Bu büyüyen, parıldayan ve kitabın devamında yol göstericiniz olan bir harita.This is a map that grows and glows and becomes your navigation for the rest of the book.
Balık masaya geldi, parlak, neredeyse parıldayan beyaz bir renk.It came to the table a bright, almost shimmering, white color.
Ve sonra bir parıldayan, çatı duydumAnd then in a twinkling I heard on the roof,
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.The ice of Antarctica glows with a light so dazzling, it blinds the unprotected eye.
Varlığının parıltısından Korlar savruluyordu.At the brightness before him, coals of fire were kindled.
Niçin yüreğin seni sürüklüyor, Gözlerin parıldıyor,Why does your heart carry you away? Why do your eyes flash,
Işıldayan güneşe, Parıldayarak hareket eden aya bakıp da,if I have seen the sun when it shined, or the moon moving in splendor,
Rüzgar geçip göğü temizlediğinde Gökte parıldayan ışığa kimse bakamaz.Now men don't see the light which is bright in the skies, but the wind passes, and clears them.
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Out of the north comes golden splendor. With God is awesome majesty.
Ok kılıfı, parıldayan mızrak ve pala Üzerinde takırdar atın.The quiver rattles against him, the flashing spear and the javelin.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.His sneezing flashes out light. His eyes are like the eyelids of the morning.
Varlığının parıltısından, Bulutlardan dolu ve korlar savruluyordu.At the brightness before him his thick clouds passed, hailstones and coals of fire.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.The princess inside is all glorious. Her clothing is interwoven with gold.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Out of Zion, the perfection of beauty, God shines forth.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Glorious are you, and excellent, more than mountains of game.
Düşmanlarını utanca bürüyeceğim, Ama onun başındaki taç parıldayacak.››I will clothe his enemies with shame, but on himself, his crown will be resplendent."
Güneş ve ay kararıyor, Yıldızların parıltısı görünmez oluyor.The sun and the moon are darkened, and the stars withdraw their shining.
Güneş gibi parıldıyor, Elleri ışık saçıyor. Gücünün gizi ellerinde.His splendor is like the sunrise. Rays shine from his hand, where his power is hidden.
Işığı parıl, parıldır. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir.God guides to His light whom He will.
Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.His lightning could snatch away their eyes.
Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.And he drew forth his hand, and lo, it looked white to the beholders.
Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz (parıl parıl) çıksın.Put your hand in the bosom of your shirt; it will come out white without any blemish.
Ve (orada) parıl parıl parlayan bir lamba yarattık.And placed a lamp therein brightly burning.
Yüzler var ki o gün parıl parıl,Many faces will that day be bright,
Yüzlerinde ni'metin sevinç ve parıltısını sezersin.On their faces you will see the glow of beatitude.
Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.And placed a lamp therein brightly burning.
Nimetin parıltılı-sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın.On their faces you will see the glow of beatitude.
Güneş'e ve onun parıltısına andolsun,I CALL TO witness the sun and his early morning splendour,
Onu (Güneş) parıldattığı zaman gündüze,The day when it reveals his radiance,
Parıldayıp-aydınlandığı zaman gündüze,And the day when it shines in all its glory,
Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!His lightning could snatch away their eyes.
Elini koltuğuna sokup çıkarınca bakanlar gördüler ki bembeyaz, parılparıl parlayan bir el.And he drew forth his hand, and behold, it looked white to those who beheld it.
Şimşeğinin parıltısıysa neredeyse gözleri alacak.His lightning could snatch away their eyes.
Elini koynundan çıkardı, derhal bakanlara parıl parıl parlayan bembeyaz bir el göründü.And he drew forth his hand, and lo, it looked white to the beholders.
Nice yüzler o gün parılparıl parlar.Many faces will that day be bright,
Parıl parıl parlıyan yıldız.It is the star that shines with a piercing brightness --
Onun şimşeğinin parıltısı, neredeyse gözleri alıp götürecek.His lightning could snatch away their eyes.
Yüzler vardır o gün parıltılı,How many faces will be refulgent on that Day,
Bir de parıl parıl parlayan kandil yerleştirdik.And placed a lamp therein brightly burning.
Gülen, müjdelerle parıldayan.Laughing and full of joy,
Yüzlerinde nimetin sevinç parıltısını izlersin.On their faces you will see the glow of beatitude.
Ve parıldadığı zaman gündüze,And the day when it shines in all its glory,
Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.How many faces will be refulgent on that Day,
O gün bir takım yüzler parıl parıl,Many faces will that day be bright,
Yüzler var ki, o gün parıl parıl,Many faces will that day be bright,
Güneş'e ve onun parıltısına,I CALL TO witness the sun and his early morning splendour,
Yüzlerinden nimetlerin sevinç ve parıltısını okursun.On their faces you will see the glow of beatitude.
Işığı parıl, parıldır.Light upon Light!
Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar.Their light will run before them and on their right hands; they will say: Our Lord!
Parıldayan suShimmering water
Güneş parıldamasıSun Glare
Güneş parıltısı:Glare of Sun:
Güneş çevresindeki parıltının yarıçapı.Radius of the glare around the Sun.
Aşağıya Doğru ParıldaGlitter Down
Sağa Doğru ParıldaGlitter Right
Sağ Aşağıya Doğru ParıldaGlitter Right-Down
Plazma aktüatörünün deşarj etme parıltısıGlow of plasma actuator discharges
Düşük seviyeler bir parıldama sayacı kullanılarak sayı/dakika şeklinde rapor edilebilir.Low levels may be reported in counts per minute using a scintillation counter.
Paril Eyer ile daha kuzeydeki Pirin sıradağından ayrılır.It is separated from the Pirin mountain range further north by the Paril Saddle.
Bir parıltı deşarjı elektrik akımının bir gazdan geçmesiyle oluşan bir plazmadır.A glow discharge is a plasma formed by the passage of electric current through a gas.