para- ile cümle

para- kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Annem bana parayı israf etmememi söyledi.Mother told me not to waste the money.
Gangsterler büyük miktarda parayı zengin adamdan gasp ettiler.The gangsters extorted a vast sum of money from the rich man.
Seni son gördüğümden beri paran ve prestijin arttı.You've come up in the world since the last time I saw you.
Hobim eski para toplamaktır.My hobby is collecting old coins.
Sahip olduğum tüm parayı ona güvendim.I trusted him with all the money I had.
O kadar çok para asla görmemiştim.I had never seen so much money.
Araba şöyle dursun, bisiklet almaya bile param yetmiyordu.I could not afford to buy a bicycle, much less a car.
Arabayı geçtim, bisiklet alacak param dahi yoktu.I could not afford to buy a bicycle, much less a car.
Gerçek arkadaşlık paradan daha değerlidir.Real friendship is more valuable than money.
Her hafta, Bayan Tanaka kötü gün için biraz para tasarruf eder.Each week, Mrs. Tanaka saves a little money for a rainy day.
Kötü gün için para biriktirmek mantıklı.It is wise to save money for a rainy day.
Zor bir gün için para biriktirmen akıllıca olurdu.It would be wise of you to save money for a rainy day.
Zor günler için bir kenara para koysan iyi olur.You had better keep your money for a rainy day.
Paranı boşa harcama.Don't waste your money.
Onu parasız alabilirsiniz.You may get it free of charge.
Parayı sana yarın ödeyeceğim.I will pay you the money tomorrow.
Sorun bu parayla ne yapmamız gerektiğidir.The problem is what we should do with this money.
Sorun yeterli paraya sahip olmamamızdır.The problem is that we don't have enough money.
Sorun onun parayı nasıl alacağıdır.The question is how he will get the money.
Sorun onun beş parasız olmasıdır.The problem is that he is penniless.
İyi bir eğitimin değeri para cinsinden ölçülemez.The value of a good education cannot be measured in terms of money.
Arkadaşlarından borç para almamanı tavsiye ederim.I advise you not to borrow money from your friends.
Arkadaşlarımdan borç para aldım.I borrowed money from my friends.
Kitabı almak zorunda olduğum tüm parayı harcadım.I spent all the money I had to buy the book.
Tüm para bitti.All the money was gone.
Bazen zengin insanlar çok parası olmayan diğer insanlara tepeden bakarlar.Sometimes rich people look down on other people who do not have much money.
Mesire yeri kıyıya paraleldir.The promenade is parallel to the shore.
Maddi gücün yettiği zaman bir kenara biraz para koymalısın.You should put aside some money when you can afford to.
Biraz para yatırmak istiyorum.I want to deposit some money.
Bütün paranı elbiselere harcamayacak kadar akıllı olmalısın.You should know better than to spend all your money on clothes.
Düzenli olarak kıyafetler alacak kadar para kazanmıyorum.I don't earn enough money to buy clothes regularly.
Kısaca, paraya ihtiyacım var. Onu bana ödünç Lütfen!In brief, I need money. Please lend it to me!
Önümüzdeki yıl ne kadar paraya ihtiyacımız olacağını hesaplayın.Calculate how much money we will need next year.
Yurt dışında eğitim yapmak için para biriktiriyorum.I am saving money in order to study abroad.
Gezi için yeterince paran var mı?Do you have adequate money for the trip?
Biraz para bozdurmak istiyorum.I'd like to change some money.
Nerede para değiştirmek için bir yer bulabilirim?Where can I find a place to change money?
İyi bir iş adamı nasıl para kazanacağını bilir.A good businessman knows how to make money.
İşçiler daha fazla para ve tatil istedi.The workers demanded more money and holidays.
Yaşlılık günlerim için para tasarruf ediyorum.I'm saving money for my old age.
Yaşlı adam parasını yer altında saklamaya çalıştı.The old man tried to hide his money under the ground.
O, 100 yen bozuk para değildi, o bir şişe kapağıydı.It wasn't a 100 yen coin, it was a bottle cap.
Bir işim olmadığı için, para biriktiremiyorum.Since I don't have a job, I can't save money.
Paranı mümkün olduğu kadar çabuk göndereceğim.I will send your money as soon as possible.
Sorun yeterli paramızın olmamasıdır.The problem is we don't have enough money.
Üzerimdeki az miktarda parayı ona verdim.I gave her what little money I had with me.
O, parasını ailesini, arkadaşlarını kaybetti.She lost her money, her family, her friends.
O kimsesiz çocuğa acıdı ve ona biraz para verdi.She felt sympathy for the orphan and gave him some money.
Arabayı tamir etmek çok paraya maloldu.It cost a lot of money to repair the car.
O biraz para istediğini söyledi.He said that he wanted some money.
Kıyafet için çok para harcar.She spends a lot of money on clothes.
Mahkeme ona para cezasını ödemesini emretti.The court ordered her to pay the fine.
Kendi başıma yaşıyorum ve para için aileme bağlı değilim.I live on my own and don't depend on my parents for money.
Paranızı nasıl kazanıyorsunuz?How do you make your money?
Bütün insanlar para isterler.All men want money.
O geldiğinde söz verdiğim parayı ödeyeceğim.When he comes, I'll pay the money that I promised.
Para kazanma onun yaşama nedenidir.Making money is his reason for living.
Para kazanmak hayatındaki asıl amaçtır.Making money is his main purpose in life.
O eski paraları nereden aldın?Where did you get those old coins?
Ceplerimde hiç param yok.I don't have any money in my pockets.

İlgili Sayfalar