parçala ile cümle

parçala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ertesi gece bu kez Manson'un da katıldığı grup, Labianca çiftini aynı şekilde öldürüp parçaladı.Na noite seguinte, o mesmo grupo invadiu a casa de Rosemary e Leno LaBianca, matando o casal.
Tüm parçalar Ozzy Osbourne, Randy Rhoads ve Bob Daisly tarafından yazılmıştır.Crazy Train é a uma canção escrita por Ozzy Osbourne, Randy Rhoads e Bob Daisley.
Albümdeki parçalar, aksi belirtilmediği sürece Lennon/McCartney ikilisine aittir.Todas as faixas são de autoria de Lennon-McCartney, exceto onde indicado.
Bu grubu canlandıran gerçek müzik grubunun adı Four Star Mary'dir ve dizide çaldıkları parçalar onlara aittir.As músicas interpretadas por essa banda são na verdade do Four Star Mary.
Eski matbaada birkaç adet otantik ağaç yapımı tipografik baskı parçaları bulunmuştur.Do mesmo local foram ainda recolhidos alguns moinhos manuais de tipologia pré-histórica.
Ayrıca Outsiderz 4 Life ile bir albüm hazırladı ve "Wil' Out" gibi parçaların yapımcısı oldu.Riley trabalhou em um álbum do grupo Outsiderz 4 Life, produzindo Wil' Out e outras faixas.
Daha sonra aracın pencereleri parçalandı ve döşemeleri yırtıldı.As lojas do parque tiveram suas janelas quebradas e foram saqueadas.
Phoenix Mars Lander ise 31 Temmuz 2008’de Mars toprağındaki su buzlarından örnek parçalar almayı başarmıştır.A sonda Phoenix retirou amostras de água congelada do solo marciano em 31 de julho de 2008.
Dağların ve vadilerin Maui'nin kardeşlerinin balığı parçaladığı sırada oluştuğu söylenir.As montanhas e vales da ilha são supostamente formados como resultado da briga dos irmãos de Maui pelo peixe.
16 gün sonra Yer atmosferine girerek parçalandı.)O Columbia se desintegrou 16 dias depois na reentrada.
Birçok Amerikan uzay mekiği bu parçalardan herhangi birinden fırlatılmaktadır.A maioria das naves espaciais dos Estados Unidos rumo ao espaço são lançadas dessa região.
Dükkânlar elektronik parçalar üzerinde ihtisaslaşmışlardır.Os subníveis eletrônicos são subdivisões das camadas eletrônicas.
Bayram ise ev yapımı için gerekli olan kerpiçleri parçalar.Mandou fazer casas aos vigários onde isso era preciso.
Cesedi kesilip parçalanmış ve köpeklere verilmiştir.Seu corpo não foi sepultado e foi abandonado para ser despedaçado por pássaros e cães.
Ancak çocuğun büyükannesi Rhea onu kurtarır ve parçalarını birleştirir.Se une a esposa de Rafael para separá-los e assim ela poder reconquistá-lo.
Enkazdan yüzer bir takım parçalar üzerinde hayatta kalan 13 kişi 5-6 gün sonra kurtarılmıştır.Os seis tripulantes sobreviventes do avião foram resgatados 13 dias mais tarde.
Bazı araçların ucu sivri parçaları.Danos em componentes dos veículos.
Habitat parçalanmasıRecuperação de habitats.
Bayraklar Üç bitlik bu alan paket parçalarının kontrol edilmesi ve tanımlanabilmesi amacıyla kullanılmaktadır.Flags - o campo de três bits que segue é usado para controlar ou identificar fragmentos.
Albümdeki bütün parçalar, grubun solisti Dolores O'Riordan tarafından yazılmıştır.Este foi o último álbum da banda lançado durante a vida da vocalista Dolores O'Riordan.
Günümüzde şiirlerinden bazı parçalar bilinmektedir.São hoje relativamente conhecidas algumas das suas muitas peças.
Hisse senedi bir şirketin anaparasının eşdeğer parçalarından biri.O estacionamento já representa boa parte do faturamento do Shopping.
Şarkıcı Elvis Presley'den parçalar seslendirdiler.Compôs várias canções para Elvis Presley.
3., 4. ve 5. parçalar Haven'ın kayıtları sırasında kaydedilmiştir.As faixas 3, 4 e 5 são exclusivas deste disco.
Bazı çanak parçalarının çok iyi kalitede olduğu belirtilmektedir.Ele explicava porque algumas partículas fundamentais tinham massa.
Her iki versiyonunda da kısa hikaye parçaları yer almaktadır.Ambas as versões encurtaram significativamente o número de quadras.
Taifal grupları, yerleşik olmaya parçalanmış bir yaşam formunu sürdürmüşlerdir.Famílias que trouxeram um pouco do jeito interiorano de morar.
Bu ressamların eserleri koleksiyonun önemli parçalarıydı.Estas grandes coleções de documentos eram uma fração de sua produção.
Mezardan alınan kemik parçaları üzerinde yapılan DNA testi sonucu cesedin Hasan Ergül'e ait olduğu kesinleşti.Exames de DNA serão feitos para confirmar se o corpo era mesmo de Belle Gunness.
