parçala ile cümle

parçala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu resim aslında zaman içinde parçalara ayrılmış bir triptik'in parçasıdır.Det billede, der kendes i vore dage, er en del af et triptykon, som blev delt i flere dele.
Parçalardan üçü de Glee: The Music, Volume 1 albümünde yer aldı.Tre af numrene er også med på albummet Glee: The Music, Volume 1.
Bütün parçalar dijital olarak yenilendi.Alle sange er blevet digitalt remastered.
Parçaların çoğu kaybolmuş, pek azı elimizde kalmıştır.Mange af dem er forsvundet, eller også er der stort set intet tilbage.
Bu CD'deki parçalar, grubun eski vokalisti Johan Liiva ile kaydedilmiştir.Disse sange er med bandets tidligere forsanger Johan Liiva.
Bazı parçaları İbranice'ye çevrilmiştir.Serien blev synkroniseret i hebraisk.
Parçalar her daim şovun genel seyrinin dışında meydana gelmektedir.De finder altid sted uden for showets sædvanlige handlingsrammer.
Sonra küçük parçalara ayrılır (didilir).Den har desuden en lille forgrening (smutvej) til Seinen.
Şarkıcı Elvis Presley'den parçalar seslendirdiler.Alle sangene blev sunget af Elvis Presley.
Albümdeki parçalar, aksi belirtilmediği sürece Lennon/McCartney ikilisine aittir.Alle sangene er McCartney/Lennon-kompositioner med mindre andet er angivet.
Yayılabilen peynir yumuşak parçalanabilir veya işlenmiş peynir ürünüdür.Det er en mild, let syrlig ost, der fremstilles af komælk.
Bu taşlar dinamit ile parçalara ayrılır.Statuerne blev derfor sprængt i stykker med dynamit.
RC4WD radio kontrollü model parçaları, araçları ve ekipmanları üreten ve satan bir firmadır.RC4WD er en producent af radiostyrede reservedele, køretøjer og udstyr.
Bu mekanizma diğer parçaların girebileceği ve hareket edebileceği temeli oluşturur.Denne danner en struktur, som de øvrige stykker passer ind i og roterer omkring.
2-3 saat sonra iyice pişen kuzu, sırıktan çıkarılarak parçalanır ve servis edilir.Efter 2-3 timers kogning er saften renset og omdannes til sukker.
Pişmiş toprak figürin parçaları insan ve hayvan betimlemeleridir.De mangefarvede kalkmalerier består af mennesker og dyrefigurer.
Sue oradan uzaklaştıktan sonra mezar taşı aniden parçalanır.Efter at have nået fortovet kollapsede Stone pludselig.
Ceviz büyüklüğünde parçalar kopartılarak beze haline getirilir.Nålene lugter af Skarntyde (eller Kørvel), når man knuser dem.
Fakat bazı parçaları hala mevcuttur.Nogle af dem eksisterer endnu.
İlk demo parçalarının kayıtlarını tekrar yaptılar.De indspillede deres første demo QED.
Et ve sebzeler eşit parçalar halinde koyulmalıdır, böylece hepsi aynı derecede ısınır.Sørg for at sværene er jævnt fordelt, så alle får samme varme.
Hece ile yazdığı parçalar nazım tekniği itibarı ile güzeldir.Senecas skrifter er meget velskrevne med stor sans for elegante stilistiske virkemidler.
Çiçek parçalarının sayısı çok değişiktir.Antallet af blomster varierer.
Kozmik, mistik parçalar ve büyü ile ilgili dualar vardır.Eliksirer handler om at blande miksturer med magiske egenskaber.
Bu topraklardan vazgeçmek, devleti küçültmek ile değil, devletin parçalanması ile eşanlamlıydı.Ganske vist belejrede de ikke byen, men ødelagte landet.
Gandalf orada Saruman ile yüzleşmiş ve Saruman'ın asasını parçalamıştır.Han havde sammen med Gandalf en diskussion med Saruman, som endte med at Gandalf knækkede Sarumans stav.
Öyle bir fırtına koptu ki, gemi neredeyse parçalanacaktı.Lidt senere kom der et uvejr, som ødelagde skibet.
1914'te gemi göreve başladı ve 1921'de hurdaya çıkarılmak üzere parçalandı.Udgik af flådelisten i 1919 og blev ophugget i 1921.
Başka bir temel ilke, bütünün parçaların toplamından daha büyük olmasıdır.Holisme siger bl.a., at helheden er mere end summen af delene.
Parçalanmış ceset ertesi gün bulundu.Liget blev fundet den efterfølgende morgen.
Eserin diğer parçaları Yeryüzü Cenneti, Der Abstieg der Verdammten in die Hölle ve Cehennem adlı eserlerdir.Bibelen skelner nøje mellem dødsriget og den evig fortabelse som kaldes helvedet eller Gehenna.
