parçala ile cümle

parçala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Geçmiş zamanlarda bu parçalar toplanır, kurutulur ve ısınmak için kullanılırdı.Dette ble brukt både til matlaging og oppvarming.
Hizmetler (parçalar, iadeler, atıklar).Bestikk (Kniver, gafler, skjeer).
Örneğin, bir kaya bazı parçalarını kaybedebilir.I alle fall noen av artene kan vandre en del.
Musa'nın yapmış olduğu Nehuştan adındaki tunç yılanı da parçaladı.Kobberslangen som Moses hadde laget, knuste han.
Macaristan 4 Haziran 1920 tarihinde Trianon Antlaşması'nı izmalayarak ülkenin parçalandığını kabul etti.Landvernet ble oppløst i pakt med Trianontraktaten den 4. juni 1920.
Müzede sanat, zanaat ve tarih alanındaki parçalar sergilenir.Museet konsentrerer seg om kunst, håndverk og historie.
Alyuvarların dalakta yıkımı sırasında hemoglobin moleküllerinin parçalanmasıyla oluşur.Hvordan driver solutbrudd variasjoner i heliosfæren?
Bu dönemde Lan Xang krallığı parçalandı.Etter dette var Qing-keiserdømmets dager talte.
Ses parçalanamayan en küçük gramer birliğidir.Setningen er den minste grammatiske enhet.
İçinde bulundukları gemi maalesef bir fırtınaya yakalanır ve parçalanır.På vei dit kjører skipet inn i en storm og blir skadet.
Kınacı'nın ağabeyi: "Bombayı patlatan kardeşimse, parçalansın, zerresi kalmasın.«Forteller du sannheten, min fosterfar?», utbrøt Leiv.
Genellikle bir bazın parçalanması sonucu ortaya çıkar.Som regel med konkurs som resultat.
Günümüze sadece şiirlerinin bazı parçaları ulaşmıştır.I dag finnes kun deler av boken.
Düştüğü yerde parçalanır.Dette i tilfelle de skulle bli senket.
1990'larda bu çalışmalarına geri döndü ve eksik parçaları tamamladı.Han døde i 1990 og fikk ikke fullført dette arbeidet.
Yugoslavya'nın parçalanmasından sonra, Yugoslavya FC, Karadağ ve Sırbistan olarak ayrılmıştır.Etter oppløsningen av Jugoslavia har de deltatt som en del av Serbia og Montenegro og Serbia.
Dağılan parçaların ancak %1'i toplanabildi.A)Andre kilder oppgir 1 %.
Dağlar derin akarsu vadileriyle parçalanmıştır.Fjellene er kraftig erodert med dype daler.
Yalnız koleksiyonun bazı önemli parçaları hala Rusya'dadır.Sejumlah bagian koleksi masih ada di Rusia.
Bu işleme parçalandırma (fragmentation) denmektedir.Proses ini disebut sebagai Fragmentation (fragmentasi).
Birçok Amerikan uzay mekiği bu parçalardan herhangi birinden fırlatılmaktadır.Kebanyakan pesawat luar angkasa Amerika Serikat diluncurkan dari salah satu tempat ini.
Çocuğun dişleri ve kemik parçaları evin bacasında bulunur.Gigi dan tulang anak laki-laki itu ditemukan di cerobong asap rumah.
Hala BS-3 ait parçalar Rus Ordu tophanelerinde bulunabilmektedir.Sejumlah BS-3 masih disimpan dalam persenjataan Angkatan Darat Federasi Rusia.
Kızgın kalabalıklar Tahran'da dükkânları kırdı, camları parçaladı.Massa yang marah di Tehran menyerbu toko-toko, merobek tanda-tanda dan memecahkan jendela-jendela.
Ancak bakmadığı bir sırada kardeşleri balık için kavga eder ve onu parçalar.Sedangkan ia tidak melihat saudaranya bertarung dengan ikan dan mencincangnya.
Firma en hızlı bataryalı radyo kontrollü arabalar için parçalar üretmektedir.Perusahaan ini membuat suku cadang untuk mobil yang dikendalikan radio bertenaga baterai tercepat .
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Masyarakat mesir percaya bahwa setiap manusia terdiri dari bagian fisik dan spiritual.
Phoenix Mars Lander ise 31 Temmuz 2008’de Mars toprağındaki su buzlarından örnek parçalar almayı başarmıştır.Wahana Phoenix secara langsung mengambil sampel es air di Mars pada 31 Juli 2008.
Kullanıcılar, Google Play'in müzik mağazası bölümünden kitaplıkları için ek parçalar satın alabilirler.Pengguna dapat membeli trek individu melalui bagian bursa musik dari Google Play.
Vücudu parçalandı ve Tiber nehri'ne atıldı.Jenazah ini kemudian digali kembali dan dilemparkan ke sungai Tiber.
16 gün sonra Yer atmosferine girerek parçalandı.)Columbia meledak 16 hari kemudian pada saat akan memasuki atmosfer bumi.
Parçalarını dokuz diyarı şekillendirmek için kullanırlar.Digunakan untuk melambangkan sembilan benda.
