O zaman için bilinen en aktif parıltılı yıldızdı.Це була найяскравіша зірка, відома тоді.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(Людина, з якою ти розмовляєш, сповнена радості.)
Anne Parillaud (6 Mayıs 1960, Paris) Fransız aktris.Anne Parillaud; 6 травня 1960, Париж) — французька кіноакторка.
Parıltı gündüzleri de fark edilmektedir.Червень: також характерний збільшенням ясних днів.
Ay geceleyin parıldar.Місяць світить вночі.
35.000 K sıcaklığa sahip olan dış atmosferi O'na O-tipi yıldızların karakteristik mavi parıltısını verir.Teplota vnější atmosféry je asi 35 000 K, což hvězdě dodává charakteristickou modrou záři.
1951 yılında, Amerikalı astronom Harlow Shapley Proxima Centauri'nin bir parıltılı yıldız olduğunu açıkladı.V roce 1951 Harlow Shapley publikoval, že Proxima Centauri je eruptivní proměnnou hvězdou.
Duvardaki parıltılı bir taşı fark eden Amanda can havliyle taşı çeker, ve yaratık yok olur.Na to Amanda vytáhne ze zdi zářící klenot a tvor náhle zmizí.
Spielberg'e göre onlar "sadece bir renk parıltısı, umudun titrek ışığı" temsil eder.Pro Spielberga to přestavovalo „spravedlivý třpyt barvy a jiskru naděje“.
Çok güzel yanar-döner parıltılar verdiğinden mücevhercilikte değerli taş olarak kullanılır.Galalitem lze velmi věrně imitovat i drahokamy.
Bu daha sonra parıltı olarak görünmektedir.V pozdější době se tato podoba zjemňuje.
Parıltılı altın rengi ve pembe rengini seviyor.Adora creveti si culoarea roz.
Szilárd daha sonra olayı şu şekilde betimledi: “Anahtarı döndürdük ve parıldamaları gördük.Textul afișat era: „We've turned the lights out.
天照大神 kelimesi Cennetlerde Parıldayan Tanrıça anlamına gelir.Kami (神) este termenul care definește divinul în religia șintoistă.
Çok parıltılı ve o diğer sarışın kızlar gibi kendini ovan bir tarza sahip olsun istemedim.Nem akarok valami elbűvölő fotót, mint akármelyik szőke lány.
1951 yılında, Amerikalı astronom Harlow Shapley Proxima Centauri'nin bir parıltılı yıldız olduğunu açıkladı.1951-ben Harlow Shapley amerikai csillagász bejelentette, hogy a Proxima Centauri változócsillag.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(Szégyellje magát, aki rosszat gondol.)
Yalabımak parıldamak, ışıldamak demektir.Kérgük halványzöld, fényes.
Bu daha sonra parıltı olarak görünmektedir.Ez később döntő fontosságúnak bizonyul.
Çok güzel yanar-döner parıltılar verdiğinden mücevhercilikte değerli taş olarak kullanılır.Läpinäkyvänä topaasi on arvostettu jalokivi.
Yüzü alarır bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi.Naamiot olivat suuria, jotta niiden pelottavat ilmeet näkyivät hyvin.
Parıltılı, büyük ve esrarengiz kelimelerle duvarda açıkça duyurulur: "Sırlar Odası açıldı.Στον τοίχο εμφανίζεται μια μυστηριώδης επιγραφή: Η Κάμαρα με τα Μυστικά άνοιξε.
1951 yılında, Amerikalı astronom Harlow Shapley Proxima Centauri'nin bir parıltılı yıldız olduğunu açıkladı.Το 1951 ο Αμερικανός αστρονόμος Χάρλοου Σάπλεϋ χαρακτήρισε τον Εγγύτατο ως αστέρα εκλάμψεων.
Gözlerinin içi parıldıyordu ve dev bir kedi gibi hırıldıyordu.Øjnene skinnede, han spandt som en stor kat.
Öyle ki, sıkça parıltılı yıldızlardan "UV Ceti değişkenleri" diye söz edilir.Man har derimod bemærket at der ofte er kraftige haglbyger, når blå jets opstår.
Szilárd daha sonra olayı şu şekilde betimledi: “Anahtarı döndürdük ve parıldamaları gördük.Samtidig viste de teksten "We've turned the lights out.
Opisthosoma bazen metalik parıltılıdır.Klædeplomber findes undertiden af metaldetektorer.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(«Kan kvinner grave?»).
Opisthosoma bazen metalik parıltılıdır.Dekkvingene har ofte metallisk glans.
1951 yılında, Amerikalı astronom Harlow Shapley Proxima Centauri'nin bir parıltılı yıldız olduğunu açıkladı.Astronom Amerika Serikat Harlow Shapley mengumumkan Proxima Centauri sebagai bintang suar pada tahun 1951.
