paraları ile cümle

paraları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu tanrının resmine Roma paralarında rastlanır.Изображения этих богов стали чеканиться на римских монетах.
Selaniki Fatma Sultan'ın düğününde "parlak yeni madeni paraların etek dolusu dağıtıldığını" ifade etmiştir.Селаники написал, что на свадьбе Фатьмы-султан «раздались юбки с блестящими новыми монетами».
Artık 20,000 pound'a yakın paraları vardır.Сумма отступных составила 20 тысяч фунтов.
Sonradan madalya ve diplomaları teslim edilmiş, fakat paraları verilmemiştir.Позже они получили медали и дипломы, но не деньги.
Kardeşleri torbalarında paralarını bulunca bununla yeniden erzak almak isterler.Грабители хотят заполучить свой мешок обратно.
Ancak Tito denen bir adam paraları alır ve kaçmaya çalışır.Капитан Ио бросает ей несколько монет и убегает.
Nümizmatik: Eski paraları inceler.Антифон: Денег отыскать.
Müşterilerine ait olan tüm paraları yurtdışına transfer eder.Индивидуальный перевод может включать деньги, отправленные родственникам за границу.
Bu paraların alım güçleri farklıydı.Ставки по валюте тоже отличались.
1927'de Harf Devrimi henüz gerçekleşmediği için paraların üzerinde Latin harfleri yoktu.После 1938 года монеты во франках не чеканились.
Geriye sadece çok az bakır paraları kalmıştı.Однако было продано очень мало футболок.
Orijinal bakır madeni paraların (as) bir pound bakır değeri vardı ama aslında ağırlığı daha azdı.وتحظى العملات المعدنية النحاسية الأصلية (as) بوجها قيمة جنيه روماني واحد من النحاس، ولكن وزنه أقل من ذلك.
Günümüzde Lincoln'ün resmi, 5 Dolarlık banknotların ve 1 sentlik madeni paraların üzerinde yer almaktadır.تظهر صورة لينكولن على البنس وعلى الدولار الأمريكي فئة 5 دولارات.
1937'de tedavüle giren Latin harfli paraların hepsinde Atatürk portreleri bulunmaktaydı.وفي عام 1937 كانت صورة أتاتورك مطبوعة على كافة النقود المتداولة ذات الأحرف اللاتينية .
Sonradan madalya ve diplomaları teslim edilmiş, fakat paraları verilmemiştir.إذ حصلوا على الميدالية والدبلوم، لكن تم حرمانهم من المبلغ المالي.
Paraları çeker.يقبضون نقوداً..
Daha sonra ilk zararlarını tekrar kumar oynayarak geri döndürdü ve paraları ailesine teslim etti.ثم زاد عليهم ودفع ثمنا آخر لأنه عاد إلى الوطن الأم.
Kimi zaman yiyecek almak için bile paraları olmuyordu.Às vezes nem dinheiro tinham para comprar comida.
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Dívidas rapidamente apareceram e os credores começaram a cobrar o pagamento.
Avrupa Merkez Bankası, euro banknotları ve madeni paralarının dolaşımını yakından takip etmektedir.O Banco Central Europeu está a acompanhar atentamente a circulação e o estoque de moedas e notas de euro.
Gdańsk şehrinin kendi paralarını basma ayrıcalığı da vardı.A cidade de Danzig tinha o privilégio de cunhar sua própria moeda.
Chin Han, Lau rolünde: Gotham'daki mafyababalarının paralarını aklamaya çalışan Çinli düzenbaz.Chin Han como Lau: Banqueiro Chinês a serviço da mafia de Gothan.
Sonradan madalya ve diplomaları teslim edilmiş, fakat paraları verilmemiştir.Posteriormente, receberam a medalha e o diploma mas não o dinheiro.
22:24 Paraları yoksa ödeme için zorlama Ex.Agora, os dois tem que pagar 200 dólares antes das 22:00, ou serão mortos.
Bu süreç içerisinde kurucu ikili kendi paralarını şirketi finanse etmek için kullandılar.Os dois teriam indicado a ela executivos de empresas para contribuir em dinheiro.
Bu üçlünün, kamu işleri üzerinde kontrolü sağlayabilmek için hem paraları hem de politik nüfuzları vardı.Os três tinham dinheiro e influência política suficiente para controlar a vida pública da nação.
Joker, mafyababalarının teklifini, paralarının yarısını almak şartıyla kabul eder.Patinhas faz uma proposta- a sua moeda pela metade do mapa.
Prešeren ayrıca Slovenya 1000 tolarlık kâğıt paralarında yer almaktadır.A imagem de Prešeren também apareceu na nota de 1000 tolars.
Nümismatik, paraları inceleyen çalışma sahası, tarihleme için yararlı olduğu kanıtlanmıştır.A precisão e utilidade da escala foram questionados em uma pesquisa recente.
