Ana içeriğe geç
Sözlük

parıl parıl ile cümle

parıl parıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Та е дошло златозарно сияние от север; А как ще погледнат на Бога, у Когото е страшна слава!
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.מצפון זהב יאתה על אלוה נורא הוד׃
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.من الشمال يأتي ذهب. عند الله جلال مرهب.
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.金 光 出 於 北 方 . 在 神 那 裡 有 可 怕 的 威 嚴
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.金光 出於 北方 . 在 神 那 裡 有 可怕 的 威嚴
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Aber entschuldige dich niemals, für die Art wie deine Augen nicht aufhören wollen zu scheinen.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Ale neopováž sa ospravedlňovať za to, ako tvoje oči odmietajú prestať žiariť.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Ale nigdy nie przepraszaj za to, jak nieustający błysk w twoich oczach.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Dar niciodată pentru că ochii tăi refuză să înceteze a străluci.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.De soha ne kérj elnézést azért, mert a szemeid folyamatosan csillognak.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Maar verontschuldig je nooit voor je weigering de glans in je ogen te dimmen.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Mais ne demande jamais pardon d'avoir toujours les yeux qui brillent.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Ma non ti scusare mai per il modo in cui i tuoi occhi rifiutano di smettere di brillare.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme."Mas nunca peças desculpa "por os teus olhos se recusarem a deixar de brilhar.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Nhưng đừng bao giờ xin lỗi cho cách mà mắt con không ngừng sáng lên.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Pero nunca te disculpes por la forma en que tus ojos se niegan dejar de brillar.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Tapi jangan pernah meminta maaf karena matamu menolak untuk berhenti bersinar.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Όμως ποτέ μην απολογείσαι για το πώς τα μάτια σου δεν παύουν να λάμπουν.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Але не смій вибачатись, за те, що твої очі відмовляються втрачати свій блиск.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Но никога не се извинявай за начинът, по който очите ти отказват да спрат да блестят.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Но никогда не извиняйся за то, как беспрестанно светятся твои глаза.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.ותמיד התנצלי כאשר את עושה משהו רע. אך לעולם אל תתנצלי על הדרך בה עיניך מסרבות להפסיק לזרוח.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.ولكن لاتعتذري على الاطلاق لانك شغوفة في بشيء ما .. واعينك تلمع من ذلك
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.ㅡ하지만 네 눈에 총기가 흐려지려할 때 그것에 대한 변명은 하지 말았으면 한단다
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.目の輝きを失うのを拒むこと あなたの声は小さいけれど 歌うのをやめないで
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.De repente, meus olhos pego o brilho de uma luz.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.De repente, mis ojos captaron el brillo de una luz.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Dintr-o data ochii mei prins licărire de lumină.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Đột nhiên đôi mắt của tôi bắt gặp ánh mắt của ánh sáng.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Hirtelen a szemem fogott az megcsillan a fény.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Improvvisamente i miei occhi catturato lo scintillio di una luce.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.갑자기 내 눈을 빛의 반짝 잡았어요.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Nagle moje oczy złapał błysk światła.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Najednou mé oči upoutal záblesk světla.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Nenadoma moje oči ujel Odsjaj od svetlobe.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Plotseling mijn ogen ving de glinstering van een licht.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Plötsligt mina ögon fångade glimt av ett ljus.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Plötzlich meinen Augen fing den Schimmer eines Lichts.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Pludselig mine øjne fangede glimt af et lys.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Soudain mes yeux surpris la lueur d'une lumière.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Tiba-tiba mata saya menangkap kilatan cahaya.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Yhtäkkiä katseeni kiinnittyi hohtoa valoa.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Zrazu moje oči upútal záblesk svetla.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Ξαφνικά τα μάτια μου τράβηξε την λάμψη του ένα φως.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Вдруг глаза поймал отблеск света.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Изведнъж очите ми хвана блясък на светлината.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.Раптом очі зловив відблиск світла.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.פתאום עיני קלטה נצנוץ של אור.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.اشتعلت فجأة في عيني بريق من الضوء.
Aniden bir ışık parıltısı gözlerimi yakaladı.最初はそれがだったが、石畳の際身の毛もよだつような火花。
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Antarktický led žhne světlem tak oslňujícím, že oslepuje nechráněné oči.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Antarktiksen jää hehkuu niin häikäisevää valoa, että se sokaisee suojaamattoman silmän.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Băng ở Nam Cực phát ra một ánh sáng chói lọi tới mức có thể làm mù mắt ai không đeo kính bảo hộ.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Das Eis der Antarktis leuchtet mit einem derart grellem Licht, dass es das ungeschützte Auge blendet.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.El hielo antártico brilla con una luz tan deslumbrante que ciega los ojos sin protección.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Es Antartika bersinar sangat menyilaukan dan dapat membutakan mata tanpa perlindungan.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Gheaţa din Antarctica străluceşte cu o lumină atât de orbitoare, încât orbeşte ochiul neprotejat.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Het ijs van Antarctica gloeit met een licht waar je duizelig van wordt, het verblindt het onbeschermde oog.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Il ghiaccio dell'Antartide brilla di una luce così abbagliante che acceca gli occhi non protetti.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.남극의 얼음은 굉장히 눈부실 정도로 빛나기 때문에 보안경 없이는 시력을 잃을 수도 있습니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod