Tayt bacakları sıkı saran bir pantolon türüdür.Son un tipo de calzado que se adapta muy bien a los pies.
14. yüzyılda çoraplar ve pantolonlar aynı amaçla giyilmeye başlanmıştı.A mediados del siglo XIX, los trajes tradicionales y las danzas comenzaron a extinguirse.
En çok bilinen cümlesi; "Merhaba, pantolonlarınız nasıl?dır.La sua frase più celebre è "Che succede, amico?"
Bir gömlek, bir pantolon ve bir ayakkabıyı kaç farklı şekilde giyer?Indossa un panciotto, una giacca, dei pantaloni ed un paio di stivali.
Yaz mevsiminde erkekler pantolon veya şalvar üzerine gömlek giyerler.In estate si può passeggiare in costume da bagno o in pantaloncini avendo i pantaloni liberi.
Annesi odadan çıkar ve Marty pantolonunu giyer.Jenna torna a casa e si toglie l'apparecchio con delle pinze.
Mavi pantolonun, yeşilden daha fazla maliyeti var.Синие штаны стоят дороже зелёных.
Uzun saçı var ve pantolon giyer.У него длинные волосы, и он носит джинсы.
Bu pantolon bana tam oldu.Эти брюки мне как раз.
Şalvar yerine pantolon giyme mecburiyetini getirti.Вместо валенок перчатки Натянул себе на пятки.
Buraya köpek alınmadığından onu pantolonunun içine saklar.Здесь его кусает собака и рвёт штаны.
Rufus adında bir tüysüz köstebeği vardır, onu genellikle pantolonunun cebinde taşır.У неё есть кошачьи ушки, которые она обычно прячет под шляпой.
Yerine batılı devletlerinki gibi pantolon ve ceket geldi.Лысина и чулки, как у шайра.
Yazın beyaz pantolon giyiyorlardı.Летом на фуражку надевали белый чехол.
1670'li yıllarda erkek pantolonlarına yerleşik cepler dikilmeye başlanmıştır.В XVII веке карманы начали вшивать в мужскую одежду.
Donanma personelinin yazın beyaz pantolon giymesi de bu dönemde başladı.بدأ في هذا العصر ارتداء موظفو الأسطول البنطلون الأبيض في الصيف.
Pantolonun Politik Tarihi.تاريخ الشعر السياسي.
Bahriye Mektebi Öğrencisi - Mavi püsküllü bir fes, gri renkte ceket ve pantolon giyerlerdi.طالب بمدرسة البحرية كانوا يرتدوا طربوش ذو شرابة زرقاء، جاكيت وبنطلون رمادى اللون.
Dize yakın sayılabileccek etek, dar pantolon ve kısa kollu kıyafetlere izin verilmiyor.تم تحذير الرجال من ارتداء السراويل القصيرة والملابس الداخلية فقط.
Bahriye Subayı - Deve tüyü renginde çuhadan bir ceket ve aynı renkte pantolon giyerlerdi.ضابط البحرية كانوا يرتدوا جاكيت من القماش جملى اللون وبنفس اللون البنطلون.
Pantolonun kirli.سروالك متسخ.
Çoğunlukla pantolon ya da kendini bir elbise giymez.Ela geralmente não usa calças ou vestido.
Bu filmde o pantolonuna rastgele nesneleri yapıştırma bir tuhaf alışkanlığı vardır.Neste filme, ele tem um hábito estranho de colar objetos aleatórios nas calças.
The King's Royal Hussars 11. Hussarlara ("Cherrypickers") halef olarak yine de pembe pantolon giyerler.O King's Royal Hussars ainda conservam as calças de cor carmesim do antigo 11th Hussars.
Klibin başında Avril mavi bir pantolon giymektedir.No início do filme, Cinderela veste uma camisola azul até o chão.
Genellikle kot pantolon ve tişört giyer.Geralmente usam roupas de couro e jeans.
Bu pantolon, yazın beyaz, kışın lacivert olurdu.De acordo com o plano de uniformes da época, as calças deveriam ser brancas no Verão e amarelas no Inverno.
O ne silaha ne de pantolona asla dokunmadığını iddia etmektedir.Zelf beweerde ze later dat ze nooit een stok of pistool bij zich had.
