parçala ile cümle

parçala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çiğnemeden parçalar halinde yutarlar.Zouden ze ons in stukjes hakken?
Geçmiş zamanlarda bu parçalar toplanır, kurutulur ve ısınmak için kullanılırdı.Het werd vroeger onder meer gebruikt voor verlichting en verwarming.
Bu son grup daha sonra parçalanmış ve diğer iki gruba katılmıştır.Die laatste werd inmiddels opgeheven en is verdeeld onder de twee andere.
Genç yaşlarındayken, Fikret piano için parçala bestelemeye başlamıştır.In zijn kindertijd begon Fikret met het componeren van stukjes voor de piano.
Ayrıca birçok uçak parçaları da bulunmuştur.Ook kwamen er veel reserveonderdelen mee.
Bütün parçalar Alan Parsons ve Eric Woolfson tarafından yazılmıştır.De band is opgericht door Alan Parsons en Eric Woolfson.
Büyüsü "Parçalara Ayırma Büyüsü"dür.Thema: De magie van het vergeten.
Bu genetik bilgileri içeren DNA parçaları gen olarak adlandırılır.De DNA-segmenten die genetische informatie bevatten worden genen genoemd.
Tüm parçalar Junkie XL tarafından bestelendi ve WaterTower Music tarafından 12 Mayıs 2015'te yayınlandı.Het album werd gecomponeerd door Junkie XL en werd op 10 maart 2015 uitgebracht door WaterTower Music.
Süperiletkenler bu parçalanmanın nasıl olduğuna göre ikiye ayrılırlar.De sterrenhoop als zodanig zal dus uit elkaar vallen.
Parçaların tamamını Henry Mancini bestelemişti.Zo werd hij met Henry Mancini bekend.
Audi Sport GmbH, Audi'nin yüksek performanslı araçlar ve araç parçaları üreten yan kuruluşudur.De S staat voor "Sport" wat Audi's prestatie gerichte modellen zijn.
Bu parçalar George Bush ve Tony Blair hükumetini ciddi bir biçimde eleştirmektedir.Ik deel volledig de gevoelens van mijn collega Tony Blair.
Böylece, o zamana kadar dört ligin bulunduğu 104 yaşındaki Football League parçalanmış oldu.Dit betekende een einde aan een periode van 104 jaar met vier divisies in de Football League.
Kaynaşmış maddelerin parçalarından benzer bir nitelik ortaya çıkar ki, buna mizaç denir."Hij is dan vergelijkbaar met het vousvoyeren (het u-zeggen), als men daarbij de meervoudsvorm gebruikt.
Bu nedenle Reich'in arkadaşları ve oğlu Peter baltalarla makineleri parçaladılar.Vrienden van Reich en zijn zoon Peter, vernietigden de toestellen met bijlen terwijl de agenten toekeken.
Beagle-2 ise arızalanıp parçalanmıştı.Pepijn II werd verslagen en onterfd.
Mime’nin yeni yaptığı kılıcı da Siegfried tek bir darbe ile parçalar.Alle andere zwaarden die hij smeedt slaat Siegfried meteen aan stukken.
Karabulut'un cesedi bir çöp konteynırında parçalara ayrılmış şekilde bulundu.Het lichaam van Ben wordt in een container gedumpt.
Bu yüzden, elastin liziloksidaz enzimi tarafından parçalanabilir.Het kan worden afgebroken door het enzym lactase.
1629'daki Altmark Ateşkes Antlaşması sonrasında dükalık parçalandı.Pas na de Wapenstilstand van Altmark van 1629 begon de herbouw.
Bu bölge dünya üzerindeki en kararlı toprak parçalarından biridir.Het is een van de meest ongerepte plaatsen op aarde.
Fakat asıl sükse yapan "Go Now" isimli parçaları oldu.De belangrijkste ontwikkelingen spelen zich nu in wat nu Peru heet af.
Ancak tasarımdaki parçaların ne kadarının kendi üretimi olduğu bilinmemektedir.Het is nog niet bekend hoeveel van de design elementen hun weg zullen vinden naar het productiemodel.
Bu ressamların eserleri koleksiyonun önemli parçalarıydı.De werken van de impressionisten vormden het leeuwendeel van de verzameling.
Tavuk çok küçük olmamak kaydıyla parçalara ayrılır ve bir tavada tereyağında yüksek ateşte kızartılır.De uien in niet al te kleine stukken versnijden en op een matig vuur in olie aanstoven.
Yuan Shikai'nın 1916 yılındaki ölümünün ardından Çin, politik olarak parçalanmıştı.De Republiek China viel na de dood van Yuan Shikai in 1916 uit elkaar.
Fakat bazı parçaları hala mevcuttur.Sommige delen bestaan nog.
Parçalardan üçü de Glee: The Music, Volume 1 albümünde yer aldı.Twee liedjes verschenen op het album Glee: The Music, Volume 1.
2014 yılının en çok dinlenen parçalarından oldu.Het werd een van de meest succesvolle nummers van 2014.
