat der Student im ganzen Jahr nicht.
Geçici özel sergiler hariç giriş parasızdır.Der Eintritt ist, Sonderausstellungen ausgenommen, frei.
Parasız Yatılı, Füruzan.In Fülle sein ohne Geld.
Haydarpaşa Lisesinde parasız yatılı olarak okudu.Im Schulamt führte sie beispielsweise ein unentgeltliches Obstfrühstück ein.
1.sayı 16 sayfa haftalıktı ve cuma günleri gazete eki olarak parasız çıkmaktaydı.Erscheinen sie weniger als einmal die Woche und Wochenschriften innerhalb der Grafschaft waren frei.
İkisinin de parasız olmasına rağmen, aralarında hayatlarını canlandıran, beklenmedik bir ilişki başlar.Die beiden Mittellosen beginnen eine unerwartete Beziehung, die die beide wieder Leben lässt.
Charlie, evsiz ve beş parasız bir serseridir.Er ist Jude und hat keinen Pfennig.
İlk üç gün köprü geçişi parasız idi.Le premier jour d'essai, le transport était gratuit.
Bir süreliğine işi bırakan Tina, parasızlık nedeniyle yeniden işe dönmek zorunda kalır.Après quelques années à Tallinn, il doit à nouveau déménager par manque de travail.

İlgili Sayfalar