parası ile cümle

parası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Aptal ve parası çabuk ayrılırlarA fool and his money are soon parted.
Aptal parasını çabuk harcar.A fool and his money are soon parted.
Aptal parasının kıymetini bilmez.A fool and his money are soon parted.
Beş parasızım.I'm broke.
Parası olan konuşur.Money talks.
Ben sadece yarışlarda kaybettim bu yüzden beş parasızım.I just lost at the races so I'm flat broke.
Bir aile birini bir makinede yaşatmak için parasının hepsini harcamamalı.A family should not spend all of its money to keep someone alive on a machine.
1971 de Britanya Kırallığı parasını ondalık sisteme çevirdi.In 1971 the United Kingdom changed its currency to the decimal system.
Ne mutlu ki, faturayı ödemek için yeterli parası vardı.Luckily he had enough money to pay the bill.
Bay Mitsubishi içki parasını tasarruf etmek için evde içiyor.Mr. Mitsubishi is drinking at home to save his drinking money.
Öncelikle, beş parasızım, ayrıca, zamanım yok.For one thing, I'm penniless; for another, I don't have the time.
Bir kenara konulmuş biraz parası var.She has a little money put aside.
Yumi'nin şimdi çok parası var.Yumi has much money now.
O, çok parası olursa o sözlüğü alacağını söyledi.He said that if he had much money, he would buy the dictionary.
Mac bir yabani at almak istediğinden beri, parasını biriktiriyor.Since Mac wants to buy a new Mustang, he is saving money.
Tom'un erkek kardeşinin sahip olduğundan daha az parası var.Tom has less money than his brother does.
Çok parasızım.I'm very short of money.
Taksiden inmeden önce yol parasını öderiz.Before we get out of the taxi, we pay the fare.
Çoğu sporlarda en sıkı çalışma yapan takım genellikle eve ekmek parasını getirir.In most sports the team that practice hardest usually brings home the bacon.
Onu almak için yeterli parası var.He has enough money to buy it.
Bu Kanadalı parası mı?Is this Canadian money?
Yaşlı adamın yeterince parası var.The old man has enough money.
Adam gezginin parasını soydu.The man robbed the traveler of his money.
Adam onun bütün parasını soydu.The man robbed him of all his money.
Adam Susan'ın tüm parasını soydu.The man robbed Susan of all her money.
Ödül parası dünya gezisine gitmeme olanak sağladı.The prize money enabled me to go on a world cruise.
Kız işverenin parasını aşırdı.The girl made off with her employer's money.
Belediye başkanı şehir parasını kendi kullanımı için tahsis etti.The mayor appropriated city money for his own use.
Kimse parasız olmayı asla istemez.Nobody ever wants to be without money.
Jack'in yeni bir bisiklet satın almak için parası yok.Jack can't afford to buy a new bicycle.
Bugünlerde herkes parasız gibi görünüyor.Everyone seems to be short of money these days.
Caroline tüm parasını kıyafetlere harcamayacak kadar mantıklıdır.Caroline knows better than to spend all her money on clothes.
Caroline tüm parasını kıyafetlere harcamayacak kadar akıllıdır.Caroline knows better than to spend all her money on clothes.
Zavallı yaşlı kadının parası çalındı.The poor old woman was robbed of her money.
Parasız dünyayı düşünebiliyor musunuz?Can you imagine the world without money?
Parasızlık seyahat planlarımı bozdu.Lack of money brought my travel plans to an end.
Onun parası var.He's in the money.
Ann'in yanında biraz parası var.Ann has a little money with her.
Akira parası varken New York'ta kalacak.Akira will stay in New York while his money lasts.
Onun çok parası var.He's got money to burn.
Üç büyük adam ona saldırdı ve onun parasını çaldı.Three big men attacked him and stole his money.
Sorun onun hiç parasının olmamasıdır.The trouble is he has no money.
Sorun onların parasının olmamasıdır.The trouble is that they have no money.
O, parasının sonunu harcadığı zaman umutsuzluğa düştü.He was in despair when he spent the last of his money.
Ben parasız yapamam.I cannot do without any money.
Haruki'nin yanında çok parası yok.Haruki doesn't have much money with him.
Ben ona tüm parasını yemeğe harcamamasını tavsiye ettim.I advised him not to spend all his money on food.
Dünya seyahatine çıkmak amacıyla parasını biriktiriyor.She is saving her money with a view to taking a trip around the world.
O, dünyada bir yolculuk yapma niyetiyle parasını tasarruf ediyor.She is saving her money with a view to taking a trip around the world.
Osaka'dan Akita'ya yol parası nedir?What is the fare from Osaka to Akita?
Biri Mary'nin parasını çalmış.Someone robbed Mary of her money.
Bir soyguncu onun parasının hepsini soydu.A mugger robbed him of all of his money.
Japon parasını Amerikan parası ile değiştirdiler.They exchanged Japanese money for American.
Her vergi mükellefinin, parasının nereye gittiğini bilmeye hakkı vardır.Each taxpayer has the right to know where his money goes.
O, evi özlediği için değil fakat parası kalmadığı için döndü.He came back not because he was homesick, but because he was running short of money.
Onun parası bitmiş gibi görünüyordu.It seemed that he was short of money.
Yeni bir araba için parası yok.He can't afford a new car.
Trenle eve gitmek için yeterli parası yoktu.He didn't have enough money to ride home on the train.
Onun yeterli parası yoktu.He did not have enough money.
Onun kılıçları ve parası var.He has swords and purse.
İlgili Sayfalar