1994 yılında yayımlanmasına rağmen, bazı kâğıt paralar (50 rubleden 5000 rubleye) 1993'te yayımlandı.Anche se emesse nel 1994, alcune banconote (da 50 a 5.000 rubli) erano datate 1993.
1896 yılından sonra gümüş paralar kullanılmaya başlandı.Dopo il 1896 non furono più coniate le monete d'argento.
Bu arada hiç paraları kalmamıştır ve otelden atılmak üzeredirler.Siccome non hanno soldi per pagare, sono costretti a lavorare nell'albergo.
Heykeller, bozuk paralar, mutfak eşyaları ve mücevher gibi antik eserler yaygın olarak görülmektedir.Antichità quali statue, monete, utensili e gioielleria sono molto comuni.
Örneğin 1 ve 2 Euro demir paralar.È contenuto nelle monete da 1 e 2 euro.
Bu uygulama, gümüş paralar için de aynı idi.La stessa operazione fu tentata anche con le monete d'argento.
Metal paralar daha az,banknotlar daha fazla kullanılmaktaydı.Le monete sono piuttosto rare, mentre le banconote sono più facili da trovare.
Yataktan kalkar, çantasını alır, çantadan etrafa paralar saçılır ve Jessica şaşırır.Si veste e prende la sua valigia, che si apre e lascia cadere tanti soldi, davanti a una Jessica sbalordita.
Avşar Hanedanlığı'na ait madeni paralarComunione dei beni Separazione dei beni Fondo patrimoniale
1912'de Osmanlı Maliye Nezareti kâğıt paraları tanıttı.Dal 1912 il Ministero delle Finanze emise carta moneta.
Tabii bütün bu paralar Türkiye'nin hesabına borç olarak yazılıyordu.Questi titoli erano tutti parte della parìa di Scozia.
Oscar da paraları saklar.Carminha riesce a trovare il denaro.
Batılılar, karşılıksız bastıkları paralarıyla dünyayı soymaya devam ediyorlar.Жители Запада продолжают грабить мир с помощью ими напечатанных ничем не обеспеченных денег.
Basılan paralar yüzünden enflasyon yükseldi.По причине печатания денег выросла инфляция.
Endülüs ülkesi halkı biz onları sığır sürüsü gibi sürmekte iken bana hediyeler ve paralar verdiler.Народ Андалусии дает мне деньги и дары, в то время как мы управляем ими, как скотом.
Hem paraları hem kadın ellerinden gitmiştir.Различались мужские (мокшан) и женские (мокшана) суда.
Gürcü Hatun’a olan sevgisini bastırdığı paralarla gösterdi.До этого она украла тень влюблённого в неё Шлемиля.
Avrupa Merkez Bankası, euro banknotları ve madeni paralarının dolaşımını yakından takip etmektedir.Европейский центральный банк внимательно следит за оборотом и имеет запас монет и банкнот евро.
Paraları çeker.Собирает доллары.
Bu tanrının resmine Roma paralarında rastlanır.Изображения этих богов стали чеканиться на римских монетах.
Selaniki Fatma Sultan'ın düğününde "parlak yeni madeni paraların etek dolusu dağıtıldığını" ifade etmiştir.Селаники написал, что на свадьбе Фатьмы-султан «раздались юбки с блестящими новыми монетами».
Artık 20,000 pound'a yakın paraları vardır.Сумма отступных составила 20 тысяч фунтов.
Bunu 20 paralar izledi.20 монет всё же уцелели.
Onu, Corinthians'tan almak için önemli paralar harcamıştık.Полученные деньги он потратил на базилику.
Sonradan madalya ve diplomaları teslim edilmiş, fakat paraları verilmemiştir.Позже они получили медали и дипломы, но не деньги.
Kardeşleri torbalarında paralarını bulunca bununla yeniden erzak almak isterler.Грабители хотят заполучить свой мешок обратно.
Ancak Tito denen bir adam paraları alır ve kaçmaya çalışır.Капитан Ио бросает ей несколько монет и убегает.
Hızlıca çantasını alırken çanta açılır ve içindeki tüm paralar etrafa saçılır.Он открывает сейф и перекладывает практически все имеющиеся там деньги в свой чемодан.
Nümizmatik: Eski paraları inceler.Антифон: Денег отыскать.
Müşterilerine ait olan tüm paraları yurtdışına transfer eder.Индивидуальный перевод может включать деньги, отправленные родственникам за границу.
Cedid Eşrefi, (Cedit Zolota), Osmanlı dönemindeki gümüş paralardan biridir.Соблюдалась постепенность в награждениях: от нагрудной серебряной (меньшего достоинства) до золотой нашейной.
Bu paraların alım güçleri farklıydı.Ставки по валюте тоже отличались.
Büyük gümüş paralarla alışverişin olduğu yeni dönemde azizlerin tasvirleri yeniden görünmeye başladı.С началом возвращения зданий монастырю постепенно стали появляться новые святыни.