Bu mekanizma diğer parçaların girebileceği ve hareket edebileceği temeli oluşturur.Forma um centro do qual outras raízes podem brotar.
1990'larda bu çalışmalarına geri döndü ve eksik parçaları tamamladı.Na década de 1990 escreveu suas memórias, que não completou.
Albümden klibi çekilen parçalar, Vitrin ve Amazon 'dur.É autor de diversos livros sobre meio ambiente e Amazônia.
Ayrıca tiyatro menejeri hazırlanmış olan birkaç parçaların içerikden çıkarılmasını istedi ve bu da yapıldı.Aí então os outros integrantes da banda pediram para ele se afastar, e assim foi.
Küçük parçalara doğradığı bu eti çanağa koyarak köpeğine verdi.Ele então cortou o pênis em pedaços e deu para o cachorro.
Böylece, akrabalıklar kaybolmuş, aileler parçalanmıştır.Agora, séculos se passaram, e os laços familiares são quebrados.
Tüm parçalar, belirtilenler hariç, Tom Rowlands ve Ed Simons, tarafından yazılmıştır.Todas as faixas por Tom Rowlands e Ed Simons.
Et parçalarını yassı bir kaba koyun.Valem um pedaço de carne.
Her bir malzeme ince ya da küçük parçalar halinde doğranır.Pode ser salgada em pedaços pequenos ou grandes.
Fonksiyon parçaların birleşme noktalarında kırılma gösterir.Deve haver feedback do alinhamento para a segmentação.
Pişen kelle paça, küçük küçük parçalara ayırılır ve tekrar piştiği suya atılır.Limpa-se o peixe, que em seguida deve ser cortado em pedaços.
Daha sonra ceviz, kızarmış badem parçaları ile değiştirildi.Mais tarde foram substituídos por partes prateadas.
Bu da doğru parçaları doğru sırayla doğru yerlere koymayı epey zorlaştırır.Isso é simplesmente uma questão de fazer multiplicação escalar no lado correto.
Enterferans sürüklemesi, kanat/gövde, gövde/kuyruk gibi farklı parçaların birleştiği bölgelerde oluşur.As Guias-Mais-Velhas e os Caminheiros estão divididos em Fogos ou Clãs, que se agrupam a nível das províncias.
Bazen meyve parçaları veya reçel ile süslenir.É por vezes acompanhada com uvas ou pedaços de melão.
Fosfatidilkolinler fosfolipaz enzimleri tarafından parçalanır.Os organofosforados inibem a colinesterase pela fosforilação da enzima.
Bir sonraki sene Selçuk sultanı da ölünce sultanlık iç rekabet nedeniyle parçalandı.No ano seguinte, o sultão seljúcida morreu e o Sultanato de Rum foi dividido por rivalidades internas.
Yüzeyde ele geçen yontmataş endüstrisi ürünlerinin hemen hemen tamamı çakmaktaşından yapılmış parçalardır.A principal fonte de economia é a industria formada em quase sua totalidade por fábricas de calcário.
Çin'in otomotiv endüstrisi o kadar başarılı oldu ki 1999'da otomobil parçaları ihraç etmeye başladı.As exportações de peças automotivas chinesas começaram em 1999.
Ama Bhave, toprakların parçalanmasını yüreklerin parçalanmasına yeğ tuttuğunu söyledi.PJ alega que ela deslocou seu coração.
Albümün en sevilen parçalarından birisiydi.É uma das mais queridas do álbum.
Kalbim bin parçaya parçalandı.Meu coração se despedaçou em mil pedaços.
Tüm parçalar Joy division üyelerince yazılmıştır.Alle tracks zijn geschreven door Joy Division.
Çar Samuil, bu bir zamanlar yenilmez ordusunun kırık parçalarını görünce şok geçirerek öldü.Toen tsaar Samuel de overblijfselen van zijn eens zo machtige leger zag, stierf hij door de schok.
Öyle ki, "Jazz Thing" adlı parçaları Spike Lee'nin Mo' Better Blues filminin müzikleri arasında yer aldı.Het nummer Jazz Thing was te horen in de film Mo' Better Blues van regisseur Spike Lee.
Floyd the Barber, Paper Cuts ve Downer adlı parçalarda davulda Dale Crover vardır.De drumpartijen in de nummers Floyd the Barber, Paper Cuts en Downer zijn afkomstig van Dale Crover.
Böylece bir zamanlar bir bütünlük teşkil eden habitatlar ayrı parçalara bölünmüş hale gelir.Gebieden die eens één uitgestrekte habitat vormden worden opgedeeld in afzonderlijke fragmenten.
Kızarmış tavuk parçaları ayrı bir kaba alınır.Een paar kippen stuiven kakelend uiteen.
Et parçalarını yassı bir kaba koyun.Saté zijn stukjes geroosterd vlees op een spiesje.
Belgeler, öncelikle Atina şehir-devletine odaklanmış, tutarsız ve parçalarına ayrılmıştır.De documentatie is onsamenhangend en versnipperd en richt zich allereerst op de stadsstaat Athene.
Albümün en beğenilen parçalarından birisi oldu.Het favoriete fragment van...
İlgili Sayfalar