parçala ile cümle
parçala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Lugosi'nin üç filminden parçalar kült televizyon dizisi Mystery Science Theater 3000'da yer aldı.Onder deze naam werd de film bespot in de televisieserie Mystery Science Theater 3000.
O ellerle bana dokunursan, seni parçalarım.Raak me niet aan met die handen of ik maak je kapot.
O, yürek parçalayıcı bir hikâyeydi.Dat was een hartverscheurend verhaal.
Bütün parçaları Nick Drake yazmış ve icra etmiştir.Wszystkie utwory napisane i zagrane przez Nicka Drake'a.
Aynı zamanda diğer saat markaları için saatler ve saat parçaları da üretmektedir.Po niej robią to zgodnie z ruchem wskazówek zegara pozostali.
Parçalardan biri olan "Leliana's Song" (Leliana'nın Şarkısı), 24 saatin altında bestelenmiştir.Jeden z utworów – „Pieśń Leliany” – skomponowany został w mniej niż dwadzieścia cztery godziny.
Müfettişler evini aradığında, vücut parçaları ve cinayete dair video kaydı bulundu.Śledczy przeszukali jego dom i znaleźli fragmenty ludzkiego ciała i nagranie morderstwa.
Albümdeki bütün parçalar Oxon'daki Courtyard Studio'da kaydedildi.Wszystkie utwory, które znalazły się na tym mini-albumie, zostały nagrane w Courtyard Studio w Oxon.
Ovalar ise dağlar arasına yerleşmiş küçük parçalar halindedir.Na niewielkim wzgórzu znajduje się kamień-pomnik jemu poświęcony.
İlk parçaları “Skylines and Turnstiles”ı 11 Eylül’de meydana gelen olaylar üzerine yazdı.Pierwszą piosenką jaką napisał, było „Skylines and turnstiles” zainspirowane atakami z 11 września.
Ölmeden önce Moody nin burnunun büyük bir kısmını parçalamıştır.)W potyczce z nim Moody stracił część swojego nosa.
Aynı motorları ve bazı yerlerde aynı parçalar kullanılmıştır.Oba silniki wykorzystywały te same części.
Bütün parçalar Alan Parsons ve Eric Woolfson tarafından yazılmıştır.Wszystkie utwory zostały skomponowane przez Alana Parsonsa oraz Erica Woolfsona.
Albüm bir savaş yüzünden parçalanan bir ailenin öyküsünü anlatan konsept bir albümdü.Jest to zarazem album koncepcyjny opowiadający historię rodziny rozdzielonej przez wojnę.
Bir nesnenin parçaları veya atomları zaman içersinde değişikliğe uğrayabilir.Jednak przedmioty i ich cechy mogą zmieniać się w czasie.
Yuan Shikai'nın 1916 yılındaki ölümünün ardından Çin, politik olarak parçalanmıştı.Po śmierci prezydenta Yuan Shikaia w 1916 roku Chiny pogrążyły się w anarchii.
Sadece büyük meteor parçaları dünyaya ulaşabilir.Małe fragmenty meteorytu mogą zawierać tylko kamacyt.
Makine parçalarının birbirine bağlantısı için de kullanılabilirler.Maszyny można także pakować jedna w drugą.
Firma en hızlı bataryalı radyo kontrollü arabalar için parçalar üretmektedir.Firma wyprodukowała części do najszybszego sterowanego zdalnie samochodu zasilanego na baterie.
Sporokinet'ler zigot'u parçalayarak bağırsak boşluğuna geçerler.Uciekają zygzakowatym śladem, gdy są spłoszone.
Parçaların tamamını Henry Mancini bestelemişti.Wielokrotnie angażował go Henry Mancini.
Yeremya kitabına ait parçaların bir kısmı Kumran'da dördüncü mağaradaki Ölü Deniz parşömenleri'nde bulundu.Rękopis ten został znaleziony w grocie 4 w Kumran, należy więc do zwojów znad Morza Martwego.
Yunan savunma hattı parçalandı.Niemiecka obrona pękła.
Diğer parçalar üzerinde oynanmamıştır.W innych biegach nie brał udziału.
Daha sonra seyircilere istek parçalarını sordu ve kendisine eşlik etmelerini istedi.Następnie zapytał każdego z uczestników wyprawy o to, czy nadal chce popłynąć wraz z nim.
Kreutz grubu gibi birçok kuyruklu yıldız grubu tek bir ana kuyruklu yıldızın parçalanmasıyla oluşmuştur.Wiele grup komet, takich jak np. grupa Kreutza, pochodzi z rozpadu pierwotnej komety.
Tüm parçalar Martin L. Gore tarafından yazılmıştır.Utwór ten napisał Martin L. Gore.
Öyle bir şey diler ki aileyi parçalamaya sürüklemiştir.To było tak, jakby ktoś podprowadził ci twoją dziewczynę.
Sert ve gevrekdir, ancak ağızda tereyağlı, parçalanmış ve yumuşaktır.Jest ciemne, twarde, żywiczne i silnie aromatyczne.
