paramparça ile cümle

paramparça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Dünyanın balyozu Nasıl da kırılıp paramparça oldu! Babil uluslar arasında nasıl dehşet oldu!Jakž by posekáno a polámáno býti mohlo kladivo vší země? Jak by k užasnutí Babylon býti mohl mezi národy?
Dünyanın balyozu Nasıl da kırılıp paramparça oldu! Babil uluslar arasında nasıl dehşet oldu!Kako je razsekano in zdrobljeno kladivo vse zemlje! Kako je Babilon v strmenje med narodi!
Dünyanın balyozu Nasıl da kırılıp paramparça oldu! Babil uluslar arasında nasıl dehşet oldu!온 세계의 방망이가 어찌 그리 꺾여 부숴졌는고 바벨론이 어찌 그리 열방 중에 황무지가 되었는고
Dünyanın balyozu Nasıl da kırılıp paramparça oldu! Babil uluslar arasında nasıl dehşet oldu!Πως συνεθλασθη και συνετριβη η σφυρα πασης της γης πως εγεινεν η Βαβυλων εις θαμβος μεταξυ των εθνων.
Dünyanın balyozu Nasıl da kırılıp paramparça oldu! Babil uluslar arasında nasıl dehşet oldu!Как разбит и сокрушен молот всей земли! Как Вавилон сделался ужасом между народами!
Dünyanın balyozu Nasıl da kırılıp paramparça oldu! Babil uluslar arasında nasıl dehşet oldu!Как се счупи и сломи Чукът на целия свят! Как се обърна Вавилон на пустота между народите!
Dünyanın balyozu Nasıl da kırılıp paramparça oldu! Babil uluslar arasında nasıl dehşet oldu!איך נגדע וישבר פטיש כל הארץ איך היתה לשמה בבל בגוים׃
Dünyanın balyozu Nasıl da kırılıp paramparça oldu! Babil uluslar arasında nasıl dehşet oldu!كيف قطعت وتحطمت مطرقة كل الارض. كيف صارت بابل خربة بين الشعوب.
Dünyanın balyozu Nasıl da kırılıp paramparça oldu! Babil uluslar arasında nasıl dehşet oldu!全 地 的 大 錘 、 何 竟 砍 斷 破 壞 . 巴 比 倫 在 列 國 中 、 何 竟 荒 涼
Dünyanın balyozu Nasıl da kırılıp paramparça oldu! Babil uluslar arasında nasıl dehşet oldu!全 地 的 大錘 、 何 竟 砍 斷 破壞 . 巴比倫 在 列國 中 、 何竟 荒涼
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Dacă nu te vei mărita cu mine, Rakshasaşii mei te vor căsăpi pentru micul dejun.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Ellet nai minua, Rakshasani lahtaavat sinut aamiaisekseni
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Ha nem jössz hozzám, a ráksaszáim majd levágnak reggelire.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Jeśli mnie nie poślubisz, rakszasy zrobią z ciebie potrawkę na śniadanie.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Jika kamu menolak kunikahi para Rakshasaku akan membunuhmu untuk sarapanku.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Nếu nàng không cưới ta, lũ Rakshasas của ta sẽ xé xác nàng cho bữa điểm tâm của ta.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Om du inte gifter dig med mig, ska rakshasorna slakta dig till frukost.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Pokud si mě nevezmeš, moji rákšasové mi tě zmasakrují ke snídani.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Se não casar comigo, os meus Rakshasas vão cortá-la para o meu pequeno-almoço.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Se non mi sposerai, i miei rakshasa ti uccideranno per servirmi la colazione.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Si no te casas conmigo, mis Rakshasas te masacrarán en mi desayuno.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Si vous ne m'épousez pas mes Rakshasas vous abatteront pour mon petit déjeuner !
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Wenn Du mich nicht heiratest, werden meine Rakshasas Dich für mein Frühstuck schlachten!
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.А если ты не выйдешь за меня... ... мои ракшасы приготовят тебя мне на завтрак!!
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.Ако не се омъжиш за мен, моите Ракшаси ще те накълцат за сутрешната ми закуска.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.אם לא תינשאי לי, שדי הרקשאסה שלי יטבחו אותך ויגישו לי אותך בארוחת הבוקר.
Eğer benimle evlenmezsen, Rakşasalarım seni paramparça edip, seni bana kahvaltı diye getirirler.その欲望にみちた目は潰されるであろう
Evet, üzgünüm. Paramparça oldu.Anteeksi.
Evet, üzgünüm. Paramparça oldu.Sí, lo siento.
Evet, üzgünüm. Paramparça oldu.Sim, desculpa.
Evet, üzgünüm. Paramparça oldu.Συγγνώμη.
Evet, üzgünüm. Paramparça oldu.Да, извини, всё сломано.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.A janela da pousada foi subitamente esmagado, e havia um gritando e correndo para lá e para cá na rua.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Az ablak a fogadóban hirtelen tört be, és ott volt a sikoltozás és fut ide-oda az utcán.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Cửa sổ của quán trọ là đột nhiên đập vỡ, và có một la hét và chạy qua lại trên đường phố.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Fereastra de han a fost brusc spart, şi acolo a fost o ţipând şi funcţionare încoace şi încolo în stradă.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Fönstret på värdshuset plötsligt krossades i, och det fanns en skrikande och kör fram och tillbaka på gatan.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Ikkuna Inn-äkkiä murskasi sisään, ja siellä oli huutamassa ja käynnissä edestakaisin kadulla.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Jendela penginapan itu tiba-tiba hancur, dan ada menjerit dan berjalan dan mondar-mandir di jalan.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.여관의 창이 갑자기에서 박살되었고, 거기에 소리 실행 이리저리 거리 인치
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Okna hospody najednou rozbil v roce, a tam se křičí a běží sem a tam na ulici.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Okná krčmy zrazu rozbil v roku, a tam sa kričí a beží sem a tam na ulici.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Okno v gostilno je bil nenadoma razbil leta, in tam je kričal in teče sem in tja na ulici.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Okno w karczmie nagle rozbił, a tam był krzyk i działa tam iz powrotem na ulicy.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Вікна заїжджого двору раптом розбив в, і не було кричати і працює взад і вперед по вулиці.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Изведнъж се разби в прозореца на кръчмата, и имаше крещят и тичане насам-натам по улицата.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Окна постоялого двора вдруг разбил в, и не было кричать и работает взад и вперед по улице.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.وقد حطمت نافذة فجأة نزل فيه ، وكان هناك صراخ والجري جيئة وذهابا في الشارع.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.通りにまで行ったり来たり。 警官は誰だった見たいcraning、見つめる長いすの上に立っていた
Hatta belki paramparça olur.Anzi, probabilmente lo distruggerò.
Hatta belki paramparça olur.Den kanske kommer att bli förstörd.
Hatta belki paramparça olur.Måske bliver den ødelagt.
Hatta belki paramparça olur.Pewnie ją nawet zniszczę.
Hatta belki paramparça olur.Provavelmente, até o vou destruir.
Hatta belki paramparça olur.Puede que incluso lo destruya.
Hatta belki paramparça olur.Se saattaa jopa tuhoutua.
Hatta belki paramparça olur.Μπορεί και να το καταστρέψω.
Hatta belki paramparça olur.Возможно, я даже сломаю её.
Kent viraneye döndü, Kapıları paramparça oldu.A városban csak pusztaság maradt és rommá zúzatott a kapu.
Kent viraneye döndü, Kapıları paramparça oldu.De stad is een puinhoop, haar poorten zijn vernield.
İlgili Sayfalar