Bu noktada parçaladığı yumurtanın yin kökenli kısmı arzı, yang kökenli kısmı ise göğü oluşturur.Grundformen i kirken er æggeformet, med den spidse del af ægget vendende mod øst.
41) “Parçalanan Sinfonietta”, çeşitli çalgılardan oluşan orkestra için.Orkesterværk er en overordnet betegnelse for en komposition af et musikstykke for et orkester.
Bu albümde "Sevgiliye" ve "Çeşminaz" parçalarına klip çekildi.Her offentliggjorde hun titlen på albummet: Sweetener.
Elde edilmesi ticari olarak mümkün olan parçalardan oluşmuştur.Overtagelsen blev til dels begrundet med kommercielle hensyn.
Böylece, o zamana kadar dört ligin bulunduğu 104 yaşındaki Football League parçalanmış oldu.Dette betød at den 104-årige Football League, som hadde operert med fire divisjoner, ble oppløst.
Mengele’nin deneylerinden kurtulanlar neredeyse her zaman öldürüldü ya da parçalara ayrıldı.Nesten alle som overlevde Mengeles eksperimenter, ble myrdet.
Ekosistemin önemli parçalarıdır.De spiller en viktig rolle i økosystemet.
Modüler Origami belli sayıda benzer parçaları bir araya koyarak, bütün bir model yapılmasıdır.Modulær origami består av å sette et antall like brikker sammen til en ferdig modell.
Grup ağırlıklı olarak Wishbone Ash parçaları yorumluyordu.Sammen grunnla de Wishbone Ash.
Bu İngiliz sahilleri boyunca korkuya ve parçalanmaya sebep oluyordu.Det førte til frykt og forstyrrelse hos den engelske kystbefolkningen.
Nükleonlar, atom çekirdeğinin parçalarıdır ve 1960'lara kadar bunların temel parçacıklar olduğu düşünülüyordu.Atomkjernen er bygget opp av disse, og frem til 1960-tallet trodde man at de var elementære.
Ancak 1984 yılında plastik parçalar kaporta ile aynı renge çevrildi ve yuvarlak stop lambaları kullanıldı.I 1984 fikk plasten samme farge som karosseriet, og baklyktene ble runde.
"Türkiye parçalanıyor".«Nord-Korea våkner».
Burada televizyon olmadan büyümüştür ve babasının klasik müzik koleksiyonundan parçalar dinlemiştir.Han så ikke på TV som liten, og brukte mye av tiden til å høre på farens klassiske platesamling.
Almanlar parçalandı.Tatt av tyskerne.
Albümün çıkış parçaları "Estoy Aqui" ve "‎¿Dónde Estás Corazón?" dur.«Tease Me Please Me» «Is There Anybody There?»
Çiçek parçalarının sayısı çok değişiktir.Blomsterbygningen varierer mye.
Karakterinin ana parçalarını da burada ekledi.Han skal også ha bygget de eldste delene av denne.
Kreutz grubu gibi birçok kuyruklu yıldız grubu tek bir ana kuyruklu yıldızın parçalanmasıyla oluşmuştur.Mange grupper av kometer som Kreutz-gruppen har blitt dannet ved at et større objekt har brutt sammen.
Bu ressamların eserleri koleksiyonun önemli parçalarıydı.Lastmans kostbare malerier ble viktige samlerobjekter.
Bütün parçaları Nick Drake yazmış ve icra etmiştir.Alle sangene er fremført og skrevet av Nick Drake.
Dünya'yla çarpışsaydı muhtemelen zararsızca atmosferde parçalara ayrılacaktı.Hadde objektet truffet jorden ville den sannsynligvis ha detonert høyt oppe i jordens atmosfære.
32 Çeşitli enstrümanlar ve piyano için parçalar, op.31 Fuglefløytvariasjoner for piano, op.
Bugün geriye kalan parçaları Paris Bibliothèque Nationale'de bulunmaktadır.Av disse er fortsatt 17 i behold i Biblioteque Nationale i Paris.
Montaj için çeşitli kelepçeler ve parçalarStykkgodslasten og diverse utstyr berget.
Daha sonra ceviz, kızarmış badem parçaları ile değiştirildi.Senere ble dekket byttet ut med rødgrus.
Atom bombasının parçalarının nakliye görevi Portland sınıf Ağır Kruvazör "USS Indianapolis (CA-35)" üstlendi.USS «Indianapolis» (CA-35) var en tung krysser av Portland-klassen, tilhørende US Navy.
Diğer yandan Roma Dönemi çanak çömlek parçaları da ele geçmiştir.Imidlertid er behandling av rom preget av de samme elementer.
2007'de, parçalanmış piroklastik bulunan 10 km'den büyük bir alanda çalışmalar yapılmıştır.I 1910 var der for eksempel 5 km med spor i gruva.
İlgili Sayfalar