Bu pantolonumu çıkarmak gibi olur." demiştir."Van deze arbitrage zakt mijn broek af," legde hij uit.
Annesi odadan çıkar ve Marty pantolonunu giyer.Ze wil haar eigen pak aan en Mauro kleed zich uit.
Römork yerine ramuk, pantolon yerin pantul denmesi gibi.Polly: (Kijkt naar Irenes hoed) "Beter de broek aan dan zo'n vliegende schotel op je kop."
Grand Theft Auto: Vice City'de beyaz ya da kırmızı Hawaii gömlekle birlikte kahverengi pantolon giyinirler.In GTA: Vice City dragen ze witte of rode Hawaïaanse shirts met een bruine broek.
Pantolonunun fermuarını indirdi.Zijn broek is uit.
Genelde erkek pantolonları içerir.Onder de broek wordt meestal een onderbroek gedragen.
Yoga pantolonuDe Grote Broek
Ayrıca şarkı Tommy Hilfiger kot pantolon reklamında kullanıldı.Daarna werd hij door kledingfabrikant Tommy Hilfiger ingehuurd voor reclamecampagnes.
O benim pantolonum.Dat is mijn broek.
Pantolonunu her gün ütüler.Hij krijgt zijn broeken iedere dag gestreken.
Pantolonu her gün ütülenir.Zijn broek wordt elke dag gestreken.
Bu pantolon ne kadar?Hoeveel kost die broek?
Pantolonumu büyük bir mağazadan sipariş ettim.Ik had mijn broek besteld bij een grote winkel.
Dikenli telin altından sürünerek geçtiğinde, pantolonuyla takılıp kaldı.Toen hij onder het prikkeldraad doorkroop, bleef hij er met zijn broek aan haken.
Rufus adında bir tüysüz köstebeği vardır, onu genellikle pantolonunun cebinde taşır.Właściciel kretoszczura Rufusa, którego nosi w kieszeni.
Pantolon daha sonra HIStory World Tour'da kullanılmaya başlandı.Linia odzieży była użyta podczas trasy Wonder World Tour.
Bir gömlek, bir pantolon ve bir ayakkabıyı kaç farklı şekilde giyer?Stosowana jest na różnego typu koszule, bluzki oraz bieliznę.
(Paris'in pantolonunu giymiştir.)(Han tog på sig skorna.)
Genellikle kot pantolon ve tişört giyer.Bär oftast mössa och jeans.
Genellikle onu pantolonunun cebinde taşır.Pungen förvarades ofta i fickan.
Bu pantolonumu çıkarmak gibi olur." demiştir.Det bidde ett par byxor."
Alt giyimi olan pantolonlar (ch'ähtlè') kürkten (dëzur thäl) de yapılır.På smokingkavajer förekommer även en tredje typ: sjalslag.
1990'da Battulga, yerel olarak Macaristan'da kot pantolon dikmeye ve satmaya başladı.У 1990 році, Баттулга почав шити і продавати джинси в Угорщині.
Genellikle onu pantolonunun cebinde taşır.Частіше всього носили її в мішках на плечах.
Alt giyimi olan pantolonlar (ch'ähtlè') kürkten (dëzur thäl) de yapılır.جُبَّة («верхній одяг», звідки також «шуба»).
Yaz mevsiminde erkekler pantolon veya şalvar üzerine gömlek giyerler.Влітку носили полотняні штани на очкурі — ногавки або гачі.
1915 yılında Pantolonlu Bulut adlı şiir kitabını yazar.1912 року виходить збірка його поезій «Рассыпанное ожерелье».
Biraz hödük görünen Steive Rae genellikle kovboy çizmeleri ve dar pantolonlar giyer.Так, я завжди ношу маленький глок і ще якусь погань в моїх ковбойських чоботях.
Yazın beyaz pantolon giyiyorlardı.Влітку носили саф'янові черевики.
Tom'un pantolon askısı var.Том має підтяжки.
O güzel bir pantolon.Це гарні брюки.
"Bu çocuğun çonu yok belinde pantolon durmuyor!"Zrovna přichází pan Pantalon, i když bez syna.