parçaların ile cümle
parçaların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Seramik içeren topların parçalanması makina parçalarına zarar verebilir.Kavitacija lahko povzroči poškodbe strojnih delov.
Yapboz parçalarının genel bir şekli yoktur.Večina oblik nima splošne rešitve.
Sinaptik güçlendirme, parçaların kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya nakledilme işlemidir.Imunski spomin delimo na pasivni kratkotrajni in aktivni dolgotrajni spomin.
Parçaların çoğu kaybolmuş, pek azı elimizde kalmıştır.Pogorja so v večini poraščena in manj poseljena.
Aort oksijenlenmiş kanı tüm vücut parçalarına sistemik dolaşımla ulaştırır.Aorta prek sistemskega krvnega obtoka oskrbuje vse telo z oksigenirano krvjo.
Et parçalarını yassı bir kaba koyun.Obrežite si meso svojih prednjih kožic!
Çar Samuil, bu bir zamanlar yenilmez ordusunun kırık parçalarını görünce şok geçirerek öldü.Kai caras Samuilas pamatė savo kadaise puikios armijos likučius mirė nuo šoko.
Karakterinin ana parçalarını da burada ekledi.Čia pateikiami pagrindiniai jų bruožai.
Daha uzaktaki parçaların, onları daha az kıracaktır.Ilgesnio ilgio bangos išskaidomos mažiau.
1997'de, Von'u (Umut), 1998'de de albümdeki parçaların remixlerini barındıran Von brigði çıkardılar.1997 m. išleistas albumas "Von" ("Viltis"), o 1998 m. šio albumo remiksų kolekcija "Von brigði".
Naziler, düşen uçağın tüm parçalarını Litvanyalılara iade etmedi.Naciai lietuviams negrąžino visų sudužusio lėktuvo dalių.
Toplam sapmanın parçalarının karşılaştırılması için F-testi uygulanır.Koguhajuvuse hindamiseks kasutatakse dispersioonanalüüsis F-testi.
Çoğunlukla diğer kuşların şarkılarının kısa parçalarını taklit eder.Laulus matkivad nad osavalt teiste lindude hääli.
Dijital-analog çevrim katı, CD çaların en önemli parçalarından biridir.Digitaalne filtreerimine on DSP üks kõige tähtsamaid osi.
Sabit parçaların her biri 50 ton ağırlığındaydı.Iga moodul kaalus 85 tonni.
Çöven suyu süzülerek parçalarından arındırılır ve soğumaya bırakılır.Juur pestakse külma veega ja tükeldatakse.
Başka bir temel ilke, bütünün parçaların toplamından daha büyük olmasıdır.2) Võib ka olla, et organismil kui tervikul on suurem väärtus kui osade väärtuste summa.
Kalan işlevsiz parçaların fagositoz edilmesini sağlar.Mahajääv ahel sünteesitakse fragmentide kaupa.
Parçaların ardından birkaç ceset çıkarılmıştır.Hilisemast palju üksikuid fragmente.
Çiçek parçalarının sayısı çok değişiktir.Koostisosade osakaal on väga varieeruv.
1. oyuncunun parçalarının rengi:Color de la pieza del jugador 1:
1. oyuncunun parçalarının rengi:Colore pezzi del giocatore 1:
1. oyuncunun parçalarının rengi:Cor da peça do jogador 1:
1. oyuncunun parçalarının rengi:Couleur des pièces du joueur 1 & #160;:
1. oyuncunun parçalarının rengi:Farbe für den ersten Spieler:
1. oyuncunun parçalarının rengi:Färg på första spelarens pjäser:
1. oyuncunun parçalarının rengi:Χρώμα κομματιού παίκτη 1:
1. oyuncunun parçalarının rengi:Колір поля гравця 1:
1. oyuncunun parçalarının rengi:اللاعب s s اللّون:
1. oyuncunun parçalarının rengi:プレイヤー 1 のピースの色:
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.Aaron Koblin: và chúng tôi lấy những mảnh riêng lẻ này và cho và tờ yêu cầu của Người Thổ Nhĩ Kỳ Máy Móc
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.Dan kami ambil semua bagian-bagiannya dan mengajukannya ke Turk.
