parçaların ile cümle

parçaların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Daha sonra seyircilere istek parçalarını sordu ve kendisine eşlik etmelerini istedi.Następnie zapytał każdego z uczestników wyprawy o to, czy nadal chce popłynąć wraz z nim.
2. CD'deki parçaların tümünün prodüktörlüğünü Fredrik Nordström yapmıştır.Produkcją materiału zajął się Fredrik Nordström.
Gaga ve Beyoncé, tasarımcılar Frank Fernández ve Oscar Olima'nın "berbat edilmiş kot parçalarını" giydiler.Gaga i Knowles mają na sobie stroje projektu Franka Fernándeza i Oscara Olima.
En sevdiği grupların parçalarını gitarda çalabiliyor.Posiada ruchomy stelaż na swoje ulubione gitary.
Bu dönemde kendi parçalarını yazmaya başladı.Właśnie wtedy zaczęli pisać własne teksty.
Albüm parçalarının bazı bölümleri Music for Supermarkets te yapılmış olan öğelerini barındırır.Wykorzystano na nim część utworów z Music for Supermarkets.
Sagawa iki gün boyunca çeşitli vücut parçalarını yemiş ve diğer parçaları buzdolabında saklamıştır.Ciało zjadał kawałek po kawałku przez następne miesiące, trzymając fragmenty w zamrażalniku.
Columbia mekiği ise 2003 yılının Şubat ayında atmosfere tekrar girişi sırasında parçalarına ayrılmıştır.Prom Columbia rozpadł się w czasie powrotu z orbity w lutym 2003.
Albümdeki genel olarak bütün parçaların prodüktörlüğü Mannie Fresh'e aittir.Wszystkie utwory na płycie zostały wyprodukowane przez producenta, a zarazem rapera Mannie Fresha.
Tüm parçaların prodüktörü: Disclosure.Informacja wytwórcy: .
Bütün albümdeki parçaların yazılmasında Enrique yardım etmiştir.W tworzeniu materiału na nowy album pomagał jej Karamazov.
Ferré’nin parçalarında anarşizm en temel unsur olarak yer alır.U pacjentów z borderline złość jest afektem dominującym.
Buna ek olarak doğal oşinografik fenomen su sütunu parçalarında deoksijenasyona neden olabilir.Pewną rolę może odgrywać też pole promieniowania z dysku.
Çar Samuil, bu bir zamanlar yenilmez ordusunun kırık parçalarını görünce şok geçirerek öldü.Car Samuel zmarł doznając szoku wywołanego widokiem powracających wojsk.
Parçaların düzenlemeleri ise orkestrayı da yöneten John Lanchberry'ye aittir.Film podobnie jak pierwsza część, został wyreżyserowany przez Johna Landisa.
Özellikle yaklaşık 12 dakikalık "The End" grubun en sarsıcı parçalarından biri olarak kabul edilmektedir.Na płycie znajduje się najdłuższy w historii zespołu utwór, trwający 12 minut "Elements".
Artık su ve buz parçalarına dönüşüp değişik formlarda hayatını sürdürebilmektedir.Jego zdolnością jest przemienianie wody i innych cieczy w lód oraz nadawanie im kształtu.
Diğer parçaların besteleri Nergal'e aittir.Några minoritetsgrupper hör till negritos.
XPath XSLT'nin önemli parçalarındandır.XPath används även som en del i XSLT.
Ancak bu parçaların büyük bir kısmı meteorik demirden üretilmiştir.En skillnad är dock att objekten här till stor del består av is.
Parçaların çoğu New York'taki Nightingales Jazz Club'da canlı kaydedildi.Delar av intervjun visades senare i det amerikanska programmet Nightline.
Karakterinin ana parçalarını da burada ekledi.Avsnittet skulle introducera huvudkaraktärerna.
Müze, aralarında Picasso'nun yakınlarına ait parçaların da bulunduğu 574 yapıtla açılmıştır.Museet har, tillsammans med egna inköp, ungefär 225 verk av Picasso.
David Guetta'nın "Titanium" ve Flo Rida'nın "Wild Ones" adlı parçalarına eşlik etti.Hon sjunger i David Guettas hitlåtar "Titanium", "She Wolf (Falling to Pieces)" och "Wild Ones" med Flo Rida.
1997'de, Von'u (Umut), 1998'de de albümdeki parçaların remixlerini barındıran Von brigði çıkardılar.1997 släppte de skivan Von (Hopp) och 1998 en remixsamling kallad Von brigði.
2014 yılının en çok dinlenen parçalarından oldu.En av de mest starkaste källorna som användes är 2014.
Sagawa iki gün boyunca çeşitli vücut parçalarını yemiş ve diğer parçaları buzdolabında saklamıştır.Протягом двох днів Саґава поїдав різні частини її тіла.
2012'de "Little Buddha 5", "Fringe", "Siddharta Dubai" ve "Céiron" parçalarını yayımladı.У 2012 році з'явились композиції «Little Buddha 5», «Fringe», «Siddharta Dubai» і «Céiron».
Kitabın kayıp parçalarını birleştirmeye çalışmışlar fakat başarılı olamamışlardır.Було отримано кілька спроб розшифровки листи, але вони не були успішними.