Marianne'ın yüzü ayrıca Fransız euro madeni paralarında ve posta pullarında da yer almaktadır.Haar profiel staat op het officiële wapen van het land, staat op de Franse euromunten en postzegels.
Kimi zaman yiyecek almak için bile paraları olmuyordu.Soms kregen ze geen eten.
Geriye sadece çok az bakır paraları kalmıştı.Er waren nog maar weinig gouden munten in omloop.
Roma imparatorluğunun önde gelen metropolleri kendi paralarında hem Yunanca, hem Latince belirtiliyordu.Zoals elke ontwikkelde inwoner van het Romeinse rijk beheerste hij zowel het Grieks als het Latijn.
Geç Bizans altın paraları elle bükülebilen ince tabakalardı.De Weense Munt liet met spoed gouden versierselen smeden.
İşçi Partisi olarak, çocuk paralarının indirilmesini reddediyoruz.Als Arbeiderspartij, verwerpen wij de verlaging van de kinderbijslag.
Kimi zaman yiyecek almak için bile paraları olmuyordu.Czasem nie starczało pieniędzy nawet na wyżywienie.
Prešeren ayrıca Slovenya 1000 tolarlık kâğıt paralarında yer almaktadır.Portret Prešerena znajdował się również na banknocie 1000 słoweńskich tolarów.
Gdańsk şehrinin kendi paralarını basma ayrıcalığı da vardı.Wolne Miasto Gdańsk wydawało własne paszporty.
Paraları yoktur ve doğru dürüst bir şey yiyememekte, ısınamamaktadırlar.Nie zdobyli oni żadnego medalu ani nie zajęli miejsca punktowanego.
Çünkü bu paraların sadece belli bir oranı kredi olarak verilebilmektedir.Doszli oni do wniosku, że przynajmniej część z tych pieniędzy może służyć im do udzielania kredytów.
Bunun üzerine hükümet, halkın elinde bulunan paraları toplattı.Dysponują funduszami przyznawanymi przez rząd.
Büyük yatırımların yapıldığı kuruluşlar bunu genellikle kendi paralarıyla finanse edemez.Pomagamy sobie określonymi regułami, których zwykle używamy bez płacenia za to.
Düşen tüm paraları toplamak beceri ve çabukluk gerektirir.Wszystkie budowle z basztami, wymagają wielkiej i szybkiej naprawy.
Prešeren ayrıca Slovenya 1000 tolarlık kâğıt paralarında yer almaktadır.Hans porträtt var också avbildat på den slovenska 1000-tolarssedeln.
Türkçede yabancı ülkelerin paralarına da döviz denmektedir.Det är också ovanligt att kurdiska hästar exporteras till andra länder.
Bunun üzerine hükümet, halkın elinde bulunan paraları toplattı.Till slut accepterade hon dock den summa pengar regeringen erbjöd.
Euro banknot ve bozuk paraları Avrupa Birliği üyesi ülkeler'de kullanılmaya başlandı.Eurosedlar och -mynt introduceras i de flesta EU-länderna.
Geriye sadece çok az bakır paraları kalmıştı.Tvärtom hade de bara kvar blygsamma summor.
Türkiye Cumhuriyeti madeni paraları ^ "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu".Valutareserv ^ ”Här finns Riksbankens guld”.
Basılan bu gümüş paraların ayarı % 90 idi.Den som hade ont om pengar själv kunde låna upp till 90% av byggkostnaden.
Sonradan madalya ve diplomaları teslim edilmiş, fakat paraları verilmemiştir.Пізніше вони отримали медалі та дипломи, але не гроші.
Bazı akçe tahtaları üzerinde sayılan paraların, sayılmayan paralarla karışmaması için ayrı bir kısım bulunur.У середнього візка колісні пари не пов'язані між собою.
Paraları çeker.Збір коштів.
Joker, mafyababalarının teklifini, paralarının yarısını almak şartıyla kabul eder.Джокер, блазнюючи, приходить на зібрання мафії і пропонує вбити Бетмена за половину її грошей.
Büyük yatırımların yapıldığı kuruluşlar bunu genellikle kendi paralarıyla finanse edemez.Створити подібний журнал можна не вкладаючи в нього багато коштів.
Oscar da paraları saklar.Тауб зберігає свої гроші.
Orijinal bakır madeni paraların (as) bir pound bakır değeri vardı ama aslında ağırlığı daha azdı.Оригінальна мідна монета (асс) мала номінальну вартість одного римського фунту міді, але важила менше.
Yeni kâğıt paraların teması aynı ama tasarımı farklıdır.Нові банкноти виконані з дотриманням тієї ж тематики, але з новим дизайном.
İnsanlar hala dolaşımda olan paralarını değiştirilmeye sevkedildiler.Proč by lidé měli být omezeni hotovostí, kterou mají zrovna u sebe?
Bu paraları oyundaki mağazadan bir şeyler almak için kullanabilirsiniz.Za ty pak mohou nakoupit předměty ve obchodě.
İlgili Sayfalar