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.E abbiamo preso tutti questi pezzettini, e li abbiamo inseriti nel Turco.
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.E nós pegámos em todas estas peças individuais, e colocámo-las em outro Turk.
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.Majd fogtuk ezeket a különálló darabokat, és betápláltuk a Törökbe.
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.Pak jsem vzali všechny tyto jednotlivé kousky a zadali jsme je jako vstup do dalšího Turka.
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.Взехме всички тези индивидуални парчета и захранихме с тях ново запитване към Турчина.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Africa, India, Antarctica, Australia -- e dovete iniziare a mettere alcuni pezzi insieme.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Africa, India, Antarctica, Australia - şi să pui cap la cap aceste piese.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.África, India, Antártica y Australia -- y comenzar a poner juntas algunas de estas piezas.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Afrika, India, Antarctica, Australië - en beginnen met het samenstellen van deze stukken.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Afrika, Indien, Antarktisk, Australien -- og begynd at sætte nogle af brikkerne sammen.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Afrika, Indien, die Antarktis, Australien - und beginnen, diese Stücke zusammenzufügen.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Afrikkaan, Intiaan, Etelämantereelle, Australiaan-- ja alkaa kokoamaan joitain näistä paloista.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Африка, Индия, Антарктида, Австралия — и начать склеивать эти кусочки.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Африка, Индия, Антарктика, Австралия - и да започнете да събирате някои от тези парченца.
Aldatma. Hayatın temel parçalarından biri.El engaño es una parte fundamental de la vida.
Aldatma. Hayatın temel parçalarından biri.속임수. 그건 삶의 기본적인 한 부분입니다.
Aldatma. Hayatın temel parçalarından biri.Täuschung ist ein wesentlicher Bestandteil des Lebens.
Aldatma. Hayatın temel parçalarından biri.הונאה, הטעיה. זהו חלק בלתי נפרד מהחיים.
Aldatma. Hayatın temel parçalarından biri.الخداع، إنه جزء أساسي من الحياة.
Ama bu parçaların en iyi tarafı şudur ki biz bunları bir oyuncak mağazasından satın aldık.Aber das Beste an den Bestandteilen ist, dass wir sie im Spielwarenladen gekauft haben.
Ama bu parçaların en iyi tarafı şudur ki biz bunları bir oyuncak mağazasından satın aldık.A legjobb dolog ezekkel az alkatrészekkel kapcsolatban, hogy egy játéküzletben vásároltuk őket.
Ama bu parçaların en iyi tarafı şudur ki biz bunları bir oyuncak mağazasından satın aldık.Ale najistotniejsze jest to, że te części kupiliśmy w sklepie z zabawkami.
Ama bu parçaların en iyi tarafı şudur ki biz bunları bir oyuncak mağazasından satın aldık.Dar partea cea mai bună, am cumpărat componentele de la un magazin de jucării.
Ama bu parçaların en iyi tarafı şudur ki biz bunları bir oyuncak mağazasından satın aldık.Det bedste del ved disse komponenter er at vi købte dem i en legetøjsbutik.
Ama bu parçaların en iyi tarafı şudur ki biz bunları bir oyuncak mağazasından satın aldık.Het mooiste is dat we deze onderdelen in een speelgoedzaak kochten.
Ama bu parçaların en iyi tarafı şudur ki biz bunları bir oyuncak mağazasından satın aldık.하지만 이들 부품이 정말 뛰어난 까닭은 우리가 그걸 장난감 가게에서 샀다는 거죠.
Ama bu parçaların en iyi tarafı şudur ki biz bunları bir oyuncak mağazasından satın aldık.Mais le plus beau, c'est que ces composants, nous les avons achetés dans un magasin de jouets.
Ama bu parçaların en iyi tarafı şudur ki biz bunları bir oyuncak mağazasından satın aldık.Ma la cosa migliore di queste componenti è che li abbiamo comprati in un negozio di giocattoli.