Parçaların her iki serisi de C. Muller, "Fragmenta Historicorum Graecorum", vol.Вони зібрані у виданні К. Müller, «Fragmenta Historicorum Graecorum» (т. I и IV).
Başka bir temel ilke, bütünün parçaların toplamından daha büyük olmasıdır.На його думку, досконала енциклопедія повинна бути чимось більшим, ніж сума її складових частин.
Bu dönemde kendi parçalarını yazmaya başladı.Водночас почала писати власні п'єси.
Üç parçadan oluşmaktadır ve bu parçaların biri sırt diğer ikisi ön parçalardır.Напис складається з двох частин, друга її частина збереглася тільки частково.
Bütün parçaların toplamından daha büyük bir etki yaratır (Sinerji).Здебільшого група виникає як множина всіх перетворень (симетрій) деякої структури.
Küpü kolayca parçalarına ayırmak mümkündür.Їх можна легко роз'єднати на сполучні частини.
Bu anlayış Aristo’nun “bütün parçaların toplamından daha fazladır” sözü ile özetlenebilir.Він процитував слова з «Метафізики» Аристотеля «ціле більше, ніж сума його частин».
Dağılan parçaların ancak %1'i toplanabildi.Суперників розділив лише один відсоток.
Kalan işlevsiz parçaların fagositoz edilmesini sağlar.Залишки недобудованих споруд збереглися.
Önceki albümleri "Schrei" ve "Zimmer 483"'daki parçaların İngilizce sürümlerini içermektedir.Він містить англомовні версії пісень з попередніх альбомів, зокрема Schrei та Zimmer 483.
Sagawa iki gün boyunca çeşitli vücut parçalarını yemiş ve diğer parçaları buzdolabında saklamıştır.Po dva dny Sagawa konzumoval rozličné části těla.
Çoğunlukla diğer kuşların şarkılarının kısa parçalarını taklit eder.Mnohdy napodobuje i zpěv jiných ptáků.
Bu parçalanmanın görünür parçalarını bulabilmek amacıyla Blackett bir bulut odası kullanmak istedi.Blacketta a k pozorování používal mlžnou komoru.
Çöven suyu süzülerek parçalarından arındırılır ve soğumaya bırakılır.Tekutý tuk se zcedí od zbylých kousků (škvarků) a nechá se vychladnout.
Yeremya kitabına ait parçaların bir kısmı Kumran'da dördüncü mağaradaki Ölü Deniz parşömenleri'nde bulundu.To odkazuje na skutečnost, že byly v Kumránu nalezeny svitky od Mrtvého moře.
Uzun süre dayanabilen bu plastik parçaların çoğu deniz kuşları ve hayvanlarının midesine girer.Mnohé z předmětů skončí v žaludku mořských ptáků a zvířat.
Çünkü bilgisayar sisteminin tüm parçalarını MS-DOS kontrol eder.Napadá počítače s operačním systémem MS-DOS.
Beyni parçalarına ayırarak beyin loblarını ve kıvrımlarını incelemişlerdir.Rozřezal jim srdce a studoval srdeční chlopně.
Başka bir temel ilke, bütünün parçaların toplamından daha büyük olmasıdır.Njája vychází z předpokladu, že celek je více, než souhrn jeho složek.
Sabit parçaların her biri 50 ton ağırlığındaydı.Každý kotel vážil (bez vody) 50 tun.
Ayrıca, parçaların atrac3 formatına çevirilmesini de sağlar.Zároveň se umí transformovat do 3 po sobě jdoucích bojových forem.
Bu şarapnel parçalarının kalbine gitmesini engeller.Cožpak nepoznám ten tlukot jejího srdce?
Gaga ve Beyoncé, tasarımcılar Frank Fernández ve Oscar Olima'nın "berbat edilmiş kot parçalarını" giydiler.Gaga și Beyoncé au purtat „bucăți distorsionate de blug”, proiectate de Frank Fernández și Oscar Olima.
İsis kardeşinin parçalarını kurtardı.Tatăl sǎu a luat partea fraților săi.
Söz konusu elmasın parçalarının bir bölümü İngiliz Kraliyet ailesine ait mücevherlerde kullanılmıştır.A fost tăiat în mai multe pietre încorporate în coroana regală britanică.
Albümdeki parçaların klipleri daha albüm çıkmadan önce yayınlandı.Părți din videoclip au fost editate înainte de lansarea propriu-zisă a acestuia.
Seramik içeren topların parçalanması makina parçalarına zarar verebilir.Folosirea unor piese ”pe moarte” pot avaria grav motorul mașinii.
Önceki albümleri "Schrei" ve "Zimmer 483"'daki parçaların İngilizce sürümlerini içermektedir.Időközben kiadták angol nyelvű albumukat, a Room 483/Scream lemezt.
Başka bir temel ilke, bütünün parçaların toplamından daha büyük olmasıdır.Híres mottójuk: Az egész több, mint a részek összege.
Kate, Sawyer'ın elinden silahı alır ve Sayid'in tarifiyle parçalarına ayırır.Kihasználva a helyzetet, Kate elveszi Sawyertől a fegyvert, és Sayid utasításai szerint szétszedi.
Daha sonra parçaların stüdyo kayıtları yapılmaktadır.Aztán a stúdiófelvételeket elkészítik.

İlgili Sayfalar