Tüm parçalar grup üyeleri tarafından yazılmıştır.Wszystkie utwory są autorstwa członków zespołu.
2. CD'deki parçaların tümünün prodüktörlüğünü Fredrik Nordström yapmıştır.Produkcją materiału zajął się Fredrik Nordström.
Rock Me Gently, Baby I Love You gibi parçaları çok popüler oldu. ^ *allmusic.com.Perry Como And I Love You So (ang.). allmusic.com. .
Bu singleları ve kaydettiği diğer parçaları 2003 yılında Richard X Presents His X-Factor Vol.Ponadto pojawiał się w wydawnictwach muzycznych m.in. w Richard X Presents His X-Factor Vol.
Öyle bir fırtına koptu ki, gemi neredeyse parçalanacaktı.Wybucha burza, w jej wyniku dochodzi do rozbicia okrętu.
Anlatıcı daha sonra cesedi parçalara ayırıp yer döşemelerinin altına gizler.Postanawia poćwiartować ciało i ukrywa jego resztki pod deskami podłogi.
Çoğu müzik parçaları 79 veya 99 puanla fiyatlandırılır.Większość utworów muzycznych w serwisie wycenionych jest na 79 Microsoft points.
Tüm single parçalar için müzik videoları yayınlandı.Do wszystkich singli nakręcono wideoklipy.
Gaga ve Beyoncé, tasarımcılar Frank Fernández ve Oscar Olima'nın "berbat edilmiş kot parçalarını" giydiler.Gaga i Knowles mają na sobie stroje projektu Franka Fernándeza i Oscara Olima.
Kafalık ve diğer parçalar ayrıdır.Zakorzenienie i inne fragmenty.
En sevdiği grupların parçalarını gitarda çalabiliyor.Posiada ruchomy stelaż na swoje ulubione gitary.
Bu dönemde kendi parçalarını yazmaya başladı.Właśnie wtedy zaczęli pisać własne teksty.
İnfilak Arizonayı parçaladı ve güvertesindeki 1400 kişiden 1177'si ile batırdı.Wybuch spowodował natychmiastową śmierć 3/4 załogi, 1177 osób na pokładzie.
Kelime anlamı yıkmak, parçalamak, kullanılmaz hale getirmektir.Kazidroga od słowa kazić, niszczyć.
Habitat parçalanmasıDegradacja gleby
Milliyetçilik ilkesi, siyasi bir karakter kazanarak, çok uluslu devletlerin parçalanmasında etkili oldu.Pojęcie ludu zaczyna odgrywać doniosłą rolę wraz z powstaniem państw narodowych.
Kentten günümüze Roma dönemi yapı kalıntılarından bazı parçalar gelebilmiştir.W nawie południowej można jeszcze dziś rozpoznać elementy architektury romańskiej.
Monoglobe, Grand Theft Auto: Chinatown Wars oyununda parçalanmıştır.Grand Theft Auto: Chinatown Wars DS (ang.).
Diğer büyük parçaları da sandalye ve tabureler için hazırlanmış olabilir.Może być też uprawiana w skrzynkach na tarasach i balkonach.
Sen-ben hep aynı varlığın parçalarıyızdır.The ma zawsze tę samą formę.
Diğer bir devindirici düzenek ailesi parçalara ayrılmış dingileri temel alır.Jedyny wąż, który potrafi dzielić zdobycz na kawałki.
Bazı parçaları İbranice'ye çevrilmiştir.Zawiera fragmenty Listu do Hebrajczyków.
Asıl metin kaybolmuş ve geriye sadece bazı parçaları kalmıştır.Nie zachowało się jednak w całości, pozostały tylko fragmenty.
Tüm parçalar, belirtilenler hariç, Tom Rowlands ve Ed Simons, tarafından yazılmıştır.Wszystkie utwory napisali Tom Rowlands i Ed Simons, wyjątki w nawiasach.
Almanlar parçalandı.Niemcy zostali rozbici.
Albüm parçalarının bazı bölümleri Music for Supermarkets te yapılmış olan öğelerini barındırır.Wykorzystano na nim część utworów z Music for Supermarkets.
Fas'ta sadece çene parçaları ve dişlerinin bir kısmı bulunabilmiştir.W Iona odkryto pojedyncze zęby i kości.
Sagawa iki gün boyunca çeşitli vücut parçalarını yemiş ve diğer parçaları buzdolabında saklamıştır.Ciało zjadał kawałek po kawałku przez następne miesiące, trzymając fragmenty w zamrażalniku.
Columbia mekiği ise 2003 yılının Şubat ayında atmosfere tekrar girişi sırasında parçalarına ayrılmıştır.Prom Columbia rozpadł się w czasie powrotu z orbity w lutym 2003.
Başak kümesi'nin parçalarıdırlar.Teraz część gminy Tapa.
Geminin fırlayan parçaları Deutschland'ın etrafına düştü.Niestety łódź wylądowała na odcinku opanowanym przez Niemców.
İlgili Sayfalar