"Tıraş şeyler getirin." Umut bir parıltı chappie gözü parladı, şüphe ile karıştırılır."Принесите мой бритвенный". Проблеск надежды в глазах светилась парнишка, в смешивается с сомнением.
"Tıraş şeyler getirin." Umut bir parıltı chappie gözü parladı, şüphe ile karıştırılır."Принесіть мій бритвений". Блищіть надії в очах світилася хлопчина, в змішується з сумнівом.
"Tıraş şeyler getirin." Umut bir parıltı chappie gözü parladı, şüphe ile karıştırılır."أحضر أغراضي الحلاقة." بصيص أمل أشرق في العين chappie و مختلطة مع الشك.
"Tıraş şeyler getirin." Umut bir parıltı chappie gözü parladı, şüphe ile karıştırılır.疑いと混合。 "あなたは?、先生を意味する"そして、私の口ひげを剃り落とす。"
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...Anh có thể là một kẻ chơi bời nhưng không hư hỏng.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...Eu posso ser um playboy, mas eu não sou um pervertido.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...Ich ein Playboy zu sein, aber ich bin nicht pervers.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...I môže byť playboy, ale ja nie som úchyl.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...I może playboy, ale nie jestem zboczeńcem.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...I může být playboy, ale já nejsem úchyl.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...I poate fi un playboy, dar eu nu sunt un pervers.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...I може да бъде плейбой, но аз не съм извратен.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...Jeg kan være en playboy, men jeg er ikke en pervers.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...Lehet, hogy playboy, de én nem vagyok perverz.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...Saatan olla playboy, mutta en ole perverssi.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...Μπορεί να είμαι ένας playboy, αλλά δεν είμαι διεστραμμένος.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...Я, може бути плейбоєм, але я не збоченець.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...אני יכול להיות נער שעשועים, אבל אני לא סוטה.
Üstüme geliyorsun! Öyle hoş ve parıltılı görünüyorlar ki...أنا قد أكون مستهتر لكن ليس منحرف
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.(17:13) От блистания пред Ним бежали облака Его, град и угли огненные.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.(18:13) De la splendeur qui le précédait s`échappaient les nuées, Lançant de la grêle et des charbons de feu.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.A sötétséget tette rejtekhelyévé; sátora körülötte a sötét felhõk és sûrû fellegek.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Dari kilat di hadapan-Nya, keluarlah awan, hujan es dan api
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Din strălucirea, care se răsfrîngea înaintea Lui, ieşeau nori, cari aruncau grindină şi cărbuni de foc.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Do resplendor da sua presença saíram, pelas suas espessas nuvens, saraiva e brasas de fogo.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Fra Glansen foran ham for der Hagl og Ildgløder gennem hans Skyer.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Han gjorde mörker till sitt täckelse, till en hydda som omslöt honom; mörka vatten, tjocka moln.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Han gjorde mørke til sitt dekke, rundt omkring sig til sitt skjul, mørke vann, tykke skyer.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.hän pani pimeyden verhoksensa, majaksensa yltympäri: mustat vedet, paksut pilvet.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Hij hulde Zich in het duister, zodat Hij beschut was. In donker water en donkere wolken.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Iz svita pred njim je švigala skozi oblake njegove toča in žerjavica ognjena.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.그 앞에 광채로 인하여 빽빽한 구름이 지나며 우박과 숯불이 내리도다
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Por el resplandor de su presencia fueron atravesadas las nubes, por el granizo y los carbones de fuego
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Si avvolgeva di tenebre come di velo, acque oscure e dense nubi lo coprivano
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Từ sự rực rỡ ở trước mặt Ngài, ngang qua các mây mịt mịt của Ngài, Có phát ra mưa đá và than hực lửa.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Từ sự rực_rỡ ở trước mặt Ngài , ngang qua các mây mịt mịt của Ngài , Có phát ra mưa_đá và than hực lửa .
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Uczynił sobie z ciemności ukrycie, około siebie namiot swój z ciemnych wód, i z gęstych obłoków.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Udělal sobě z temností skrýši,vůkol sebe stánek svůj z temných vod a hustých oblaků.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Vom Glanz vor ihm trennten sich die Wolken mit Hagel und Blitzen.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Zo tmy si urobil skrýš, stán vôkol seba z vodného temna a z hustých oblakov vysokých.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.Εκ της λαμψεως της εμπροσθεν αυτου διηλθον τα νεφη αυτου, χαλαζα και ανθρακες πυρος.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.О святкането пред Него Преминаха през облаците Му Град и огнени въглища.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.מנגה נגדו עביו עברו ברד וגחלי אש׃
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.من الشعاع قدامه عبرت سحبه. برد وجمر نار.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.因 他 面 前 的 光 輝 、 他 的 厚 雲 行 過 . 便 有 冰 雹 火 炭
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.因 他 面前 的 光輝 、 他 的 厚雲行過 . 便有 冰雹 火炭
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.Az elõtte levõ fényességbõl Izzó szenek gerjedének.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.Dari kilat di hadapan-Nya, keluarlah awan, hujan es dan api
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.De la splendeur qui le précédait S`élançaient des charbons de feu.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.Din strălucirea care era înaintea Lui schinteiau cărbuni de foc.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.en de aarde gloeide op door Zijn glans.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.Fra Glansen foran ham for der Hagl og Ildgløder ud.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.Frem av glansen foran ham brente gloende kull.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.Hohteesta, joka kävi hänen edellänsä, hehkuivat palavat hiilet.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.그 앞에 있는 광채로 인하여 숯불이 피었도다
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.Od blesku oblíčeje jeho rozpálilo se uhlí řeřavé.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.Od blesku pred ním roznietilo sa uhlie ohňa.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.Od jasności oblicza jego rozpaliły się węgle ogniste.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.Od svita pred njim se je vnela žerjavica ognjena.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.Pelo resplendor da sua presença acenderam-se brasas de fogo.