2000'den beri Transdinyester Cumhuriyet Bankası gümüş ve altından yapılmış ender madeni paralar yayınladı.С 2000 года Ишханян создаёт эскизы памятных золотых и серебряных монет.
1927'de Harf Devrimi henüz gerçekleşmediği için paraların üzerinde Latin harfleri yoktu.После 1938 года монеты во франках не чеканились.
Geriye sadece çok az bakır paraları kalmıştı.Однако было продано очень мало футболок.
Bu sebeple, mevcut paralara yeni kıymetler konuldu.Помимо допечаток сегодня к нам приехали и некоторые новинки.
Taşınamayan cephaneler ve paralar Beyrut'ta bırakıldı, oradan kara yolu ile gönderilecekti.وتركت الذخائر والنقود التي لم يستطع نقلها في بيروت، و من هناك كانت ستنقل من جهة الطريق البرى .
Burada kazandığı paralarla Londra'ya gitti.سافرت جين إلى لندن باستخدام المال الذي وفّرته.
Ayrıca Kolombiya ve Şili'de madenî ve kâğıt paralarda da yer almıştır.ووقد ظهر أيضًا على القطع النقدية والأوراق النقدية في كولومبيا وتشيلي.
Orijinal bakır madeni paraların (as) bir pound bakır değeri vardı ama aslında ağırlığı daha azdı.وتحظى العملات المعدنية النحاسية الأصلية (as) بوجها قيمة جنيه روماني واحد من النحاس، ولكن وزنه أقل من ذلك.
Saf nikelden yapılmış olan bozuk paralar ise ilk defa 1881'de İsviçre'de üretildi.أصدرت العملات الخالصة من النيكل أول مرة في عام 1881 في سويسرا.
Yeniden yapılanma için gerekli paralar nedeniyle, imparatorluğun eyaletlerine vergiler salındı.وللحصول على الأموال اللازمة لإعادة البناء فرض مزيد من الضرائب على مقاطعات الإمبراطورية.
Günümüzde Lincoln'ün resmi, 5 Dolarlık banknotların ve 1 sentlik madeni paraların üzerinde yer almaktadır.تظهر صورة لينكولن على البنس وعلى الدولار الأمريكي فئة 5 دولارات.
1937'de tedavüle giren Latin harfli paraların hepsinde Atatürk portreleri bulunmaktaydı.وفي عام 1937 كانت صورة أتاتورك مطبوعة على كافة النقود المتداولة ذات الأحرف اللاتينية .
Sonradan madalya ve diplomaları teslim edilmiş, fakat paraları verilmemiştir.إذ حصلوا على الميدالية والدبلوم، لكن تم حرمانهم من المبلغ المالي.
Paraları çeker.يقبضون نقوداً..
Daha sonra ilk zararlarını tekrar kumar oynayarak geri döndürdü ve paraları ailesine teslim etti.ثم زاد عليهم ودفع ثمنا آخر لأنه عاد إلى الوطن الأم.
Kimi zaman yiyecek almak için bile paraları olmuyordu.Às vezes nem dinheiro tinham para comprar comida.
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Dívidas rapidamente apareceram e os credores começaram a cobrar o pagamento.
Tüm Mısır'dan paralara, silahlara ve atlara toplanmaya başlandı.Dinheiro, cavalos e armas foram coletadas por todo o Egito.
Avrupa Merkez Bankası, euro banknotları ve madeni paralarının dolaşımını yakından takip etmektedir.O Banco Central Europeu está a acompanhar atentamente a circulação e o estoque de moedas e notas de euro.
Paralar ödenirken kişinin hangi işi yapmış olduğuna bakılmazdı.Quem se importa se as pessoas que trabalharam são pagas?
Gdańsk şehrinin kendi paralarını basma ayrıcalığı da vardı.A cidade de Danzig tinha o privilégio de cunhar sua própria moeda.
Chin Han, Lau rolünde: Gotham'daki mafyababalarının paralarını aklamaya çalışan Çinli düzenbaz.Chin Han como Lau: Banqueiro Chinês a serviço da mafia de Gothan.
Bu oyun içi paralar oyunculara ücretsiz kasa alma imkanı sunar.Em troca, ele permite que o jogador tenha nada nas garagens de graça.
Sonradan madalya ve diplomaları teslim edilmiş, fakat paraları verilmemiştir.Posteriormente, receberam a medalha e o diploma mas não o dinheiro.
Bunu daha sonra saf gümüş ile yapılan paralar izledi.Ele foi retratado em uma moeda feita de prata pura.
22:24 Paraları yoksa ödeme için zorlama Ex.Agora, os dois tem que pagar 200 dólares antes das 22:00, ou serão mortos.
Tüm bu paralar Jolie-Pitt'in adı açıklanmayan yardım kuruluşuna verildi.Todos os lucros foram doados à Fundação Jolie-Pitt.