parası ile cümle
parası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onun yolculuk için bol miktarda parası vardı.He had plenty of money for his trip.
Onların her zaman parası az.They are always short of money.
Onlar o zaman beş parasızdı.They were badly off at that time.
Onun taliplerinin hepsi onun parasının peşindeydi.Her suitors were all after her money.
Onun bütün parası yeğenine gitti.All her money went to her nephew.
Onun çok parası yoktur.She does not have much money.
O parasız değil.She is not without money.
Onun kendine ait bir miktar parası var.She has some money of her own.
Onun çok parası yoktu.She didn't have much money.
Eve giderken parası çalındı.She was robbed of her money on her way home.
O beş parasızdır.She is badly off.
O beni parasını çalmakla suçladı.She accused me of stealing her money.
O, onu onun parasını çalmakla suçladı.She accused him of stealing her money.
Onun sadece küçük bir miktar parası vardı.She had only a small sum of money.
Onun biraz parası var.She had a little money.
Sahip olduğu azıcık parasını kaybetti.She lost what little money she had.
Bütün parasını elbiselere harcamayacak kadar akıllıdır.She knows better than to spend all her money on clothes.
Babamın parası kalmadı ve biraz ödünç almak zorunda kaldı.Father ran short of money and had to borrow some.
Bazı insanlar varlıklı ve diğerleri beş parasız.Some people are well off and others are badly off.
Onu parasız alabilirsiniz.You may get it free of charge.
Sorun onun beş parasız olmasıdır.The problem is that he is penniless.
Bazen zengin insanlar çok parası olmayan diğer insanlara tepeden bakarlar.Sometimes rich people look down on other people who do not have much money.
Yaşlı adam parasını yer altında saklamaya çalıştı.The old man tried to hide his money under the ground.
O, parasını ailesini, arkadaşlarını kaybetti.She lost her money, her family, her friends.
O bütün parasıyla bile mutsuz.Even with all his money, he's unhappy.
O bütün parasını kaybetti.He lost all of his money.
Onun hiç parası yoktu, böylece o benimle gidemedi.She didn't have any money, so she couldn't go with me.
O, beş parasız değil.She's not penniless.
Onun az parası var.He has little money.
Herkes onun, o adamla parası için evlendiğini biliyor.Everybody knows she married him for his money.
O işsizlik parası ile yaşar.He lives on welfare.
Tüm parasını har vurup harman savurdu.He blew all his money.
Bir aptal ve parası kolayca ayrılır.A fool and his money are easily parted.
Seninle gitmek istiyorum ama beş parasızım.I'd like to go with you, but I'm broke.
Mary'nin babası tüm parasını ona bıraktı.Mary's father left her all of his money.
Tom parasını bankaya yatırdı.Tom put his money in the bank.
Parasını kuma gömüyor.She's burying her money in the sand.
Mary parasını geri istedi.Mary demanded her money back.
Tom, mağaza müdürünü parasını ona geri vermesi için ikna etti.Tom persuaded the store manager to give him back his money.
Yazılım seks gibidir: parasız olunca daha iyidir.Software is like sex: it's better when it's free.
Parasını çantaya koydu.He put his money in the bag.
Onun bir İsviçre banka hesabında gizlenmiş çok fazla parası olduğu söyleniyor.It's rumored that he has a lot of money stashed away in a Swiss bank account.
Onların hiç parası kalmamıştı.They had no money left.
Onlar da parasızdı.They, too, were out of money.
Kongre'nin parası yoktu.The Congress had no money.
Güneylilerin yeniden inşa etmek için hiç parası yoktu.The south had no money to rebuild.
Savaş Kongresi'nin hiç parası yoktu.The wartime Congress had no money.
Ailesinin çok parası yoktu.His family did not have much money.
İnsanların yeni mallara harcamak için daha fazla parası vardı.People had more money to spend on new goods.
Parası olan Amerikalılar yatırım için korkuyorlardı.Americans who had money were afraid to invest it.
Birçok Amerikalının bir otomobile sahip olmak için parası yoktu.Most Americans did not have the money to own an automobile.
Brid'in parası var.Bríd has the money.
O, ona tüm parasını kız arkadaşına harcamamasını tavsiye etti.She advised him not to spend all his money on his girlfriend.
O, tüm parasını kaybettiği için onu bağışladı.She forgave him for losing all her money.
Onun tüm parasını kaybetmesini affetti.She forgave him for losing all her money.
O, onunla parası için evlendi.She married him for his money.
O, onu bütün parası için kandırdı.She took him for all his money.
O, parasını ona güveniyor.She trusts him with her money.
O parasını ona emanet eder.She trusts him with her money.
O, onun bütün parasını ona geri vermeye hazırdı.She was ready to give him back all his money.
İlgili Sayfalar