Bugün geriye kalan parçaları Paris Bibliothèque Nationale'de bulunmaktadır.Kini buku tersebut masih tersimpan di Bibliotheque Nationale di Paris.
RC4WD radio kontrollü model parçaları, araçları ve ekipmanları üreten ve satan bir firmadır.RC4WD merupakan produsen dan penjual suku cadang model radio kontrol , kendaraan dan peralatan lainnya.
Sabit parçaların her biri 50 ton ağırlığındaydı.Setiap bongkah batu tersebut memiliki berat sekitar 25 ton.
Roma İmparatorluğu daha sonra Batı Asya parçalarını ele geçirdi.Kekaisaran Romawi kelak menguasai sebagian Asia Barat.
Bu sefer Heavy Metal parçalarla dönüş yaptılar.Kali ini, mereka membawa alat-alat berat yang tepat.
Birçok kilise, geleneklere göre Gerçek Haç'ın olduğu iddia edilen parçalarına sahiptir.Banyak gereja yang menyimpan sisa-sisa yang diyakini sebagai sisa Salib Sejati.
Avusturya ise ikinci parçalanmaya katılmadı.Catatan 1: Australia saat itu belum merdeka.
Steno parçalara ayırdığı kadavrayı dikkatle inceleyerek buna dair elde ettiği bulguları 1667 yılında yayınlar.Steno membelah kepalanya dan empublikasikan penemuannya pada tahun 1667.
1986 - Uzay mekiği Challenger, fırlatılışından 73 saniye sonra parçalandı: yedi astronot öldü.1986 - Pesawat ulang-alik Challenger meledak sesaat setelah lepas landas dan menewaskan 7 orang di dalamnya.
Albüm şu parçalardan oluşmaktaydı : Here We Come Push Push Oh Baby!Episode ini juga menampilkan beberapa lagu diantaranya: "We Got the Beat" "Big Spender" "Ding-Dong!
Albümdeki Parçalar: Al-Mu'allim Who is the Loved One?(Siapa yang Paling Cinta Heart?) 45.
Somewhere I Belong, Breaking The Habit, Faint, From The Inside ve Numb parçalarına klip çekilmiştir.Singelnya adalah Somewhere I Belong, Faint, Numb, From the Inside, Lying from You, dan Breaking the Habit.
Ayrıca uygulanan yeri parçalamaya yarar.Tempat tersebut juga dipakai untuk selancar.
Tüm parçalar Brian Molko, Stefan Olsdal ve Steve Forrest tarafından yazılmıştır.Band ini sekarang beranggotakan tiga orang, yaitu Brian Molko, Stefan Olsdal dan Steve Forrest.
Çoğu organizma pürinleri sentezlemek ve parçalamak için metabolik yollara sahiptir.Banyak organisme memilik cara metabolik untuk mensintesis dan memecah purina.
1000 pikap ve Bongo şasi ortak ön süspansiyon ve fren parçaları ile farklıdır.The 1000 Penjemputan dan chassis Bongo berbeda, dengan umum suspensi dan rem komponen depan.
Parçalandığı zaman erimiştir ve eridikten sonra bütün parçaları birleşmiştir.Sesudah ia menyeberangkan mereka, ia menyeberangkan juga segala miliknya.
Ekosistemin önemli parçalarıdır.Mereka membentuk suatu bagian penting dalam ekosistem planet.
Çar Samuil, bu bir zamanlar yenilmez ordusunun kırık parçalarını görünce şok geçirerek öldü.Ketika Tsar Samuil menyaksikan nasib tentaranya, ia meninggal akibat syok.
Dağların ve vadilerin Maui'nin kardeşlerinin balığı parçaladığı sırada oluştuğu söylenir.Pegunungan dan lembah dikatakan terbentuk sebagai akibat dari tetakan saudara Maui terhadap ikan itu.
Metal parçalar ayrıca elektrik hatlarında kısa devreye de neden olabilir.Bagian logam juga dapat memotong kabel listrik.
Aynı gün, parçalar için birer video klip de yayınlandı.Pada hari yang sama, sebuah video lirik dirilis pula.
Elektroforez yoluyla globulinler alfa, beta ve gamma parçalarına ayrılabilirler.Peluruhan dapat terjadi dengan memancarkan sinar alfa, beta, dan gamma.
3 gün sonra Yer atmosferine girerek parçalandı).Itu kembali memasuki atmosfer bumi dua hari kemudian.
Kreutz grubu gibi birçok kuyruklu yıldız grubu tek bir ana kuyruklu yıldızın parçalanmasıyla oluşmuştur.Banyak kelompok komet, seperti Kreutz Sungrazers, terbentuk dari pecahan sebuah induk tunggal.
Yalnız köy çevresinde bazı mimari parçalar varsa da bunlar yeterli bir bilgi vermekten çok uzaktır.Meskipun terhitung terletak di pelosok Kabupaten, desa ini memiliki angka pendidikan yang cukup baik.
Genelde el yapımı olan ilmek delikli, askı kulplu parçalar da vardır.Untuk bersantap biasanya ada sepotong ikan asap.
Geleneksel yapılara uyan parçaları da vardır.Banyak gagasan lain yang dikemukakan para narasumber tradisional.
İlgili Sayfalar