parçala ile cümle
parçala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Mültecilerin hikayeleri yürek parçalayıcıdır.The refugees' stories are heartbreaking.
Her yerde parçalanmış cam vardı.There was shattered glass everywhere.
O, yürek parçalayıcıydı.It was heartbreaking.
Ne yürek parçalayan bir hikâye!What a heartbreaking story!
Ne yürek parçalayıcı bir hikâye!What a heartbreaking story!
Kalbim parçalandı.My heart has been destroyed.
Tom'un ailesi parçalandı.Tom's family was torn apart.
Bu parçalar değiştirilemedi mi?Couldn't those parts have been replaced?
Ben soğanı parçalara bölüyorum.I'm cutting up an onion.
Tom odun parçalayıcının içine bazı dallar koydu.Tom put some branches into the wood chipper.
2685 yılında Birinci Güneş Sistemi Savaşı dünyanın parçalarını mahvetti.The First Solar System War in the year 2685 devastated parts of Earth.
Onlar kırık tabak parçalarını topladılar.They gathered the pieces of the broken dish.
Für Elise benim piyanoda çalmayı öğrendiğim ilk parçalarından biridir.Für Elise is one of the first pieces that I learned to play on the piano.
Vazo parçalandı.The vase was shattered.
Meyve prese girmeden önce güzel parçalanmış olmalıdır.The fruit must be finely fragmented, before it can go into the press.
Hangisi daha kötü bilmiyorum: parçalara ayrılmak veya boğulmak.I don't know what's worse: being dismembered or suffocated.
Tom onu germeye çalıştığında hamur parçalandı.The dough broke up when Tom tried to stretch it.
Tom bulmaca parçalarını birbirine geçirmek için zorlamaya çalıştı.Tom tried to force the puzzle pieces to fit together.
Kırık şişe parçaları üzerinde yürümeyin.Don't walk on the shards of the broken bottle.
Kalbim bin parçaya parçalandı.My heart has broken into a thousand pieces.
Çay fincanı düştü ve parçalandı.The teacup fell down and shattered.
Uşak geldi ve ağacı küçük parçalara ayırdı.And the servant came and chopped the Tree into little pieces.
Yetenekli sanatkâr parçalanmış vazoyu parça parça restore etti.The skilled craftsman restored the shattered vase piece by piece.
Ülke parçalara ayrılıyor.The country's falling apart.
Tom onu parçalara ayırma kararı verdi.Tom decided to take it apart.
Sonuçta, o bir bilim adamıydı, ama çoğunlukla masum hayvanları parçalamayı severdi.After all, he was a scientist, but mostly he liked dissecting innocent animals.
Onun tüm hayatı kağıt parçalarıydı.His whole life was pieces of paper.
Ben sadece parçaları hatırlayabiliyorum.I can only remember fragments.
Tom resmi parçalara ayırdı.Tom tore the picture into pieces.
Mary resmi parçalara ayırdı.Mary tore the picture into pieces.
Fadıl'ın cesedi parçalanmıştı.Fadil's body was in pieces.
Fadıl'ın cesedi parçalar halindeydi.Fadil's body was in pieces.
Fadıl, Leyla'nın cesedini parçalamaya başladı.Fadil began to dismember Layla's body.
Katiller bazen kurbanlarını parçalamaktadır.Killers sometimes dismember their victims.
Çıplak ellerinle bir elmayı parçalayabilir misin?Can you break an apple in half with your bare hands?
Tom Mary'den gelen mektubu parçaladı.Tom tore up the letter from Mary.
Kağıt parçasını parçaladı.He ripped up the piece of paper.
Kağıdı parçalayıcıya attı.He tossed the paper into a shredder.
Tom kağıt parçasını parçaladı.Tom ripped up the piece of paper.
Evim eski ve parçalanıyor.My house is old and falling apart.
Onun evi eski ve parçalanıyor.His house is old and falling apart.
Kağıdı parçaladım.I tore up the paper.
Belgeyi parçaladım.I shredded the document.
Bisikletle seyahat etmeyi severim ama bir ayı tarafından parçalanmaktan korkuyorum.I'd love to travel by bike, but I'm afraid of getting mauled by a bear.
Sami'nin cesedi parçalanmış olarak bulundu.Sami's body was found dismembered.
Leyla'nın hayatı parçalandı.Layla's life fell apart.
Bu mobilya parçaları satılık değildir.These pieces of furniture are not for sale.
Tom saati parçalara ayırdı.Tom took the clock apart.
Bizi parçalara ayırmaya çalışıyorlar.They're trying to tear us apart.
Tom kırık parçaları birbirine yapıştırdı.Tom stuck the broken pieces together.
Tom, otomobil parçaları üreten bir firma için çalışıyor.Tom works for a company that makes automobile parts.
Sami evliliğinin parçalanmasını istemedi.Sami didn't want his marriage to crumble.
Sami cesedi parçaladı.Sami dismembered the body.
Sami, Leyla'nın ceset parçalarını şehir çevresine dağıttı.Sami scattered Layla's body parts around the city.
Sami bir puma tarafından parçalara ayrıldı.Sami was torn to shreds by a cougar.
Sami, Leyla'nın cesedini daha çabuk parçalamak için bazı kimyasallar kullandı.Sami used some chemicals to get Layla's body to decompose quicker.
Tom pencereyi parçaladı.Tom smashed the window.
Edebiyat parçalamayı bırak Tom.Cut the purple prose, Tom.
Tom hüzünlü parçalar dinledi.Tom listened to sad music.
Bilgisayarının tüm parçalarını söktü.He completely dismantled his own computer.
İlgili Sayfalar