parçala ile cümle

parçala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ben sadece bizzat öldürdüğüm ve parçaladığım hayvanlardan et yerim.I only eat meat from animals that I have personally killed and butchered.
Bir pastayı eşit parçalara ayırma oldukça zordur.Cutting a cake into equal pieces is rather difficult.
Tom, bir restoranda tek başına yemek yemenin yürek parçalayıcı olduğunu düşünmektedir.Tom thinks that eating at a restaurant by himself is pathetic.
Bomba Tom'un evini parçalara ayırdı. İyiki, o anda evde değildi.The bomb blew Tom's house to smithereens. Fortunately, he wasn't at home at the time.
Bomba Tom'un arabasını parçalara ayırdı.The bomb blew Tom's car to smithereens.
Her iki ahşap parçalar farklı şekillerde.Both wooden pieces are different shapes.
Tom marulu parçaladı.Tom shredded the lettuce.
Tektonik levhalar, litosferin parçalarıdır.Tectonic plates are pieces of the lithosphere.
Çatı kuvvetli rüzgar nedeniyle parçalandı.The roof was torn off due to the strong winds.
Ekosistemler dünyanın her köşesinde hızla parçalanıyorlar.Ecosystems are degrading rapidly all around the Earth.
Seni çıplak ellerimle parçalayabilirim.I can rip you apart with my bare hands.
Kredi kartlarımdan biri hariç hepsini parçaladım.I cut up all but one of my credit cards.
Parçaların çoğu yerine oturduğu için montaj gerçekten kolaydı.The assembly is really easy because most of the parts just snap into place.
Tom biraz kızarmış ekmek parçaları aldı.Tom bought some croutons.
Burada hiçbir şeyi parçalamadım.I didn't break anything down here.
Onları nerede parçaladın?Where did you crumble them?
Tom levye ile döşeme tahtalarını parçaladı.Tom ripped up the floorboards with a crowbar.
Muhtemelen fosilleşmiş parçalar jura dönemi hayvanlarına aittir.Possibly the fossilized tracks belong to animals of the Jurassic period.
Çatıdan düşen kiremitler parçalandı.The tiles that fell from the roof broke into pieces.
Çatıdan düşen fayanslar çok küçük parçalara ayrıldı.The tiles that fell from the roof broke into very small pieces.
İki yıl önce düşen uçağın parçaları Atlantik Okyanusunda bulundu.Two years ago in the Atlantic ocean parts of the crashed plane were found.
Benimle tekrar o şekilde konuşursan, yüzünü parçalayacağım.If you talk to me that way again, I'm going to smash your face in.
Ön yargıyı parçalamak bir atomu parçalamaktan daha zordur.It is harder to crack a prejudice than an atom.
Onu parçala.Break it down.
Şekil yedi motorun bütün parçalarını göstermektedir.Figure seven shows all the parts of the motor.
O, taşı tamamen parçaladı.He crushed the stone completely.
Bütün, parçalardan daha değerlidir.The whole is worth more than the parts.
Ben çeşitli kumaş parçaları satın aldım.I bought various pieces of cloth.
Çikolatayı küçük parçalara ayırın.Break the chocolate into smaller pieces.
Tom alışveriş sepetine bir kutu parçalanmış peynir koydu.Tom put a bag of shredded cheese into his shopping cart.
Tom bir çocukken bir köpek tarafından parçalandı.Tom was mauled by a dog when he was a kid.
Tom arabasını parçaladı.Tom totaled his car.
Kırık cam parçaları güneşte parlıyordu.The pieces of broken glass glittered in the sun.
O patatesleri soyar ve parçalara böler.He peels the potatoes and divides them into pieces.
"Altın parçalarını ikiye katlamak istiyor musun?" "Ne demek istiyorsun?""Do you want to double your gold pieces?" "What do you mean?"
Burada bir çukur kazın ve içine altın parçaları koyun.Dig a hole here and put the gold pieces into it.
Kırık vitray parçaları, suç delillerinden biriydi.Pieces of broken stained glass were one of the evidences for the crime.
Salata; zeytinyağı, kızarmış ekmek parçaları ve fındık olmadan eksiktir.The salad is incomplete without olive oil, croutons and nuts.
Ne yazık ki bütün şey parçalara ayrıldı.Unfortunately, the whole thing fell apart.
Arabamın parçalarını bulmakta çok zor zaman geçiriyorum.I'm having a very hard time finding parts for my car.
Bilgisayar parçaları Japonya'da çok pahalı.Computer parts are very expensive in Japan.
O bir bisküviyi parçaladı.She crumbled a biscuit.
Tom diz çöktü ve kırık cam parçalarını aldı.Tom knelt down and picked up the pieces of the broken glass.
Tom, kırılmış cam parçalarını yerden aldı.Tom picked up the broken pieces of glass off the floor.
Ağaç parçalar halinde kesilmişti.The tree was sawn in pieces.
Tom kırık parçaları tekrar birleştirmeye çalıştı.Tom tried to put the broken pieces back together.
Tom araba parçalarını temizliyor.Tom is cleaning car parts.
Biz Fransızcada vücudun parçalarını öğreneceğiz.We will learn the parts of the body in French.
Tom Mary ile ilgili sahip olduğu tüm resimleri parçaladı.Tom cut up all the pictures he had of Mary.
Büyük, zaman alan görevleri parçalara ayırıyorum.I break large, time-consuming tasks into chunks.
Seyahat ve toplum önünde konuşma, Tom'un işinin ayrılmaz parçalarıdır.Travel and public speaking are integral parts of Tom's job.
Irak'ın Amerikan istilası ülkeyi harap, parçalanmış ve beş parasız bıraktı.The American invasion of Iraq left the country devastated, fragmented and broke.
Mary büyük kumaş parçalarını bayrağa dikiyordu.Mary was sewing large pieces of fabric into a flag.
Uranus'un kara, kaya parçaları şeklinde nesneleri içeren, onbir bilinen halkası vardır.Uranus has eleven known rings, which contain dark, boulder-sized particles.
Dan, yürek parçalayan gerçekleri ortaya çıkardı.Dan revealed heartbreaking truths.
Cinsel organlarını bıçakla parçaladı.He mutilated his genitals with a knife.
Bir kız ilk kez seks yaptığında, onun kızlık zarı parçalanır ve kanar.When a girl has sex for the first time, her hymen ruptures and bleeds.
O, elbiseyi parçaladı.He tore the dress to pieces.
O, cesedi parçaladı.He dismembered the body.
İspanyol ekonomisi parçalanıyor.The Spanish economy is falling apart.
İlgili Sayfalar