Sadece kendi paramızı geri istiyoruz." demişti.Me vain haluamme omat rahamme takaisin.”
Tüm grup iflasın eşiğine geldi, hiçbir şey için paramız kalmadı.Yhtye ei saanut paljon keikkaliksaa, eikä kellään ollut rahaa.
Paramız bize kalır.Rahat jäivät sille tielleen.
Paramız bize kalır.Τα λεφτά βγαίνουν.
Paramız bize kalır.Pengene skulle nok komme.
Tüm grup iflasın eşiğine geldi, hiçbir şey için paramız kalmadı.Det er meget godt Brød vi faar, derimod faar vi slet ingen Penge.
Paramız bize kalır.Gullet og pengene.
Sadece kendi paramızı geri istiyoruz." demişti.Kami memberikan uang kembali."
Sadece kendi paramızı geri istiyoruz." demişti.Chúng tôi chỉ đòi họ phải trả lại tiền cho chúng tôi".
Paramız bize kalır.Hang Tiền.
Paramız bize kalır.金を宿している。
Sadece kendi paramızı geri istiyoruz." demişti.だから仕返しをしただけだ」と発言した。
Paramız bize kalır.我們只有錢。
Paramız bize kalır.자는 돈보이다.
Paramız bize kalır.כך תחסכו כסף.
Sadece kendi paramızı geri istiyoruz." demişti.הוא בסך הכל רוצה כסף ממני".
Hiç paramız yoktu.לא היה לנו כסף.
Paramız bize kalır.Money sú peniaze.
Paramız bize kalır.Asi sõltub rahast.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Az amerikai nyugat egyik magániskolájában vagyunk, vörös bársonyszékeken ülünk és pénz van a zsebünkben.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Chúng ta đang ở tại một trường tư tại Phía Tây của Mỹ, ngồi trên những ghế nệm đỏ với tiền trong túi.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Estamos numa escola privada no Oeste americano, sentados em cadeiras de veludo, com dinheiro no bolso.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Jsme na soukromé škole na západě USA, sedíme v sametových křeslech, s penězi po kapsách.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Kita berada di sekolah swasta di barat Amerika duduk di kursi dengan beludru merah dengan uang di saku kita.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.우리는 미국 서부의 사립학교에 있으며 빨간 벨벳 의자에 앉아 있으며, 주머니에는 돈이 들어 있죠.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Siamo in una scuola privata nell'America occidentale seduti in poltroncine rosse, con soldi in tasca.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Sme na súkromnej škole na západe USA. Sedíme na červených zamatových stoličkách a vo vreckách máme peniaze.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Smo na privatni šoli ameriškega zahoda, sedimo na žametnih rdečih stolih, z denarjem v žepu.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Suntem la o şcoală privată în Vestul Americii, stând în scaune de catifea roşie, cu bani în buzunare.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Vi är i en privatskola i västra USA, sittandes i röda sammetsstolar med pengar i våra fickor.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Мы в частной школе на Американском Западе, сидим на красных, бархатных стульях и в наших карманах есть деньги.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Намираме се в частно училище в американския Запад, седейки в червени кадифени столове, с пари в джобовете си.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.אנו נמצאים בבית ספר פרטי במערב האמריקני, יושבים בכסאות מקטיפה עם כסף בכיסנו.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.نحن الآن في جامعة خاصة في الغرب الأمريكي، نجلس على مقاعد مخملية حمراء، وكل منا معه من المال ما يكفيه ويزيد،
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.赤いビロードの椅子に腰かけ ポケットにはお金もあります 我々の生活を見てみると
Artık gelmiyorlar. Bu durumda şehrin kurucuları dedi ki, " Harcayacak paramız var.그 외엔 활용도가 없지요. 그 지역 자치의회에서는
Artık gelmiyorlar. Bu durumda şehrin kurucuları dedi ki, " Harcayacak paramız var.והם הפסיקו לבוא. אז האבות המייסדים אמרו "יש לנו קצת כסף לבזבז".
Artık gelmiyorlar. Bu durumda şehrin kurucuları dedi ki, " Harcayacak paramız var.لم يعد يفعلوا ذلك. لذا فقد قال المؤسس الأب، " لدينا بعض المال لننفقه.
Artık gelmiyorlar. Bu durumda şehrin kurucuları dedi ki, " Harcayacak paramız var.ここに何を作ればいいだろう?」 そして他の多くの委員会と同じように
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""Avem destui bani. S-o trimitem pe Beatrice la şcoală."
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""Kau tahu, kita sudah punya cukup uang. Mari kita daftarkan Beatrice ke sekolah."
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""우리가 충분한 돈이 생겼으니, 비에트리스를 학교에 보내도록 합시다."
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""Mamy pieniądze, wyślijmy Beatrice do szkoły".
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""No, peněz už máme dost. Pošleme Beatrice do školy."
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""Sai, abbiamo abbastanza soldi. Mandiamo Beatrice a scuola."
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""Tudod, van elég pénzünk, küldjük Beatrice-t iskolába."
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""Vous savez, nous avons assez d'argent. Envoyons Béatrice à l'école."
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""Weet je, we hebben genoeg geld. Laten we Beatrice naar school sturen."
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""Wir haben jetzt genug Geld. Laß uns Beatrice in die Schule schicken."
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""Ya saben, tenemos suficiente dinero. Enviemos a Beatrice a la escuela".
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""Έχουμε αρκετά χρήματα. Ας στείλουμε την Μπεατρίς στο σχολείο".
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""Имаме достатъчно пари. Нека изпратим Беатрис на училище."
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""У нас достаточно денег. Отправим Беатрис в школу".
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""אתם יודעים, יש לנו מספיק כסף. בוא נשלח את ביאטריס לבית-הספר."
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""لدينا المال. دعنا نرسل بياتريس للمدرسة".
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim."そこで9歳にして初めて
Bankalarca paramız olmasa da, yine de şükran duyuyoruz ki işte buradayız.And though we haven't got a bankful, we can still be thankful that here, that here we are!
Bankalarca paramız olmasa da, yine de şükran duyuyoruz ki işte buradayız.A přestože nejsme zámožní, můžeme být vděční, že zde, že zde jsme my!
Bankalarca paramız olmasa da, yine de şükran duyuyoruz ki işte buradayız.Chiar dacă nu avem de toate, putem fi mulţumiţi că suntem aici!
Bankalarca paramız olmasa da, yine de şükran duyuyoruz ki işte buradayız.Dan meskipun kita tak punya berlebihan, kita tetap dapat bersyukur bahwa di sini kita bersama!