Ana içeriğe geç
Sözlük

paramız ile cümle

paramız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Paramizi hemen simdi geri verin!!Just give us back the money that you borrowed right now!!
Yani en kötü durumda paramızın %100'ünü kaybediyoruz.So the worst thing we can do is just lose 100%.
'Paramız yok.She says, 'We have no money.
Sorun şu ki, buna paramız yetmiyor.The problem is we can't afford it.
Ne biz paramızı harcamak, % 57 ücret üzerinde harcanmaktadır.What we spend our money on, 57% is spent on wages.
Biz hala güzel sorar ken paramızı geri verin.Return our money while we're still asking nicely.
Şimdi, paramızı nasıl yönettiğimizi düşünelim.So let's think about how we manage our money.
Paramizin karsiligini ne kadar aldigimizi dusunur.It thinks in terms of how much bang do we get for our buck.
Daha çok paramızın ve daha çok kaynağımızın olmasını isterdim.I wish we had more money, I wish we had more resources.
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.Our first coin is a fair coin, and we're going to denote the outcome by X1.
Şimdi yemeğe bile paramız yetmiyor?Now we can't even afford food?"
Paramızın pek çoğunu, yaşamımızın son %20'lik kısmında harcıyoruz.We spend most of our money on the last 20 percent of life.
Paramız bitince gene soygun olacak !We'll rub anyway if we use up all the money!
Bu durumda şehrin kurucuları dedi ki, " Harcayacak paramız var.They don't anymore. So the founding fathers said, "We've got some money to spend.
Zamanımızla, şöhretimizle ve paramızla... ...İlk adımı kendimiz attık.We did it ourselves With our time, talent, and money
Bankalarca paramız olmasa da, yine de şükran duyuyoruz ki işte buradayız.And though we haven't got a bankful, we can still be thankful that here, that here we are!
Kesinlikle bunu yapacak paramız yoktu.We certainly didn't have the money to do this.
Kısa vadede bunu yapma nedenimiz artık nakit paramızın tükenmiş olmasıdırAnd the reason we have to do that in the short term is because we have just run out of cash.
Merkez bankası tarafından bize verilmiş değişik parlaklıkta 250 bin tane bozuk paramız vardı.We got 250,000 coins from the central bank, at different darknesses.
Yemek alacak paramız yok.We need money for food.
"Artık yeteri kadar paramız var, Beatrice'i tekrar okula gönderelim.""You know, we've got enough money. Let's send Beatrice to school."
İnanılmaz bir çocukluk geçirdim. Hiç paramız yoktu ama çoğunlukla dışarıda vakit geçirirdik.We didn't have any money, but we were outdoors most of the time.
Düşündüğümüzden daha az paramız kalmış.We have much less money than we thought.
"Yeterli paramız var mı?" Hayır, yok"Do we have the money? " No, we don't.
Yani önümüzdeki yaza çocuk felci için paramızın biteceğini öngörüyoruz.So by next summer, we're sighted to run out of money on polio.
Yani bu konuda yüzde 99 çözüme ulaşmışken paramız bitmek üzere.So we are 99 percent of the way there on this goal and we're about to run short of money.
Tabi o zaman hiç paramız yoktu.So obviously we didn't have any money.
Bilet alacak paramız yoktu.And we didn't have money for the flight.
Bizim paramız biraz azalıyor da ? sorun değil ne kadar istiyorsun ?We're running a little low on money? No problem, how much do you need?
Ve dahası cebimizde Saturn'e kadar yolumuza yolumuza çıkacak tüm sorunları çözecek paramız var.And we have enough cash in our pockets to lobby any issues all the way to Saturn, and back.
Burda paramızı — lafın gelişi — %5 kazançla ya da %5 faizle arttırdık.Here we grew the money by— you could say— our yield, a 5% yield, or our interest.
Hatta, "Bizim paramız ve çocuklarımız daha çoktur; biz cezalandırılmayacağız," dediler.And they said, “We are greater in wealth and children; we will not be punished!”
"Vodno evleri çok pahalı, fakat bir değişikliğe ihtiyacımız vardı ve buna paramız yetiyordu."."The Vodno houses are very expensive, but we needed the change and could afford it," she said.
Paramız vardı, ama harcamak için vaktimiz de isteğimiz de yoktu.We had money, but we did not have the time or will to spend it.
Tatile çıkmaya paramız yetmeyebilir, ama o cep telefonu her zaman olacak."We might not be able to afford a vacation, but there is always that mobile phone."
Tüm grup iflasın eşiğine geldi, hiçbir şey için paramız kalmadı.Nun mussten wir unsere ganzen Nahrungsmittel abgeben, sodass für uns nichts mehr übrig blieb.
Paramız bize kalır.Nur noch Geld.
Bizim ekstra paramız yok.Nous n'avons pas d'argent supplémentaire.
Artık paramız yok.Nous n'avons plus d'argent.
Paramız bize kalır.Il est en argent.
Tüm grup iflasın eşiğine geldi, hiçbir şey için paramız kalmadı.Ôtez tous les voiles, et il ne reste plus rien.
Yeni bir traktör almak için yeterli paramızın olması biraz zaman alacak.Nos llevará algo de tiempo reunir el suficiente dinero para comprar un tractor nuevo.
Paramız bitti.Se nos ha acabado el dinero.
Paramız yok.No tenemos dinero.
Uçakla Boston'a gitmek için yeterli paramız yok.No tenemos suficiente dinero para ir a Boston en avión.
Paramız bize kalır.Tengo el dinero.
Sadece kendi paramızı geri istiyoruz." demişti.Simplemente estamos pidiendo que nuestro dinero sea devuelto».
Bütün paramızı tükettik.Мы исчерпали наши средства.
Paramız bize kalır.Деньги есть.
Paramız bize kalır.وتنامى المال.
Sadece kendi paramızı geri istiyoruz." demişti.A única coisa que eles querem fazer é pegar nosso dinheiro".
Paramız bize kalır.Er wordt wel op gehengeld.
O kadar paramız yoktu, yani evi alamadık.Zoveel geld hadden we niet, dus konden we het huis niet kopen.
Sadece kendi paramızı geri istiyoruz." demişti.Vi ber helt enkelt om att få tillbaka våra egna pengar."
Paramız bize kalır.Vi vill stanna.
Bizim yeterince paramız yok.У нас недостатньо грошей.
Paramız bize kalır.Peníze neubývají.
Sadece kendi paramızı geri istiyoruz." demişti.Singurul lucru pe care ei îl doresc este să vă ia banii."
Paramızı değerlendirmek istiyoruz.Dorim să ne valorificăm banii.
Paramız bize kalır.A Megérjük a pénzünket!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod