parası ile cümle
parası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Bütün parası bitti.His money was all gone.
Onun parasının ne zaman biteceğini düşünüyorsun?When do you think his funds will run out?
Onun 100 dolardan az parası yok.He has not less than 100 dollars.
O, tüm parasını bağışladı.He gave away all his money.
O her zaman parasızdır.He's always short of money.
O parasını her zaman özgürce harcıyor.He always spends his money freely.
Onun hiç parası yoktu.He had no money.
Onun parası yoktu.He had no money.
Parası yoktu bu yüzden hiç yiyecek alamadı.He had no money and so could not buy any food.
Beş parasızdı.He was hard up.
Ne kadar parası var?How much money does he have?
Onun parası bitti.He ran out of money.
Onun hiç parası yok.He has no money.
Büyük miktarda parası var gibi görünüyor.He seems to have had a great amount of money.
Onun o zaman yanında parası yoktu.He had no money with him then.
Onun bankada bir miktar parası var.He has some money in the bank.
Ekmek ve süt alacak kadar parası ancak vardı.He had barely enough money to buy bread and milk.
Onun 100 dolardan daha fazla parası yok.He has no more than 100 dollars.
Onun 10,000 yenden daha fazla parası yok.He had no more than 10,000 yen.
O, beş parasızdır.He's broke.
O, şirketin parasını cebine attı.He pocketed the company's money.
Bütün parasını at yarışına harcamayacak kadar akıllı.He knows better than to spend all his money on horse racing.
Kullanabileceğinden daha çok parası var.He has more money than he can use.
Parası olmadığı için geziye gidemedi.He could not go on a trip for lack of money.
O, parasızlıktan dolayı başarısız oldu.He failed, due to lack of money.
O parası ile cömerttir ve bir sürü hediyeler alır.He is liberal with his money and buys a lot of presents.
Parasıyla ne yapacağını bilmiyor.He doesn't know what to do with his money.
Bir sürü parası olduğunu söyledi.He said that he had a lot of money.
O, parasını hisse senetlerine yatırdı.He invested his money in stocks.
O parasını tüketti.He exhausted his money.
Onun bütün parası soyuldu.He was robbed of all his money.
O, parasında özgürdür.He is free with his money.
Onun bankada çok parası var.He has plenty of money in the bank.
Onun bankada bol parası var.He has plenty of money in the bank.
Bankaya gidip parasını bozdurdu.He went to the bank and changed his money.
Bankada onun çok parası vardı.He had a lot of money in the bank.
O, fakir olmaktan çok uzak, aslında çok parası var.He is far from poor, in fact he has a lot of money.
Ay sonuna kadar bütün parasını harcamış olacak.He will have spent all his money by the end of the month.
O kamu parasını zimmetine geçirdi.He embezzled public money.
Çocuklarına ayırdığı bir hesapta biraz parası vardı.He had some money in an account that he'd set aside for his kids.
Parasını yüksek faiz oranıyla ödünç veriyor.He lends money at a high rate of interest.
Onun şimdi parası yok.He's now short of money.
Onun yanında az parası var.He has little money with him.
Harcayabileceğinden daha çok parası var.He has more money than he can spend.
Onun harcanılabilecekten daha fazla parası var.He has more money than can be spent.
Parası olmadığını bana açıkladı.He explained to me that he had no money.
İşteki başarısızlığı onu beş parasız bıraktı.His failure in business left him penniless.
O bütün parasını hayır kurumuna bağışladı.He gave away all his money to charity.
Onun bir araba alması için yeterli parası yok.He cannot afford to buy a car.
O, bütün parasını kutuya koydu.He put all his money in the box.
O, parasını kutuya koydu.He put his money in the box.
Parasını boşa harcadığına üzülüyor.He regrets his having wasted his money.
Bütün parasını arabaya harcadı.He spent all of his money on a car.
Ödül parasını bankaya yatırdı.He deposited the prize money in the bank.
Onlar onun bir sürü eski parası olduğunu söylüyor.They say that he has a lot of old money.
Onun bir sürü parası var.He got a lot of money.
Caddede parasını soydular.He was robbed of his money on the street.
Onun çiftliği almak için parası yok.He had no money to buy the farm.
Gerekenden daha fazla parası var.He has more money than is needed.
Birkaç arkadaşı ve biraz parası vardı.He had few friends and little money.
İlgili Sayfalar