Başı mavimsi parıltılıdır.Tungging biru terang.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(Anda dan Setiap Manusia Adalah KEAJAIBAN).
İlk olarak burada Kikuçiyo aslında hödükçe tavırlarının ardında zekâ parıltıları olduğunu gösterir.Di sini lah Kikuchiyo menunjukkan bahwa ada suatu kecerdikan di balik sikapnya yang kasar.
Spielberg'e göre onlar "sadece bir renk parıltısı, umudun titrek ışığı" temsil eder.Theo Spielberg, chúng tượng trưng cho "chỉ một tia màu, và một tia hy vọng."
1951 yılında, Amerikalı astronom Harlow Shapley Proxima Centauri'nin bir parıltılı yıldız olduğunu açıkladı.Năm 1951, nhà thiên văn người Mỹ Harlow Shapley công bố Cận Tinh là một ngôi sao lóe sáng.
Bu daha sonra parıltı olarak görünmektedir.Hiện rõ ra rồi thì sẽ sáng chói.
O zaman için bilinen en aktif parıltılı yıldızdı.Và nó được biết đến là ngôi sao có độ sáng thấp nhất vào thời đó.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(Những chàng trai sạch sẽ làm những việc dơ bẩn!)
Anne Parillaud (6 Mayıs 1960, Paris) Fransız aktris.Anne Parillaud, sinh 06.05/1960 tại Paris, là một diễn viên Pháp.
Durup parıltılara bakmışlar.意識してまばたきをする。
GRB 970508, ayrıca radyo frekansı halinde son parıltısı gözlemlenmiş ilk patlamaydı.GRB 970508は、残光の周波数が初めて測定されたガンマ線バーストでもある。
İlk keşfedilen GIP son parılıtısı, GRB 970228'in X ışını kalıntılarıydı.最初に発見されたガンマ線バーストの残光はGRB 970228のX線で、X線を研究するために設計されたベッポサックスによって発見された。
1951 yılında, Amerikalı astronom Harlow Shapley Proxima Centauri'nin bir parıltılı yıldız olduğunu açıkladı.1951年、アメリカの天文学者、ハーロー・シャプレーはプロキシマ・ケンタウリが閃光星である事を発表した。
Anne Parillaud (6 Mayıs 1960, Paris) Fransız aktris.アンヌ・パリロー(パリヨー)(Anne Parillaud, 1960年5月6日 - )はフランス・パリ出身の女優。
Elf lisanında "gri ışık, gri parıltı" anlamına gelir.機体の意味は『灰色の輝き』。
Parıltı gündüzleri de fark edilmektedir.挿絵は昼沖太。
Çok parıltılı ve o diğer sarışın kızlar gibi kendini ovan bir tarza sahip olsun istemedim.無造作に伸ばした長い金髪と白い肌の妖精のような美しさを持つ少女。
Yıldızlar, gökyüzünde parıldıyordu.夜空に星がきらきら輝いていた。
Spielberg'e göre onlar "sadece bir renk parıltısı, umudun titrek ışığı" temsil eder.对斯皮尔伯格本人来说,这代表“一抹色彩,代表着希望的一串光芒。
Durup parıltılara bakmışlar.眼根住眼識滅。
Bu daha sonra parıltı olarak görünmektedir.我们之后看到的明显更大。
Anne Parillaud (6 Mayıs 1960, Paris) Fransız aktris.安娜·芭麗瑤(Anne Parillaud,1960年5月6日-),巴黎人,法國電影演員,動作片演員。
29 İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.一旦在山上,马太福音(17:2)说耶稣“变了形象,脸面明亮如日头,衣裳洁白如光。
GRB 970508, ayrıca radyo frekansı halinde son parıltısı gözlemlenmiş ilk patlamaydı.GRB 970508也是第一個被探測到放射無線電波“餘輝”的伽瑪射線暴。
Dilinim yüzeyleri sedef parıltıdır.舌頭則有明顯分叉。
Göğüsü, boynu ve yüzü ellerine göre çok daha parıltılıdır.她的胸部、頸部和面部焕发出与她的手同样的柔软的光芒。
Tüyleri yanardöner siyah, mor ya da yeşil parıltılı ve özellikle kışın beyaz beneklidir.깃털은 훈색성 검은색으로, 보라색 또는 녹색 윤기가 돌고, 겨울에는 흰색이 반짝인다.
Durup parıltılara bakmışlar.신나라 때 구경에 이르렀다.
Spielberg'e göre onlar "sadece bir renk parıltısı, umudun titrek ışığı" temsil eder.얼음 위성들의 경우, 펠름시스트는 "고대 충돌구일 가능성이 있는 밝고 둥근 표면 구조"라고 정의된다.
Yalabımak fiili, parıldamak, aydınlanmak demektir.אני צובע, אני בונה, אני מלחין באור.