Parçalanmış arabanın durumundan içindekilerin sağlam çıkamayacakları anlaşılmaktadır.Hij onthult dat de wagen van de drie niet zomaar pech kreeg.
Kazanın nedeni, trenin bir tekerleğin parçalanarak trenin raydan çıkması olarak belirtilmiştir.Het grootste gevaar is dat een trein door de impact van een botsing ontspoort.
Tüm parçalar grup üyeleri tarafından yazılmıştır.Alle afleveringen zijn ook geschreven door de leden van deze groep.
Türün karşısındaki en önemli tehditler yaşam alanı yokolması ve yaşam alanı parçalanmasıdır.Hun grootste bedreiging is de mens omdat deze hun leefgebied versnippert.
Örnek olarak kömür parçalarını alarak ateşin içine yerleştirmeye yarayan ateş-maşaları verilebilir.De blikschaar wordt bijvoorbeeld door de brandweer gebruikt om auto's open te knippen.
Sandalye parçalanır.De kapel verviel.
Daha sonra Chucky büyük bir fana düşerek parçalarına ayrılır.Reggie slaat natuurlijk helemaal door...
Ovalar ise dağlar arasına yerleşmiş küçük parçalar halindedir.Hierdoor is een klein heuvelachtig, maar vruchtbaar dal ontstaan.
Tüm parçalar Martin L. Gore tarafından yazılmıştır.Alle nummers zijn geschreven door Martin Gore.
Bunların içine yer yer küçük kaya ve blok parçaları da karışmış olabilir.Kleine delen van het gesteente kunnen loslaten, maar de ook blokken als geheel kunnen erdoor splijten.
Bu albüm AFM tarafından piyasaya sürülen parçaları kapsar.Dit album werd opgenomen door producer Pim van de Werken.
Dağlar derin akarsu vadileriyle parçalanmıştır.De berggebieden worden doorsneden door diepe valleien.
Bu parçalardan alttaki Radiant tarafı, üstteki ise Dire tarafıdır.Deze geluiden maken deel uit van het nummer As above so below.
İlk parçaları Yine Akşam Oldu, İki Yaşında, Kediler parçalarıdır.De eerste piek zou de eenjarige dieren vertegenwoordigen en de tweede piek de tweejarige.
Parçalarını Fransızca yazmış ve kaydetmiştir.De reeks is oorspronkelijk in het Frans geschreven en uitgegeven.
Levha adı verilen bu parçalar, çok yavaş olarak sürekli biçimde birbirlerine göre hareket ederler.Deze naam is te danken aan het feit dat ze zich erg langzaam voortbewegen.
Güneybatı ve kuzeybatı hollerdeki mozaik parçaları, beton plakalara döküldü.De andere vlakken (noordoost en zuidwest) zijn enigszins opgevuld met betonnen plantenbakken.
Bu girişimler Almanya'nın parçalanmasının başlangıcı oldu.De mislukking van dit offensief betekende voor Duitsland het begin van het einde.
Diğer parçalar ilk demodaki şarkıların yeniden yorumundan oluşur.De openingstune van de serie komt terug in de eerste akkoorden van de song.
Fakat bazı dinsel olmayan müzik parçaları da bestelemiştir.Er zitten echter ook ongepubliceerde muziekstukken dan wel muziekfragmenten tussen.
Elektronik parçalar daha küçük geç deforme olur ve bakım gerektirmez.Breuk van kleine stukjes kaakbot geneest vanzelf weer en behoeft geen verdere behandeling.
Daha küçük kare ve dikdörtgen kâğıt parçalarını kullanarak duvarlara yerleştirdi.Men ging zo ver dat men de gewelven en muren bekleedde met tassopapier.
Ne yazık ki Muhammed'in ailesi gitarını buldu ve parçaladı.De Franse ridders hadden hun harnassen afgelegd en verpoosden.
1986 - Uzay mekiği Challenger, fırlatılışından 73 saniye sonra parçalandı: yedi astronot öldü.Op 28 januari 1986 ontplofte, 73 seconden na de lancering, de spaceshuttle Challenger.
1980 yılında Gianni Totti bir filminde bu parçaları kullandı.In 1980 maakte Gillo Pontecorvo een film over deze aanslag.
Bu kitap İngiltere'nin en önemli parçalarından biridir.Dit is een lijst van de belangrijkste kastelen in Engeland.
Operadaki parçaların icra edilmesi... gayet zordu."De opnames van de drumpartijen waren uiterst lastig.
Albüm grubun ilk yedi albümündeki parçalardan oluşmaktadır.De serie beslaat de eerst zeven delen van de manga.
5 gün sonra Yer atmosferine girerek parçalandı.)5 miljoen jaar geleden brak hij af van de aarde.
Zaman döndürücülerin etkisinden dolayı hazne sürekli düşüp parçalanıp tekrar toplanmaktadır.Tijdens de rijping worden de kazen voortdurend geborsteld en gekeerd.
İlgili Sayfalar